BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aşk alametleri

Aşk alametleri

7/24 şap­şal şap­şal sı­rıt­mak­tır. Uçar gi­bi ya­şa­mak, çığ­lık at­mak is­te­mek­tir! Ha­ya­tı ‘şaş­kı­n’ şe­kil­de ida­me et­tir­mek ve du­ru­mun far­kı­na an­cak çev­re­de­ki ki­şi­le­rin dürt­me­siy­le var­mak­tır... Sev­di­ce­ği gö­ren­de mi­de­ye kramp­lar gir­me­si, aşu­re piş­me­si­dir!



7/24 şap­şal şap­şal sı­rıt­mak­tır. Uçar gi­bi ya­şa­mak, çığ­lık at­mak is­te­mek­tir! Ha­ya­tı ‘şaş­kı­n’ şe­kil­de ida­me et­tir­mek ve du­ru­mun far­kı­na an­cak çev­re­de­ki ki­şi­le­rin dürt­me­siy­le var­mak­tır... Sev­di­ce­ği gö­ren­de mi­de­ye kramp­lar gir­me­si, aşu­re piş­me­si­dir! Kal­bi­nin hu­ni­den ge­çi­yor­muş­ça­sı­na sı­kış­ma­sı, son­ra bir­den ge­len kalp çar­pın­tı­la­rı ve en­gel­le­ne­mez bir gü­lüm­se­me... Sı­nır­sız ne­şe, hi­pe­rak­ti­vi­te. Te­le­fon zır­la­ma­sı­na aşı­rı has­sa­si­yet... Ad­re­na­lin se­vi­ye­si­nin ta­van yap­ma­sı... Ra­hat bat­ma­sı... Bey­nin tüm fonk­si­yon­la­rı­nı bir ke­na­ra bı­ra­kıp, yal­nız­ca “O’­nu gö­re­bil­mek için ba­ha­ne üret­me­k” için ça­lış­ma­sı... Ara­ma­dı­ğın­da kramp­lar gi­ren mi­de... Kav­ga edil­di­ğin­de dün­ya­yı al­gı­la­ma­da güç­lük çek­me. İn­ti­kam ate­şiy­le on­dan uzak dur­mak, son­ra da ‘ben­den ni­ye uzak du­ru­yor?!!’ di­ye ka­fa­yı ye­mek... “Şu­nu da ge­çer­ken atı­ve­r” di­ye ele tu­tuş­tu­ru­lan çöp tor­ba­sıy­la dol­mu­şa bin­mek. Sarf et­ti­ği en sa­lak ke­li­me­ye bi­le iki mil­yon el­li se­kiz bin fark­lı man­tık­lı ba­kış açı­sı ge­liş­tir­mek, abar­tı has­sas­laş­mak, “a­ca­ba ne de­mek is­te­di?” di­ye sa­at­ler­ce dü­şün­mek. Her tür­den, tel­den saç­ma sa­pan aşk şar­kı­la­rı­nın as­lın­da ne ka­dar de­ri­iin ve an­lam­lı­ıı ve doğ­ru­uu ol­du­ğu­nu dü­şün­me­ye baş­la­mak... Bir de bun­la­rı din­le­mek. Üst üs­te dur­ma­dan din­le­mek... Ha­va­da aşk so­lu­mak. Gi­di­len her yer­de ‘a­a bu onun par­fü­mü’ di­ye dü­şü­nüp “a­ca­ba et­raf­ta ola­bi­lir mi?” di­ye sa­lak sa­lak ba­kın­mak... O, kar­şı­dan gö­zü­kün­ce su­rat­ta be­li­ren ap­tal bir ifa­de­yi en­gel­le­ye­me­mek, in­san­la­rı do­ğa­yı ay ya­ni ne bi­le­yim apay­rı bir sev­mek, her şe­ye “o­lur, ta­bi­i, el­bet­te, re­ca­a ede­rim!” di­ye ce­vap ver­mek... Onun­la te­le­fon­la ko­nu­şur­ken evi su bas­sa da fark et­me­mek, ara­yıp sor­ma­dı­ğın­da ka­fa at­mak is­te­mek. Mi­lat ola­rak O’­nu kul­lan­mak, her şe­yi on­dan ön­ce ve on­dan son­ra ola­rak ka­te­go­ri­ze et­mek... Ara­da nor­mal ar­ka­daş­la­ra, ka­sa­ba da ha­ya­tım, aş­kım gi­bi sev­gi söz­cük­le­riy­le hi­tap et­mek... Ani öf­ke nö­bet­le­ri, ani sev­gi nö­bet­le­ri, ani nö­bet­ler, yük­sek oran­da te­bes­süm ve göz­ya­şı tü­ke­ti­mi, yük­sek oran­da trip at­ma­ca tut­ma­ca... Bu ya­zı­yı okur­ken her sa­tı­ra ka­fa sal­la­yıp, dü­şü­nün­ce “hak­ka­ten böy­le ya­pı­yo­rum yav?” de­mek... *** Not: Er­ken teş­his ha­yat kur­ta­rır. -Al­lah kur­tar­sın Hik­met abi... -Her­kes ken­di­ni kur­tar­sın ca­nım. -Amin. >> Ni­nem diyor ki: Âşık adam, ke­sik du­da­ğı­nı gam­ze sa­nır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT