BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Halkın malına el koyan sultan

Halkın malına el koyan sultan

Dünyanın her yanında olduğu gibi, İslâm tarihinde de zulüm ile fazilet mücadele etmiş. Allah’ın gerçek kulu olan âlimler bu mücadelede bazen kellelerini kaybetmiş; fakat, onları yola getirmek için din de ilim de herşeyi göze alan bilginler büyüdükçe büyümüş, üstün manası ile velî olmuşlardır.



Dünyanın her yanında olduğu gibi, İslâm tarihinde de zulüm ile fazilet mücadele etmiş. Allah’ın gerçek kulu olan âlimler bu mücadelede bazen kellelerini kaybetmiş; fakat, onları yola getirmek için din de ilim de herşeyi göze alan bilginler büyüdükçe büyümüş, üstün manası ile velî olmuşlardır. Bu bakımdan âlimlerin her şeye katlanarak doğru fetva vermeleri nice şah ve padişahların, tarihe altın sözlerle geçmesini sağlamıştır. Koca Ragıp Paşa zulümden korkarak veya çıkar sağlamak için, yalana tenezzül eden bilginleri, şu ünlü beyti ile uyarır: “Meşhurdur, cihan fısk ve fesat ile harab olmaz. Cihanı, ancak âlimlerin dalkavukluğu harab eder.” Mevlânâ’da ve İslam yazarlarında; sultanlara, yanlışlarından ötürü karşı çıkıp, milletin soyulmasına yolsuzların azmasına karşı din, ahlâk kanun ve fazilet uğruna çarpışan âlimlerin büyüklüğünü anlatan bahisler çoktur. Bunun aksini yapan tıynetsiz bilginler, yazarlar, kitap ve gazeteler lânetlenerek yere vurulmuşlardır. İyileri dinleyen hükümdarlar ise (özellikle Osmanlı tarihinde) göklere çıkarılmışlardır. Aşağıda size Prof. Y. Kandemir İ. L. Çakan ve R. Küçük’ün güzel dille Türkçe’ye malettikleri İmâm Nevevî’nin Riyâzü’Sâlihîn adlı kitabının 1. cildinden (Erkam yay. Faks: 0212 513 27 03) bizzat Nevevî’nin zâlime karşı bir İslâm âlimi büyüklüğü menkıbesini sunuyorum. Nevevî’nin asıl hedefi sultanın halka iyi davranmasını temin etmek olduğu için çok defa yumuşak ve yapıcı bir üslûp kullanmayı tercih etti. Cenâb-ı Hakk’ın kendisini dinine hizmet etmesi, Müslümanlar’ın haklarını gözetmesi, halka şefkat göstermesi, onların zayıflarına sahip çıkması ve tebaasını her türlü zarardan koruması için bu makama getirdiğini, bunları yapmayıp halkın hakkını çiğnediği takdirde Allah’ın huzurunda zor durumda kalacağını hatırlattı.. Halkın toprağını elinden almanın dinen câiz olmadığını, bu uygulamayla yetim, dul, yoksul birçok zavallıya büyük zararlar vereceğini, o güne kadar dinin emirlerinden ayrılmayan sultanın, kendi halkının malını zorla ellerinden almasının doğru olmayacağını belirtti. Nevevî’nin sultanı bu tarzda uyarması bazı kimseleri telaşa düşürdü. Sultana karşı direnmekten vazgeçmesini istediler. Hiçbir mevkide gözü olmayan Nevevî, bu kimselere de zehir zemberek denen cinsten mektuplar yazarak uyardı, onları dinin buyruklarına uygun yaşamaya dâvet etti. Haçlılara karşı verdiği savaşlarla ünlü Melik Baybars, aslında samimi bir Müslümandı. Bu Kıpçak asıllı Türk sultanı, Moğollar’ın Suriye’ye saldırdığı sıralarda halkın mümbit topraklarını, bahçelerini hazineye katmak istemiş, bunun için de Suriyeli âlimlerin fetvasına başvurmuştu. Bazı âlimler korktukları için, bazıları dünyalık elde etmek için sultanın istediği fetvâyı vermişti. Baybars, Nevevî’den de fetva istemiş, fakat bu uygulamanın haksızlık olduğuna inanan Nevevî fetvâ vermeyerek sultana şunları söylemişti: “Hiçbir şeyin yokken Allah lütfedip seni melik yaptı. Duyduğuma göre sarayında, eğerlerinin kayışları altından mâmul bin kölen varmış. Çeşit çeşit ziynet eşyalarına sahip iki yüz câriye ile de yaşarmışsın. Bütün bunları onlardan alıp savaş hazırlığı için kullanırsan; buna rağmen yine de devlet hazinesi yetersiz kalırsa... Halkın malına el koyman için ancak o zaman sana fetvâ veririm.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT