BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Karahanlılardan Osmanlılara -1-

Karahanlılardan Osmanlılara -1-

Türkler, fıtratlarındaki temizlikle, seve seve ve büyük topluluklar hâlinde, en son ve en mütekâmil dîn olan İslâmiyeti kabûl etmişlerdir...



Malum olduğu üzere, genel olarak Türk târihi, tâ Hazret-i Nûh’un oğlu Yafes‘e kadar uzanmaktadır. Nûh aleyhisselâmın oğlu Yâfes’in torunları olan Türkler, hükümdârlarının Müslümân olmalarından sonra, fıtratlarındaki temizlikle, seve seve ve büyük topluluklar hâlinde, en son ve en mütekâmil dîn olan İslâmiyeti topluca kabûl etmişlerdir. Müslümân Türkün târihi, Karahânlılar dönemine kadar varmaktadır. Sekizinci asırda Müslümânlarla tanışıp, içlerinden kısmen, İslâm dînini kabûl edenlerin bulunduğu Türklerin 10. asırda topluca İslâmiyeti kabûlü, netîce îtibâriyle, [bundan önceki 2 makâlemizde bir nebze bahsettiğimiz gibi] târihteki birçok hâdiseye yön vermesi bakımından çok önemlidir... En son İlâhî dîn olan İslâmiyet, hiçbir misyonerlik teşkîlâtı olmadığı ve propagandası için devlet hazîneleri sarf edilmediği hâlde, başka dînlerden olan birçok insan tarafından benimsenmekte ve Müslümanların sayıları günden güne artmaktadır. Bilhassa Afrika’da bir çığ gibi büyüyen İslâm dîni; Amerika, Avrupa, Japonya, Çin... gibi dünyânın her tarafındaki devletlerde de hızla yayılmaktadır. KARAHANLILAR DEVLETİ Bu mukaddimeden sonra belirtelim ki, 840 senesinde Uygur Devleti’nin Kırgızlar tarafından yıkılmasıyla, Orta Asya bozkırlarında Bilge Kül Kadir Hân tarafından kurulan, Türkistân ve Mâverâünnehir’de hâkimiyet kuran Karahânlılar Devleti, ilk Müslümân-Türk devletidir. Karahânlılar Devletinin en önemli hükümdârlarından olan Abdülkerîm Satuk Buğra Hân’ın, Türk hükümdârları arasında çok husûsî bir yeri bulunmaktadır. Çünkü meşhûr olan rivâyetlere göre, ilk Müslümân-Türk hükümdârı odur. Devrin İslâm kaynaklarında “El-Hâkâniye”, “El-Hâniye”, “Âl-i Afrasiyâb”; başka eserlerde de, “Alp-İlig Hânlar”, “Arslan-Buğra Hânlar” unvânlarıyla anılan “Karahânlılar” Devleti; 840-1212 târihleri arasında Türkistân ve Mâverâünnehir’de hâkimiyet kuran ilk Müslümân-Türk devletidir. “Karahânlılar”, Karluk, Çiğil, Yağma ve diğer Türk boylarından meydana gelmektedir. Karahânlılar tâbiri, batılı “şarkıyâtçı”lar tarafından, bu sülâlenin “Kara” unvânını çok kullanmaları sebebiyle verilmiştir. “Kara”, Türkçe’de, “kuzey yönü”nü işâret etmesinin yanında, “büyüklük” ve “yükseklik” de ifâde eder. XIV. [ondördüncü] asrın başından XX. [yirminci] asrın ilk çeyreğine kadar hüküm süren, şerefli ve en uzun ömürlü bir hanedânın kurduğu bu Müslüman-Türk Devleti [Osmânlı Devleti]; kavimler, dînler ve mezhepler arasında sağlam bir âhenk kurmuş, halk kitleleri arasında hiçbir fark ve tezâda müsâade etmemekle, dünyâ târihinde milletlerarası en kudretli ve cihânşümûl bir siyâsî varlık teşkîl etmiştir. OSMANLI’NIN ÜSTÜN MEDENİYETİ “Osmânlı Devleti”, sâdece Türklerin, Müslümânların değil, pekçok gayr-i müslimin dahî medhettiği; dört yüz çadırdan ihtişâmlı bir cihân devleti kuran, yirmi milyon kilometrekarelik bir coğrafyayı vatan yapan ve bizlere mîrâs bırakan, medeniyetlerin en güzel ve en üstününü kuran bir devlettir. Hak ve adâlete riâyette en üstün seviyeye yükselen, İslâmiyete hizmette, dünyâ târihinde, Peygamber Efendimizin “Asr-ı Saâdet”i ve “Hulefâ-i Râşidîn”in devirlerinden sonra 2. sırayı alan bir devlettir. Türk ve İslâm târihinin en muhteşem devri, dünyânın en büyük devletlerinden olan Osmânlı Devletinin, Osmânlıların eseridir. Dünyânın en uzun ömürlü hânedânı olan Osmânlı hânedânı, dünyâda hiçbir âileye nasîb olmayan büyük ve dâhi pâdişâhları birbiri ardından yetiştirmekle, bu devlete yalnız en büyük hayâtiyeti bahşetmekle kalmadı; aynı zamanda milletin de kalbini kazanarak, onu millî, İslâmî ve insânî ideâller çerçevesinde, cihân hâkimiyeti düşüncesinin de en sağlam teşkîlâtı hâline getirdi. Osmânlı cihân hâkimiyeti ve dünyâ nizâmı ideâli, şüphesiz millî şuûr ve uyanış yanında, asıl kaynağını İslâm dîni ve onun cihâd rûhundan alıyordu. Eski ve yeni devletlerden farklı olarak, dışta istîlâ tehditleri ve içeride çeşitli ırk, dîn, mezhep mensûbları ve grubların huzûrsuzluk endîşeleri bulunmuyordu.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT