BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Bu evde bir çocuk sesi olsa...”

“Bu evde bir çocuk sesi olsa...”

Ferit Bey iki adam odadan çıkar çıkmaz hemen telefona sarılıp bahçe kapısındaki adamı Turgut’a direktifini vermişti.



Ferit Bey iki adam odadan çıkar çıkmaz hemen telefona sarılıp bahçe kapısındaki adamı Turgut’a direktifini vermişti. - Turgut, bebeğin babasını takip et. Gittiği yeri, oturduğu evi öğren bana. Biraz da araştır. Kimdir, nedir, neyin nesidir! Akşam senden rapor bekliyorum. Telefonu kapatıp arkasına yaslandı. Karısı İpek Hanım girmişti içeriye o sırada: - Ne istiyorlarmış Ferit? Gülümsedi karısına: - Ne isteyebilirler hayatım? Tabii ki para! İpek Hanım sabahlığını savurarak gelip koltuklardan birine oturdu: - Bu kadar paramız var, yarından sonra ölüp gittiğimizde kimseye kalmayacak. Ardımızda kimsemiz olmayacak... Her şeyim var çok şükür ama mutlu değilim, bir evladım yok. Öyle bunalıyorum ki Ferit... Bu evde bir çocuk sesi olsa... Düşün hayatımız nasıl değişirdi. Onu nasıl özenle büyütürdüm... Gözleri dolmuştu. Ferit Bey Haydar ve Yaşar’ın niyetlerini açıklamayı uygun görmemişti. Kafasında çeşitli planları vardı. Girişimlerinden eğer sonuç alırsa karısını haberdar edecekti. Onun boş yere umutlanmasına gönlü razı olmuyordu. - Üzülme karıcığım, araştırdığımı biliyorsun, senin arzularını yerine getirmek benim görevim. Seni mutlu ettiğim zaman ben de mutlu oluyorum. Biraz sabır... İpek Hanım ince narin parmaklarıyla iri gözlerinin kenarlarında biriken yaşları sildi: - Zaman geçiyor Ferit, yaşlanıyoruz. Bir süre sonra çok geç olacak... Ferit Bey yerinden kalktı ve karısının yanına geldi. Onun ellerini avuçlarının içine aldı: - Biliyorum endişelerini canım. Ama bu iş çok riskli bir iş. Bizim evladımız olacak çocuk hiçbir zaman bizim onun öz anne ve babası olmadığımızı bilmemeli. Bunu temin edebilmek içinde titiz davranmak zorundayım. Yarından sonra çok daha büyük sarsıntılar yaşamamak için bunu yapmamız lazım. Biraz daha sabır. Haydi gel seninle bahçeye çıkalım, temiz hava alalım. İstersen bugün dışarıda da yiyebiliriz. Seni sevdiğin o balık lokantasına götüreyim ister misin? Biraz değişiklik olur. İpek Hanım kocasının üzüldüğünü anlamıştı. Gülümsedi: - O kadar iyi bir insansın ki Ferit. Seni üzmek istemiyorum. Bu hayatta isteyebileceğim en son şey. Ne olur beni affet... Ferit Bey şefkatle gülümsedi: - Üzülmedim canım. Sadece bu kadar hassas olmana endişeleniyorum. Bana her şeyden önce sen lazımsın... Haydi, kalk üzerini değiştir. Biraz hava alalım. Ben şoföre haber vereyim. İpek Hanım kocasının yanağına bir öpücük kondurup odadan çıktı. Ferit Bey düşünceliydi... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT