BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kırım sürgününün 65. yılı

Kırım sürgününün 65. yılı

18 Mayıs 1944’te Vatan Kırım’dan sürgün edilenleri tanımak sürgün faciasını, yaşanan dehşeti, insan ve halk hafızasında oluşturduğu korkunç tesiri anlamak için önemli...



18 Mayıs 1944’te Vatan Kırım’dan sürgün edilenleri tanımak sürgün faciasını, yaşanan dehşeti, insan ve halk hafızasında oluşturduğu korkunç tesiri anlamak için önemli... Yaşamayan bilmez derler... Gerçekten öyleymiş... Sürgünü yaşayanları tanıyıp, onlarla röportajlar yapınca bunu çok çok iyi anladım... Sürgün faciasını kitaplardan okumak başka, yaşayandan dinlemek bambaşka şey... Günlerce kapıları açılmayan hayvan vagonunda pislikler içerisinde, bitler her yanını sarmış, aç, susuz ve tıklım tıklım vagonda en doğal tuvalet ihtiyacını gideremeyen 17 yaşında bir Ayşe olmak.... Vagonda kucağında ölen evladını, trenin durduğu ıssız bir stepte, rayların kenarında bir direğin dibinde bırakan Fatma olmak.... Cepheden göğsünde “Sovyet madalyalarıyla” dönüp, eşi ve çocuklarını vatanından binlerce kilometre uzaklarda, Ural Dağlarında, Özbekistan çöllerinde aramak, sonra bir köyde açlıktan öldüklerini, cesetlerinin çakalların yediğini öğrenip, bir saatte bütün saçları beyazlayan bir Ahmet olmak... Binlerce insan, binlerce hayat, binlerce dehşet... Bunu, bu faciayı sadece Kırım Tatarları yaşamadı, Ahıska Türkleri de yaşadı. Çeçenler, İnguşlar, Karaçaylar, Malkarlar da.... Hiç şüphesiz bu “gerçek bir soykırım”.... 1944 Sürgününden sonra ölümün eşiğinden dönen, inanılmaz bir mücadele vererek Kırım’a dönen muhteşem insanlarla birlikte omuz omuza yürümenin onurunu yaşayacağız... Ama yüreklerimizde acıyla.... Belki de sürgün faciasının son tanıklarıyla konuşacağız.... Onların evlatlarıyla beraber Akmescit caddelerinde, Akmescit meydanında yapılan haksızlığı haykıracağız.... Zafer Karatay >> Bizi savunan ve destekleyen yok! Bizlerin içinde kanayan yaradır askerlik, nasıl tarif edersek edelim bir yanımız eksik kalacaktır. Türkiye’de ne sendikal haklarımız var, ne işimizi gücümüzü savunacak bir yandaşımız, ne de sosyal yaralarımıza bir merhem. Ne desek bir eksik bir fazla gelir, sesimizi duyurmak bile suç olmuş. Ne yorum yapabiliriz ne de çıkıp gazetelere bir şey söyleyebiliriz. Kısacası ne yerimiz var ne yurdumuz... Bir polis memuru >> Emeklinin ilacı tam verilsin, fark alınmasın Eczanelerde emeklilere zulüm yapılıyor! Doktor günde 2-3 adet ilaç yazıyor, bilgisayardan 1 adet çıkıyor! Birçok raporlu ilaçtan bile fark alınıyor! Devlet niye var? Devletin organları, kurulları, kurumları, kuruluşları niye var? Yurttaşlar niye vergi ödüyor? Siyasi partiler ne iş yapar, niye vardırlar? Sendikalar, kimler için kurulmuş? Basın, kimlerin çıkarlarına hizmet eder? Sivil Toplum Örgütleri, odalar, birlikler, üst birlikler niye vardır? Kimlerin haklarını korurlar? Eczanelere gidin; hastanın, emeklinin/çalışanın, fakir/fukara-garip/gurebanın halini bir görün! Alpaslan Yalçın >> Maden eylemi “Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, Çaldağı eteklerinde kurulu nikel madeni, çevrecileri ayağa kaldırdı. Çevre ve Orman Bakanlığı’nca bütün izinleri alınıp faaliyete geçmeye hazırlanan, İngiliz Sardes (Bosphorus) Nikel Madencilik’e ait tesiste, sülfirik asit kullanılacağını ve binlerce ağacın kesileceğini öne süren yaklaşık 5 bin çevreci, Turgutlu Koza Pazarı’nda toplanıp tepkisini dile getirdi.” Altına karşı eylem-Taşocağına karşı eylem-Demir madenine karşı eylem-Nikel madenine karşı eylem... Birlik olmadıktan sonra biz daha çok uğraşırız bunlarla... Danıştay iptali sonunda zaten yeni maden açılması imkansız hale geldi... Anayasa mahkemesi iptal gerekçesini açıklamıyor.. Yeni yasal düzenlemenin önü gerekçeli karar açıklanıncaya kadar kapalı... Tüm Madencilik örgütlerinin birleşmesinden başka yol yoktur... Bu örgütler ne yapıyor? Abdullah Aközel >> Bu gidişle madencilik yapılamayacak hale gelecek Madenciler olarak çalışanlar dahil hepimizin birlikte hareket etmemiz gerek. Bu gidişle madencilik yapılamayacak hale gelecek ülkemizde. Madencilik faaliyetleri haricinde çevre katledilirken, ağaçlar kesilirken kimsenin sesi çıkmıyor. Çevreciler, sondaj çalışmalarında bile ortalığı birbirine katarken, Gökova-Marmaris karayolu genişletme çalışmalarında binlerce çam ağacı kesiliyor, yazılı ve görsel medyada bu konuda bir satır bile yazı göremiyoruz, ama iş madenciliğe gelince kıyametleri koparıyorlar. Gerek kamu gerekse özel işletmelerde çok güzel ağaçlandırma çalışmaları var, bunları bile kamuoyuna anlatamıyoruz. Hiç sesimiz çıkmıyor. Hakkı Elbir
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT