BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “İletişim kazaları ve özürlüleri”

“İletişim kazaları ve özürlüleri”

İnsanlar birbirleriyle iletişim kurarlarken, Beden Dili ve Ses Tonu araçlarının yanı sıra konuştukları lisanlardaki kelimelerin, doğru ve anlaşılır bir biçimde telâffuz edilmesiyle, söylenenleri algılar ve anlarlar.



İnsanlar birbirleriyle iletişim kurarlarken, Beden Dili ve Ses Tonu araçlarının yanı sıra konuştukları lisanlardaki kelimelerin, doğru ve anlaşılır bir biçimde telâffuz edilmesiyle, söylenenleri algılar ve anlarlar. Şayet kelimeler yutuluyor, yuvarlanıyor veya yanlış telâffuz ediliyorsa; ifade bozuklukları, yetersizlikleri ve dolayısıyla da kavram kargaşaları ortaya çıkar. Maâlesef, Toplumsal İletişim Kazaları‘nı; -özellikle kitle iletişim araçları içerisindeki en etkin yayın organlarının önünde bulunan ve seyircilere doğru, güzel ve birer örnek teşkil etmesi gereken TV kanallarının vitrinlerindeki elemanlarda görmekteyiz!... Peki, nedir bu iletişim kazaları, ana başlıklar hâlinde sıralayayım; > Dinlememek ve üstüne üstlük söz kesmek!... > Önyargılı yaklaşım!... > Üslûp Kazaları!... (Başta Görgü Kuralları dâhil olmak üzere, her türlü yanlış tavır, davranış, Beden Dili, Ses Tonu ve Sözcük Tutarsızlıkları) > Kör Noktalar!... (Farkında olamadığımız ve bilmeden sergilediğimiz her türlü tutum ve davranışlar) > Kavram Kargaşaları!...(Kelime haznesinin yetersizliği, yanlış telâffuzlar ve anlamını bilmeden kullandığımız kavramlar) İşte bunlara İletişim Kazaları diyoruz!... Şimdi soruyorum?... Bu kadar Radyo ve TV kanalları içerisinde özellikle mikrofon veya kamera önünde, şiir dili olan güzelim Türkçe’mizi, Beden Dili‘ni ve Ses Tonu‘nu -tabii ki meslekî bilgi, birikim ve tecrübesiyle ve halkın duygularına tercüman olma gayesiyle ve dahi tarafsız bir biçimde- hakkını vererek icrâ eden kaç spiker, sunucu, haberci ya da röportaj yapan kişi sayabiliriz?!... Bu soruyu başka bir biçimde, TRT spikerlerinin Pîri olan rahmetli Tarık Gürcan hocama, yaklaşık 15 yıl önce, “Günümüzün Türkçe ve İletişim İcrâcıları olan Sunucu ve Spikerleri nasıl değerlendiriyorsunuz?!..” diye sormuştum, şöyle cevap vermişti; -Elimde imkân olsa, TRT Spikerleri de dâhil olmak üzere hepsini elden geçirir, tekrar sınava sokar ve lâyık olmayanlarını da hemen elerdim!!... Duayen de pek kalmadı ama, bu onurlu bayrak yarışında, merhum Tarık Gürcan‘dan el almış; eski bir TRT Spikeri, Konservatuvar Tiyatro Kökenli ve hâlen iletişimin her alanında bu Bayraktarlığı ve Hocalığı sürdürüp, binlerce öğrenci ve katılımcıyı çeşitli eğitimlerle bilgilendirip yönlendiren, eğiten ve güncelleyen biri olarak, aynı soru bugün bendenize sorulmuş olsa -ki çok soruluyor; cevabım, sözüm meclisten dışarı olmak üzere ve bu konuda hiç de tevazû göstermeksizin- “Aynı uygulamayı çoktan hak ettiler!!...” diye cevap vermekten çekinmeyecek güçte olduğumuzu da vurgulamak isterim!!.. Sağlıcakla kalınız efendim!!...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT