BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Raftingçiler Artvin’e

Raftingçiler Artvin’e

Göç almadığı, nüfusu artacağına azaldığı için tahrip edilmemiş, yeşili katledilmemiş, dokusu bozulmamış şanslı bir şehir, Artvin



MEMLEKETTEN HABER VAR -52- Behçet FAKİHOĞLU Göç almadığı, nüfusu artacağına azaldığı için tahrip edilmemiş, yeşili katledilmemiş, dokusu bozulmamış şanslı bir şehir, Artvin Erzurum istikametinden Çoruh Vadisi’ne doğru inişe geçiyoruz. Gittikçe vadi derinleşiyor, dağlar dikleşiyor. Bazı yerlerde ancak tek aracın geçebileceği kadar dar olan yolda bazen duruyor, karşıdan gelen aracın geçmesini bekliyoruz. Tünellere girip çıkıyor, virajlarda yavaşlıyor, çalışmalar sebebiyle zaman zaman bekliyoruz ama sıkılmıyor, bu inanılmaz görsel şölenin tadını çıkarıyoruz. Ortada deli deli akan Çoruh Nehri, iki yandan gökyüzüne yükselen sarp kayalar. Nehir kenarındaki bir karışlık topraklarda yapılmış bahçeler, evler, seralar, zeytin bahçeleri... Her evin hizasında Çoruh Nehri üzerine kurulmuş ilkel teleferikler... Dağların tepesinde, ufuk çizgisinde harıl harıl çalışan, sanki her an üzerimize düşecekmiş gibi görünen iş makinaları... Bunlar yol yapıyormuş. Birkaç yıla kalmaz, vadideki yol o tepelere taşınacak, vadi ve bütün bu güzellikler baraj suları altında kalacak. Enerji için barajlar kurulacak, vadi sularla dolacak, ama birkaç yıl sonra buralar tamamen değişecek, zeytinlikler, teleferikler, seralar, evler kalmayacak... Yusufeli yol ayırımından sonra çalışmalar daha da hızlanıyor. Artvin istikametine doğru gittikçe tırmanışa geçiyor, derin vadilere bu defa tepeden bakıyoruz. Derince Barajı’nın inşaat alanını, delinmiş dağları, dev makinaları, dağları yeniden şekillendiren yolları ve uzaktan, yeşillik içine açılmış balkonlar gibi Artvin’i görüyoruz. Durup bu olağanüstü güzellikleri, tezatları saatlerce seyre dalmak istiyor, aynı yerde birçok vatandaşın arabalarından inip çekim yaptıklarını görüyorum. GÖĞE KOMŞU TOPRAKLAR Dağın yamacına, kurulmuş Artvin’i, dağ zirvelerinde bulunan bulutlar çadır gibi örtüyor, “Göğe komşu topraklar”a geldiğimiz anlaşılıyordu. 5.5 saattir Erzurum-Artvin yolundaydık, ama kayda değer, şikayetimiz yoktu. Bu güzellik için bir o kadar zaman daha harcayabilirdik. Biz şanslıydık, birkaç yıl sonra bu güzellikleri görmek imkansız olacaktı... Virajlı yolda tırmanışımıza devam ediyor, Artvin’e varıyoruz... Düzlüğü olmayan, yamaçlara yapılmış binalar, yukarıya doğru uzanan daracık sokaklar; caddeleri kestirmeden birbirine bağlayan merdivenler. Dört bir tarafta yeşillikler arasına serpiştirilmiş tek tek evler ve gittikçe dikleşen yemyeşil dağlar... Göç almadığı, nüfusu artacağına azaldığı için tahrip edilmemiş, yeşili katledilmemiş, dokusu bozulmamış şanslı bir şehir, Artvin. Nüfusu 24 bin, herkesin birbirini tanıdığı anlaşılıyor, gelen geçenler selamlaşıyor. Yabancı olduğumun hemen anlaşıldığını meraklı bakışlardan anlıyorum... Böyle bozulmamış, hafızasını kaybetmemiş, küçücük, kolay ve rahat bir şehir; arsızı hırsızı da yok, insanlar hoşgörülü ve tahamüllü... Stres mi kalır? GELENİN DE GİDENİN DE AĞLADIĞI ŞEHİR “Gelenin de gidenin de ağladığı şehir” diye söylenmiş. Gelen yabancılar ilk başlarda bu dağlardan, bu coğrafyadan ürküyor; alışınca da seviyor, terk etmek istemiyor. Böyle huzurlu bir kent ağlamadan terk edilir mi? Daracık sokaklarında geziyor, şehri tepeden gören Top Tepe’ye (Bayrak Tepe) çıkıp, devasa bayrağın direk dibinde şehri seyre dalıyor, sonra da DSİ tesislerinin bulunduğu yere gidip vadiye ve şehre bol bol bakıyoruz. Bu şirin şehre, Artvin’e daha fazla tutulmamak için ayrılıyor, Çoruh Nehrini ve Borçka Barajını solumuzda bırakarak Borçka’dan Karadeniz istikametine doğru ilerliyoruz. Vadilerin derinliği, dağların ululuğu azalıyor ama güzellikler eksilmiyor, baş döndürücü yeşil örtü daha da etkiliyor. Çay bahçeleri, Doğu Karadeniz’de olduğumuzu belli ediyor, sonra da Karadeniz görülüyor. DENİZ VE YEŞİLİN MUHTEŞEM UYUMU Hopa, Karadeniz sahiline kurulmuş, Gürcistan sınırına yakın şirin bir ilçe. Çok güzel bir sahili, zengin bitki örtüsü, ve kuş türleriyle eşsiz bir tabiata sahip. Çay ve fındık bahçeleri bu güzellikleri tamamlıyor. Deniz ve yeşil ancak bu kadar uyumlu olur. Sınıra doğru yola koyuluyor, Kemalpaşa Beldesi’ndeki canlılığı ve değişimi yakından görüyor, Sarp Sınır Kapısı’ndaki uzun TIR kuyrukları ve sınırdaki canlılığı görüyoruz. İnsanlar günübirlik, vizesiz bir şekilde gidip geliyor. Zaten hava ulaşımı Batum Havaalanı’ndan. Batum’la aramızdaki sınır şeklen var, insanlar mutlu... Kemalpaşa esnafıyla muhabbet ediyor, çaylarını içiyor, Rize istikametine doğru yola koyuluyoruz. Sağımızda Karadeniz, çarşaf gibi, dalga yok. Solumuzda Karadeniz bölgesinin o destansı yeşili ve pırıl pırıl bir güneş. Haşin dalgalardan, yağmurdan eser yok. Aynı güzellikteki Arhavi’yi de geride bırakarak, Artvin coğrafyasına çarpılmış şekilde Rize’ye geçiyoruz... BUÇUKU yemeden olmaz Kafkasya, Karadeniz, Anadolu’nun kültürel ve mutfak özelliklerini taşıyan Artvin’in zengin yemek çeşitleri bulunmakta. Karakteristik Artvin yemeklerini öğrenmek için “Sultan’ın Mutfağı”na gidiyor, Sultan Arslan’dan bilgi alıyoruz. 20 yıldır yemek işiyle uğraştığını söyleyen Sultan hanım masamızı Kundarlılor çorbası ve Buçuku ile donatıyor. Kundar, Artvin’in dağlarından toplanan bir baharat. Artvin’in loru da katılınca, nefis Kundarlılor çorbası ortaya çıkıyor. Artvin’in kış yemeği Buçuku biraz daha zahmetli. Ardanuç ve Yusufeli Binat’ta yetiştirilmiş, barbunya gibi ipte kurutulmuş şeker fasülyesi akşamdan kırılır, ıslatılır. Sabah haşlanır, suyu alınır. Kaburga (koyun eti) da ayrı bir kapta haşlanır. Kıyılmış soğan kuyruk yağı ile tencerede kavrulur, üzerine biraz salça dökülerek kavrulmaya devam edilir. Haşlanmış fasulye ve et bu kavrulmuş malzemeye ilave edilir. Üzerine çıkacak kadar kaynar su konur, buğday veya bulgur ilave edilir, üzerine domates konur kısık ateşte pişmeye bırakılır. EL SANATLARI HÂL GÖZDE EHRAM Artvin’in zengin el sanatları azalmış da olsa, hâlâ bulunmakta. Özellikle köylerde bu zengin birikim varlığını sürdürüyor. Ehram, hanımlar tarafından hâlâ köylerde dokunan bir örtü. Yüzde yüz yünden örülüyor. Kırmızı kenarlı ehramı gelinler kullanır ve bir statü oluşturur. Beyaz hanımeli motifli olan ehramları da başka kadınlar örter. Ehram; şal, masa örtüsü, perde, salon ve mutfak takımı, başörtüsü olarak da kullanılır. Artvin’in karakteristik özelliklerine sahip ehram başka yerlerde örülmüyor. Ehram örmeyi bir nineden öğrendiğini ve 20 yıldır bunu öğretmekle uğraştığını söyleyen Nurhayat Bilgin, bir kişinin normal büyüklükteki bir ehramı 1 ayda ancak örebildiğini, bunun da 700-800 liraya satıldığını belirtiyor, bu fiyatın vatandaşa pahalı geldiğini ve satışının kolay olmadığını ifade ediyor. Dağ zirvelerindeki bulutlar bir çadır gibi örtüyor Artvin’i... DOĞA SPORLARI için eşsiz mekanlara sahip Dorukları karlarla kaplı dağları, ilgi çekici ahşap mimari tarzıyla yeşil yaylaları, anıt ağaçları, bozulmamış yaşlı ormanları, krater gölleri, kanyonları ve birçok doğal değeri bulunduran Artvin; doğa turizmi zenginliği ile önem kazanmaktadır. Kaçkar ve Karçal dağlarında yapılan tırmanışlar, trekking parkurlarında yapılan yürüyüşler, Çoruh Nehri ve Barhal Çayında yapılmakta olan rafting ve kano gibi akarsu sporları, yörenin turizm potansiyelini ortaya çıkarmaktadır. ÇOK SAYIDA FESTİVAL DÜZENLENİYOR Artvin ve çevresinde çok sayıda festival düzenlenerek, yörenin kültürel zenginlikleri, tarihi eserleri, doğal güzellikleri ve alternatif turizm çeşitliliği gibi değerleri tanıtılmaktadır. Her yıl Temmuz ayının ilk haftasında düzenlenen Kafkas Kültür ve Sanat Festivali’nde yapılan boğa güreşleri ilgi görmektedir. İlin her yanından getirilen boğalar, boyun kalınlığına göre sınıflandırılıp güreştirilir. Artvin yöresinin sosyo-kültürel yapısının özetlendiği ve ülkemizdeki tek “Boğa Güreşi Arenasında” yapılan boğa güreşlerinin dünyada bir eşi daha bulunmamaktadır. Atabarı Kayak Merkezi, kış sporları için inanılmaz güzelliktedir. Borçka Barajı’nda su sporları için tesisler yapılmaktadır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT