BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ermeniler ve Türkler -IV-

Ermeniler ve Türkler -IV-

Gümrü Muahedesi, Hükümeti Milliyenin aktettiği ilk muahededir. Bu muahede ile düşmanlarımızın hayalhanesinde kendisinin ta Harşit Vadisine kadar olan Türk ülkeleri bahşedilmiş olan Ermenistan, Osmanlı devletinin 1877 Seferiyle kaybetmiş olduğu yerleri bize Hükümeti Milliyeye terk ederek dava haricine çıkarılmıştır. Şarkta, vaziyetlerde mühim tebeddül olması yüzünden bu muahede yerine, bilâhare akdolunan 16 Mart 1921 tarihli Moskova ve 13 Teşrini evvel 1921 tarihli Kars Muahedeleri kaim olmuştur.



Gümrü Muahedesi, Hükümeti Milliyenin aktettiği ilk muahededir. Bu muahede ile düşmanlarımızın hayalhanesinde kendisinin ta Harşit Vadisine kadar olan Türk ülkeleri bahşedilmiş olan Ermenistan, Osmanlı devletinin 1877 Seferiyle kaybetmiş olduğu yerleri bize Hükümeti Milliyeye terk ederek dava haricine çıkarılmıştır. Şarkta, vaziyetlerde mühim tebeddül olması yüzünden bu muahede yerine, bilâhare akdolunan 16 Mart 1921 tarihli Moskova ve 13 Teşrini evvel 1921 tarihli Kars Muahedeleri kaim olmuştur. Ermeni azınlığının bir bütün olarak tehlike teşkil etmediğini belirtmekle beraber bu millete mensup kişilerin zaman zaman Türkiye’ye kötülük yapmak için gayretler sarf ettikleri görülmektedir. Hiçbir şey yapamasalar kitap yayınlıyorlar. Buna en son örnek Ardeşoş Biberyan ve Vartan Yeğişeyan taraflarından yazılıp Paris’te basılan Batmakirk Adapazar Kağakin-Adapazar şerhinin (Tarih Kitabı) adlı Ermenice kitaptır. Bakanlar Kurulumuz 23 Aralık 1963 tarihli Resmî gazetede bu kitabın Türkiye’ye sokulmasını ve dağıtılmasını yasak etmiştir. Yahudi azınlığının 1945 sayımındaki 76.965 olan sayılarının İsrail devletinin 1948 Mayıs’ında kurulmasından sonra 1950 sayımında sadece 15.148’e düşmesi pek mânidardır. 1955 sayımında bu sayı birden 45.995’e yükselmiştir. Bu İsrail’e gidip orada memnun olmayarak dönenleri göstermektedir. Yahudiler hiç olmazsa isimler bakımından Türk çoğunluğa uymak çabası içindedirler. Selçuk, Bahri, Sami, Kemal, Cemal gibi isimleri benimsemektedirler. Diğer memleketlerde Amerika’da Yahudiler, Rosenberk, Rubinstein gibi adlarıyla toplumda belli oldukları halde Türk toplumunda hiç olmazsa isimleri bakımından göze batmak istememektedirler. Bu, yukarıda Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Memorandumunda bahsedilen (a) kategorisini teşkil eden azınlıkların davranışına uymaktadır. Belirttiğimiz üzere bu kategoriye giren azınlıklar, kendilerini hâkimiyeti ellerinde tutan gruptan ayıran karekteristiklerden vazgeçmek istemektedirler. Bugün gayrimüslim azınlıklar 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Andlaşmasının Ekalliyetlerin Himayesi başlıklı üçüncü faslındaki 37 ilâ 45 maddeler hükümlerine tâbidirler. Lozan Konferansının zabıtlarından anlaşıldığına göre Müslüman azınlıklar (Kürtler ve Araplar) ın durumlarından memnun olduklarına dair Türk delegasyonunun beyanatına bu azınlıklar itiraz etmediklerinden Lozan Antlaşmasında bu Müslüman azınlıkların korunmasına ait hükümler konmamıştır. Önemine binaen bu maddeleri aynen aşağıya alıyorum. 1) Gazi Mustafa Kemâl, Nutuk, Cilt 2.1920-1927 s.39-40
Kapat
KAPAT