BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çin vahşeti -3-

Çin vahşeti -3-

Doğu Türkistan’da, Çin polisinin misilsiz vahşeti karşısında, kahrolmamak mümkün değil. Kurban Bayramlarımızda, kurbanlık hayvanlarımızı sokaklarda, çocuklarımızın gözleri önünde kesmemize tahammül edemeyen Batı Dünyası, bütün insanlık âlemi önünde Uygur Türklerinin alınlarından vurularak öldürülmelerine sessiz-sedasız kalıyor. Bunun çok mühim iki sebebi var: Uygurlar Türktürler, üstelik Müslümandırlar.



Doğu Türkistan’da, Çin polisinin misilsiz vahşeti karşısında, kahrolmamak mümkün değil. Kurban Bayramlarımızda, kurbanlık hayvanlarımızı sokaklarda, çocuklarımızın gözleri önünde kesmemize tahammül edemeyen Batı Dünyası, bütün insanlık âlemi önünde Uygur Türklerinin alınlarından vurularak öldürülmelerine sessiz-sedasız kalıyor. Bunun çok mühim iki sebebi var: Uygurlar Türktürler, üstelik Müslümandırlar. Batı Dünyasının, Malazgirt zaferimizden sonra, üzerimizde uyguladıkları Şark Meselesi’ni bilmeyenler, bu cümlelerime dudak bükeceklerdir; büksünler bakalım. Ben de üzülerek ve şaşırarak görüyorum ki, İsrail’in, Gazze şehrini bombalaması üzerine, halkımızın gösterdiği büyük infial, öfke, galeyan... Doğu Türkistan faciasında görülmedi. Neden? Gazze’de öldürülenler insandır da, Müslümandır da, Doğu Türkistan’da katledilenler serçe midirler? Kırlangıç mıdırlar? Kumru mudurlar? Şimdi bir kere daha anlaşılmıştır ki, benzer hadiselerden sonra, sokaklara dökülerek kahrolsun veya yaşasın! feryatlarıyla şuraya buraya siyah çelenkler koymak, derdimize derman olmuyor. Bizim için yapılacak en önemli iş, sadece Türkiye’yi değil, bütün Türk dünyasını bir tarih şuuru içinde yetiştirebilmek, birleştirebilmek ve medenî ölçüler içinde, sesimizi bütün insanlık âlemine duyurabilmektir. ABD Başkanlarından J. Kennedy’nin 1961 yılında, bir nutkunu hatırlıyorum. Demişti ki: “Dünyanın neresinde olursa olsun, bir Amerikan vatandaşına yapılan bir haksızlığı, bütün Amerikan milletine karşı yapılmış gibi kabul ederim!” Ben, oldum olası bu Amerikan siyasetçilerini sevemedim ama J. Kennedy’yi, bu cümlesiyle çok takdir ettim. “Ciddi bir devlet adamı böyle olur” diye düşündüm. Şimdi diyeceksiniz ki, vatandaş başka, soydaş başkadır. Hayır! Hayır! Hayır! Biz, Mustafa Kemal Paşa başkanlığında, Millî Mücadele bayrağımızı açtığımızda, vatandaşlarımız yanında, soydaşlarımızdan da büyük yardımlar görmedik mi? Azerbaycan Türkleri, bize elli kilo altın göndermediler mi? Türkistan Türkleri, Buhara Emiri Osman Koca’nın büyük gayretiyle, bize kollarındaki altın bilezikleri, sandıklarındaki altın liraları yollamadılar mı? Bugünkü İş Bankası, Pakistan Müslümanlarının yardımlarından ayrılan paraların bir kısmıyla kurulmadı mı? Bunları nasıl unutabiliriz? Kim diyor vatandaş başka, soydaş başkadır diye? Doğru! Bir takım gâfil idareciler, bir zamanlar, Türkiye’de dış Türklerle ilgilenmeyi yasaklamışlardı. Hatta bunu suç saymışlardı. Ama bugün anlaşılmıştır ki, Türkiye dışındaki Türk Cumhuriyetleriyle, Türk topluluklarıyla ilgilenmemek gaflettir, dalalettir, ihanettir! Hiç kimse, kendi milliyetini tesbit hakkına sahib değil ve Yunus Emre’nin belirttiği gibi, elbette biz, “Yaradılanı, Yaradandan ötürü hoş görmek“ mecburiyetindeyiz. Ama kesinlikle bilmeliyiz ki, hangi ırktan geliyorlarsa gelsinler, bugün Türkiye’de yaşayan herkesin namusu, şerefi, hürriyeti.. Türk devletinin ve Türk ordusunun ayakta kalmasına bağlı. Pekin ve Moskova, bunun için Türk kelimesinden çok, ama çok korkuyor. Çin, bu korkudan ötürü, Doğu Türkistan‘a Sinkiyang diyor. Moskova Türk kelimesinden çok korktuğu için Batı Türkistan‘ı beşe böldü ve her Türk topluluğunun alfabesini bile farklı düzenleyerek onları birbirinden koparmaya çalıştı. Bugün Türkiyede de Türk kelimesinden korkanlar var. Veyl onlara!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT