BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öğretmenlikten hiçbir zaman KOPAMADIM

Öğretmenlikten hiçbir zaman KOPAMADIM

Ben öğretmenliğimi hiç unutmadım. Özel sektöre geçince büyük inşaat şirketimiz, inşaatlarımız vardı ama ben her zaman ne iş yaparsın denildiğinde öğretmenim demişimdir. Dolayısı ile öğretmenlik benim için her zaman zevkti...



Ben öğretmenliğimi hiç unutmadım. Özel sektöre geçince büyük inşaat şirketimiz, inşaatlarımız vardı ama ben her zaman ne iş yaparsın denildiğinde öğretmenim demişimdir. Dolayısı ile öğretmenlik benim için her zaman zevkti... Kemal Gözükara. Arel Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı. Daha güzel haliyle Kemal Hoca. İş hayatına matematik öğretmeni olarak başlayıp, bir süre inşaat ile mola verdikten sonra kolej ve bütünsel olarak eğitim kurumları ve bu bütünlüğü taçlandıran üniversite ile bugün binlerce öğrenciyi barındıran bir kurumun başında... Kendisine her konuda destek meslektaş eşi ve bir eğitimci anne babaya yaraşır eğitim almış üç evlat. SBS VE ÖSS sonuçları yeni açıklanmışken eğitim sistemi, gençler, gelecek ve hayata ayrıca Kemal Gözükara’nın bu güzelliklere geliş yolculuğunu konu aldık. Ha bu arada üniversite kurmak ve sistemi oturtmak diye önemli bir girişim ve aşama var. Arel Üniversite’nin kuruluş aşamasında ve bugün de Kemal Hoca’nın yanında olan ve daha önce birçok üniversitenin kurulmasında aktif rol alan Prof. Dr. Aysel Aziz hocama da yeri gelmişken eğitime katkılarından dolayı eski bir öğrencisi olarak teşekkür ediyorum. Sözü daha fazla uzatmadan Kemal Hocamın başarı öyküsüne buyrun... G.K.Z. Elbistan’da başlayan, matematik öğretmenliğinden binlerce öğrencinin eğitim gördüğü bir üniversitenin kuruculuğuna uzanan başarı öykünüz ile başlayalım.. Şu an 66 yaşındayım. Elbistan doğumluyum, bizim zamanımızda kazalarda liseler yoktu. Yani bir çok kazada ortaokul bile yoktu. Dolayısıyla ortaöğretime genellikle öğrenciler devlet sınavlarını kazanarak giderlerdi. Ben de devlet sınavı kazanarak bir orta öğretim kurumuna gittim. Oradan sonra öğretmenliği tercih ettim. Öğretmenlik idealim olan bir meslekti onu da sürdürdüm. Matematik öğretmeni olduktan sonra 9 yıl liselerde öğretmenlik yaptım. En son İstanbul Bahçelievler İzzet Ünver Lisesi’nden 1973-74 öğretim yılında ayrıldım. Yani o gün 9 yıl devlete hizmetim vardı, ondan sonra özel sektöre geçtim. Kendi işlerimle ilgilenmeye devam ettim. > Özel sektörün ardından tekrar eğitime dönüşünüz nasıl oldu? Ben öğretmenliğimi hiç unutmadım. Çünkü ben özel sektörde iken de AREL YAPI SAN. TİC. A.Ş’yi kurdum. O zaman dış satımlar yapıyorduk. Büyük inşaat şirketimiz, inşaatlarımız vardı ama ben her zaman ne iş yaparsın denildiğinde öğretmenim demişimdir. Yani öğretmenliğimi hiç unutmadım. Dolayısı ile öğretmenlik benim için her zaman zevkti, bir kaynaktı. 1980’li yıllarda ilk eğitim sektöründeki başlangıcım kolej ile olmuştur. 35 bin metre karelik kapalı alan üzerine olimpik yüzme havuzundan bin 200 kişilik tiyatro salonuna kadar, eğitime gerekli olan her şeyi bulunan bir okulu kurdum. Ana okulları, ilköğretim okulları, fen lisesi, anadolu lisesi olmak üzere bütün sistem devam ediyor. Oradaki işler bitince tabiî ki bunun taçlanması gerekiyordu. O da üniversiteydi. Üniversite kurarken bütün alt yapıyı tamamladım. 65 bin metre kare kapalı alanı olan bir üniversiteyi tamamladım. Ondan sonra üniversiteye öğrenci aldım. Yani öğrencinin bir tek lirası bizim alt yapılarımızda yoktur. O tesislerin tümünün de tapusunu üniversiteye verdim. Türkiye’de bu işi yapan ilk kişi benim sanıyorum. Öbür vakıf üniversitelerinin hiç birinde böyle bir olay olmamıştır. Böyle bir yatırımı üniversiteye veren başka bir kurum yok. > 65 bin metrekareyi yapıp tapusunu üniversiteye verdiniz. Sıfır liraya üniversiteye tapusunu verdim. Şimdi de gayet güzel gidiyor. 3. senedeyiz her şey güzel. Orada üniversite için bütün gerekler var. Villa yurt, bilgisayar, fizik, elektrik, elektronik laboratuarları, 2.300 metre karelik kütüphaneleri, kapalı spor salonları, olimpik kapalı yüzme havuzları, olimpik fıtness salonları tümüyle bitti. Bu dönemde her türlü hizmeti vereceğiz. > Eşinizin de sanırım öğretmen. Mesleğe devam ediyor mu? Eşim öğretmenlik mesleğini üç dört yıl yaptıktan sonra ara verdi. Daha sonra kolejlerin başında yeniden eğitim hayatına geri döndü. Halen başarıyla devam ediyor, sağ olsun bana desteğini esirgemiyor. > Kaç çocuğunuz var? 2 kızım 1 oğlum, 3 çocuğum var. Büyük kızım Boğaziçi İşletme mezunu koleji yönetenlerden biri de o, ondan bir tane torunum var 5 yaşında. Onun küçüğü Almanya’dan sonra San Fransisco’da işletme mastırı yaptı döndü, ondan da bir torunum var, 3 yaşında. Oğlum ODTÜ kimya mühendisliği mezunu, doktorasını yakında almak üzere, New York Üniversitesi’nde işletme mastırı yaptı. Oğlumdan da bir torunum var. Daha 35 günlük bir kızımız var. > Çocuklarınız mesleklerinde yön belirlerken sizin etkiniz oldu mu? Hayır kendi isteklerine bıraktım. Zaten üçü de Anadolu Lisesi mezunu, kendileri kendi istekleriyle seçimini yaptılar. Hiçbirine karışmadım. Çok da mutlular. ÜNİVERSİTE TERCİHİ YAPARKEN DİKKAT! > Üniversite sonuçları açıklandı ve öğrenciler tercih yapacaklar. Siz büyük bir eğitim kurumunun başındasınız, eğitimcisiniz ve bir babasınız. Gençlere yol göstermek adına ailenin istediğini mi, yoksa kendi istedikleri dalı mı seçsinler? İstedikleri dalı seçsinler ancak sormak istedikleri olursa kendilerinden daha çok bilenlere de danışsınlar. Ama sonucu çocuğun kendisine bırakmak lazım. Yani anne babanın zoru ile çocuk meslek seçmemelidir. Çocuk branşını kendi isteğiyle seçmelidir. Bu şekilde daha başarılı olur. > Tercih yapacak gençler nelere dikkat etmeli? Öncelikle sıraları önemli. Puandan çok Türkiye genelindeki sıralara bakılacak, o sıralara göre üniversitelerde tercih yaparken hangi üniversiteler geçen yıl kaçıncı sıraya kadar gelen öğrencileri alabilmişler, onun kıyaslamasını yapacaklar. Biz de üniversite olarak öğrencilere bu rehberliği yapıyoruz. Ona göre, onlara sanıyorum iyi bir akıl verilir. Ondan sonra tercihini yine kendileri yaparlar. > Bu yıl yerleştirme sizce nasıl olacak? Bu sene yerleşme çok kolay olacak. Çünkü çözülen soru sayısı eksildiği için çok kişi 165’i ve 145’i almış oluyor. Yani 100 bin kişi daha fazla tercih yapabilecek dolayısı ile bu yıl biraz daha farklı. Gelecek yıl sınav sistemi değişeceği için bu yıl tercihlerini yapsınlar yani ertesi yıla çocuklar kalmamalı. > Sizin tercihiniz ikili mi yoksa tekli sınav mı? O tartışılacak konu. Yüksek Öğretim Kurulu’nun verdiği bir karar. Onlar önümüzdeki yıl ikili sınav sistemini düşünüyorlar. Bu yılki tek sınav sistemiydi. Bence bir şey değiştirmez yani tek sınavda da başarılı olan çocuk iki dereceli sınavda da aynı başarıyı gösterir. Başarısız olan orada da başarısız olur. Fazla bir şey değiştireceğini sanmıyorum ancak belli zorluklar çıkabilir. Bugünkü alışılmış bir sistem var bunu çocuklar değerlendirmeliler. DEVLET OKULLARI NİÇİN BAŞARISIZ? > Özel okullar iyi bir başarı elde etti ve devlet okullarına fark attı. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Özel okullarda; öğretim elemanları seçilen öğretmenler önce seçilerek alınıyor. Sonra sınıf mevcutları yirminin altında. Devlet okullarında; sınıf mevcutları 50-60 hatta 70 kişi. Özel okullarda bütün eğitim imkanları laboratuvarlar, sosyal tesisleri ile her şeyi ile mevcut. Devlet okullarında bunlar yok. Bunlar olmadığı için devlet okullarının ön sıralarda olamaması çok doğal çünkü onlara hizmet gitmiyor. Hâlbuki özel okullarda her çocuğa her türlü hizmet gidiyor. Şimdi 18-20 kişilik bir sınıfta her öğrenciye ortalama 2,5 dakika düşüyor. Devlet okullarında ise her öğrenciye 40-50 saniye bile düşmüyor. EVLAT SERMAYE TORUN KÂR > Babalık mı, dedelik mi daha güzel? Dedelik çok güzel, mutlu bir olay. Şimdi bizim Kayserililer diyor ki; evlat sermayedir, torun ise kârdır. Sermayede her zaman risk vardır. Ama kârda risk yok. Annesi babası yetiştiriyor, siz de doğal olarak onu seviyorsunuz, elinden tutuyorsunuz, dolaştırıyorsunuz. Dünyada bundan daha mutlu bir şey ben görmedim. Tabi evlat ayrı bir olay ama torun olunca cıvıl cıvıl, onunla olmak çok güzel. > Torunlarınızın ne olmasını istersiniz? Torun neyi isterse onu olsun. Ben çocuklarıma da hiç karışmadım. 15-20 yıl sonra dünyanın gelişimi kim bilir nasıl olacak! Belki sen evinden bizimle röportaj yapacaksın hiç buralara gelmeye gerek kalmayacak, öyle şeyler çıkacak ki.. Bugünkü çağı biz 1965 ‘lerde hayal bile etmezdik. Yeter ki onlar dürüst ülkesini seven pırıl pırıl çocuklar olsun, hakka saygılı olsunlar. Bunu sağladıkları zaman her şey güzel gelir. Şimdi liselerde, kolejlerde artık dil olayı nerdeyse çözüldü. Dolayısıyla yurt dışına gidip gitmemek çok bir şey getirmiyor. Üniversitelerimiz de dünya üniversiteleriyle aynı düzeyde. Bu da bizi, ülkemizi tercih edilir kılıyor. Ancak belli bir kültür almak için mastır programlarına, doktora programlarına gidilebilir. Bu da dünyayı tanımak bilmek için güzel bir olay. EĞİTİM SİSTEMİ VE SIKINTILAR > Genel anlamda eğitim sistemimizi nasıl buluyorsunuz? Eğitim sistemimiz orta öğretimden gelen çocuğun yüksek öğretime geçişte yenilenmesi gerekir. Gelişmiş ülkelerde bu böyle. Şimdi Almanya’da çocuk orta öğretimden gelirken üniversitede nereye gideceğini, oranın çıkışı tespit ediyor. Bizde böyle bir şey yok. Bu bir yanlışlık, dünyanın gelişmiş ülkelerinde üniversitelerde yığılma yok. Bizim ülkemizde üniversite kapısında yığılmalar oluyor. Bir milyon 600 bin öğrencinin sınava girdiği bir sistem, tabiî ki zor bir sistem. Aslında orta öğretimde bu sorunlar çözülse, çocuk hangi branşa gideceğini, orta öğretimi bitirirken belli ayrıntılarla tayin edebilse sanıyorum bunların hiç birisi olmaz. Öyle bir sisteme ihtiyaç var. > Arel Üniversitesi’ni öğrenciler neden tercih etmeli? Diğer üniversitelerden farkınız nedir? Bursta, yerleşimde, öğretim üyesi, öğretim görevlisi öğrenci ilişkilerinde, yöneticilerle öğrencilerin ilişkilerinde sanıyorum sıcak bir ilişki var. Her öğrencinin problemini herkes kabul ediyor, onu çözmeye uğraşıyor. Sonra üniversitede belli bir ciddiyet var. Sanıyorum bunların hepsinin etkisi var. Bundan dolayı Arel Üniversitesini tercih ediyorlar. Çünkü Türkiye de ilk 2 yılda 3000 küsur öğrenci alan bizden başka üniversite olmadı. Bu sene de 6 bin 400 kontenjan verdiler. Toplamda 10 bin öğrenci. Bu 3. yılda güzel bir olay. > Üniversite ya da eğitim adına şunu da yapsaydım dediğiniz bir şey var mı? Bundan sonra yapacağımız iyi öğretim üyesi yetiştirmek, iyi araştırmacı yetiştirmek. Yani bundan sonra üniversitemizin öğretim üyelerini bizim üniversitemiz yetiştirmelidir. Felsefemizde bu var. Bunun dışında gelişmelere tabiî ki uyacağız. Dünya üniversiteleri ile arasındaki ilişki kurulacak ve bu kuruluşlardaki yenilikler, tümüyle takip edilecek. > Gençleri nasıl görüyorsunuz? Gençleri iyi görüyorum, her şeyle ilgililer. Biraz daha sere serpeler, biraz daha rahatlar ama bu da bir başka güzellik. Yani böyle emirlerle hareket eden gençlik yok. Kendi aklını kullanıyor, soru soruyor, sorguluyor, nedenler, niçinler arıyor, yargılıyor. Böyle bir gençlik de güzel şeyler çıkarır. Söylenenleri emir kabul eden bir gençlikten iyi şey gelmez. Daha güzel şeyler çıkacağına inanıyorum.
Reklamı Geç
KAPAT