BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Saltanat kayığı

Saltanat kayığı

Türkiye şartlarında, bir kolay bir de zor meslekler vardır... Kimisi, çıraklıktan, kalfalığa geçiş, daha sonra ustalığa adım atış etaplarının güç şartlarında, merdivenleri zahmetle çıkar... Kimisi de, tepeden inme torpil mekanizmasının bir dişlisi olarak, bir eli yağda, bir eli balda hayat şartlarını (!) sürdürür... Birisinde alın teri, birisinde, birinin eli vardır...



Türkiye şartlarında, bir kolay bir de zor meslekler vardır... Kimisi, çıraklıktan, kalfalığa geçiş, daha sonra ustalığa adım atış etaplarının güç şartlarında, merdivenleri zahmetle çıkar... Kimisi de, tepeden inme torpil mekanizmasının bir dişlisi olarak, bir eli yağda, bir eli balda hayat şartlarını (!) sürdürür... Birisinde alın teri, birisinde, birinin eli vardır... *** 20 bine yakın teknik direktörümüz mevcut... Bunlar, bir hevesle, bir hizmetle yola çıkan büyük bir gurup... Peki, kaçı bu işten ekmek yiyor? Belki 500 tanesi... Hepsi bu... Futbolumuzda öyle bir çark kurulmuş ki, bazı kesimlerin izni olmadan, takımlarda teknik direktörlük yapmak imkânsız... Meslek, sizin istediğiniz hızda gitmiyor ne yazık ki... Mutlaka birileri “icazet” verecek... Mutlaka birilerinin sırtınıza dokunması lazım... Nasıl ki, üniversitelerden “işsizler ordusu” ihraç ediyoruz ya... Hani, en zor şartlarda, ailelerinin büyük fedakârlıkları ile okutup “Adam olsun” diye yemeyip içirdikleri çocukları var ya hani; bazılarının diplomaları sadece pazarda seyyar satıcılık yapmasına imkân tanır ya hani; işte bir başka issizler ordusu da Türkiye Futbol Federasyonunun Türk sporuna armağan ettiği “Teknik direktörler” kadrosunda yaşanıyor... *** “Eşeği sağlam kazığa bağlama” şansları hemen hemen olmayan; torpil mekanizmasının acımasız çarkları arasından geçmeden, bir takımın başına gelemeyen teknik direktörlerimizin durumları öyle basit değil Türkiye‘de... Birileri, bu işin rantını inanılmaz derecede, makam olarak iyi değerlendiriyor... Şöyle geriye gidip, 15 yılımıza bir bakınız... Kimler teknik direktörlük yapma şansı yakalamış? Kimler, sadece bilgi ve görgüleriyle takım çalıştırabilmiş? Kimler, devamlılık gösterebilmiş? Boşuna aramayın, zor bulursunuz... İşin bir de “keriz” yerine konma yanı var işsizlik dışında... O da, göz göre kılıfına uydurulup, eğitim, kurs ayaklarında, bu işsizler ordusundan alınan paralar... Adam zaten işsiz... Diploması var, daha çalıştırdığı tek takım yok... Ama her sene, defalarca ve çeşitli bahanelerle bu teknik direktörler, zorla para vermeye zorlanır... *** Üstelik sadece Türkiye Futbol Federasyonu nemalanmaz bu kurs, eğitim adı altında toplanan paralardan... Bir de TÜFAD denilen Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği de yapışır bu işsizler ordusunun yakasına... Çünkü öyle bir düzen kurulmuş ki, hem TFF, hem de TÜFAD‘ın hesaplarına kurs ücretleri ayrı ayrı yatar... Rakamlar, işsiz teknik direktörler için hiç de küçük değil... Mecbur kaldıkları bu kurslarda örneğin, UEFA PRO Lisans için 30.000 TL’lerden söz ediyoruz... UEFA PRO güncelleme bile 15.000 TL... UEFA A için 5.000 TL, güncellenmesi için de 2.500 TL ödeniyor bu kurslarda... Haa “Ne kursu bu” derseniz onu da anlatalım... Efendim, dünya futbolu adım adım gelişiyor ya... Bizim de o gelişmeyi adım adım izlememiz lazımmış ya... *** Tövbe tövbe... Sen adama teknik direktör diploması vermek için ter döktür, cebini boşalt... Her sene kurs, eğitim, adı altında eldekini avucundakini al... Ama ona iş bulma... Gidin oradan yaa... Dünya futbolu gelişiyor da, boştaki antrenör sizin verdiğiniz kurslarda, eğitimlerde öğrendiği bu bilgileri, kime öğretecek? Hiç... Diploması var, çalışacak takımı yok... Ve o diploma yüzünden, her sene çeşitli defalar “söğüşlenmek” zorunda bırakılmaları, birkaç kişinin 12-13 yıllık saltanatlarını sürdürmelerinden başka bir işe yaramıyor... Saltanatınız kurusun sizin emi... >> Kara hafta Spor basının iki “beyefendi” ismini iki gün arayla kaybettik... Orhan Şengürbüz, kanser hastası eşi için çırpınırken, dayanamadı... Vedat Okyar, herkesi “güzel” gördüğü bu dünyada, güzellikleri arkasında bırakarak kaçıverdi... İkisi de aniden, ikisi de tonlarca sevgi bırakarak, toprak altında şimdi... Orhan‘ın efendiliğini, saygınlığını, saygısını her zaman hatırlayacağız ve anlatacağız... Tertemiz insan olmasının apoletlerini kıskandığımız birisi olarak Orhan‘ı çok arayacağız, çok... Ya Vedat Okyar? Onu sevmeyen yoktu ki... Onun bakışlarıyla “Güzel insan” yaklaşımıyla bizlere sarılışının mirasçısı kim olacak peki... Hiç... Çünkü onun gibi kimse olamazdı, onun gibi kimse sevgisini herkesle paylaşamazdı... Nur içinde yatsınlar...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT