BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Din eğitimi elzemdir

Din eğitimi elzemdir

Günlerdir, televizyonların ekranlarında, sözde din adına işlenen vahşetleri görüp, içimiz dışımıza çıkıyor. İnsanlığımızdan utanır olduk.



Günlerdir, televizyonların ekranlarında, sözde din adına işlenen vahşetleri görüp, içimiz dışımıza çıkıyor. İnsanlığımızdan utanır olduk. İşkence ederek, öldürmekten zevk alan nasıl bir ruhtur ya Rabbi? Bu dehşet verici, insanın kanını dondurucu manzaralar da bizim aklımızı başımıza devşirtip, sağlıklı din eğitiminin önemini idrak edemiyorsak, çekiver kuyruğunu demekten başka söze hacet yoktur. Din adına yaşanan bunca kepazeliğin temelinde sağlıklı bir din eğitiminin olmayışı yatar. Bu ne biçim memlekettir; her önüne gelen meczup, ardına binlerce insanı takabiliyor ve onları hem dünya ve hem de ahiretteki sonsuz felaketlere sürükleyebiliyor! Türk insanı bu kadar mı sahipsiz? İnsanlığın ebedi kurtuluşu olan din bu kepaze, bu denî bu alçaktan da öte çukur insan müsveddelerinin elinde oyuncak mı? Değilse, ortalıktaki bu çürümüş ve kokuşmuş hal neyin nesidir? Anayasalar, vatandaşlarla devlet erki arasındaki resmî sözleşmelerdir. Yürürlükte oldukları müddetçe meşru mukavelelerdir. Her iki tarafın da fert ve devlet bazında yükümlülükleri vardır. Yani, her iki tarafı da bağlayıcı hükümleri ihtiva ederler. Bizim Anayasa’mızda devlet, vatandaşını ruh ve beden olarak korumak ve geliştirmekle yükümlüdür. Hâlâ din eğitimi üzerinde ileri geri konuşmalar, bilir bilmez ahkâm kesmeler sürüp gidiyor. Birileri, adeta; meşru zeminde devletin kontrolünde, gözetim ve denetimindeki legal din eğitiminin lüzumsuzluğunu ve hatta devlet için tehlikeli olabileceğini düşünebiliyor ve düşüncelerini, maalesef birilerine -ki onlar yetkili kişilerdir- kabul ettirebiliyor! Ve netice itibariyle din eğitimine bir sürü engellemeler getiriliyor. Sosyolojik, bir vakıadır ki, tarihin hiçbir devrinde, dinsiz bir topluluğa rastlanmamıştır. Ama hak, ama batıl; insanoğlu inanma ve tapınma ihtiyacını duymuştur. Türk Cemiyeti’nin gerçekleri de ortada... Bin yıldan fazla bir zamandır İslamiyet’le adetâ bütünleşmiş. Allah’ın en son ve mükemmel dinini kendine din edinmiş. Bütün mesele bu din nedir? İnandığı bu dini nasıl yaşayacaktır? Evvelemirde bunun bilgisini teorik olarak öğrenecek ve bilahare bunun tatbikatını yapacaktır. Hiçbir yasak, dayatma ve engellemelerin, dini bilgilerin öğrenilip yapılmasını önleyemeyeceği aşikardır. Din afyondur diyen Marksistler bile, hatalarını anlayarak bu cümleyi tevile gitmişlerdir. Netice itibariyle demek istediler ki; din, adeta bir afyon gibi insanları yumuşatır, dindar bir cemiyette huzur ve barış olur... Din bilgisi ve dini yaşayış kaçınılmaz olduğuna göre yapılabilecek iki husus kalıyor: Birinci yol ki akıllı insanların takip edeceği metottur. Din eğitimi serbest bırakılır. Müfredatları doğru bir şekilde hazırlanır ve ehil öğretmenler tarafından bu dersler verilir. Devlet A’dan Z’ye kadar herşeyi denetler... İkinci yol ise ki, tehlikeli olan metot budur; din eğitim ve öğretimi mümkün olabildiğince yasaklanır... Zaman zaman başvurulan bu ikinci yol yüzünden Türk Cemiyeti çok çekti ve hâlâ da çekmeye devam etmektedir. Neden? Yer üstünde legal ve kontrollü olabilecek meşru eğitim ve öğretim bu kez yerin altına giriyor; orada nâehil ellerde, binbir sapık yol, din diye tez zamanda gün yüzüne çıkıyor. Artık; ayıkla ayıklayabilirsen pirincin taşını! Zira yerin altı karanlıktır; orada palazlanacak canavarın ne olabileceğini kimse kestiremez! Bakınız; hangi taşı kaldırırsanız bir şeyh bozuntusu ve onun etrafında kümelenmiş yığınla insan görüyorsunuz. Ne arıyor bunca insan, bu izbe yerde diye sormayın! Bilmediği, öğrenemediği ve yaşayamadığı dinini arıyor! Ama; orada, din olmadığı gibi her türlü sapıklık, kepazelik ve aldatmaca var! Öğretmedin ki nereden bilsin! Gerçek bilgilerle donanımlı insanın yerin altında ne işi var? Kısaca din, her devirde olduğu gibi bugün de insanoğlunun beyninde, ruhunda ve bedenindeki bir boşluktur. Manevî tatmin için şu veya bu yolla onu mutlaka dolduracaktır. Ya hayırla (doğruyla) ya şerle (yanlışla)... Evet, hangisine rıza göstereceksiniz?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT