BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Düşler sahne alıyor

Düşler sahne alıyor

Yıldızların havada uçuştuğu, tilkileri kuyruğunu birbirine değdirmeden kafalarında dolaştıran teknik adamların cirit attığı, gereğinden fazla angajmana giren ve bu nedenle mahcubiyeti reddecekleri için gerilimden beslenmeleri hayli muhtemel yöneticilerin cirit attığı bir lig başlıyor. Sahneye çıkacakların alkış beklemesi doğal ama kendini takımın sahibi ve yöneticisi zanneden taraftarın sosyal bunalımdan sahada patlamalar yaşama ihtimali yüksek. Ligimiz süper kupadan anlaşılacağı gibi “fena halde” başlıyor.



Yıldızların havada uçuştuğu, tilkileri kuyruğunu birbirine değdirmeden kafalarında dolaştıran teknik adamların cirit attığı, gereğinden fazla angajmana giren ve bu nedenle mahcubiyeti reddecekleri için gerilimden beslenmeleri hayli muhtemel yöneticilerin cirit attığı bir lig başlıyor. Sahneye çıkacakların alkış beklemesi doğal ama kendini takımın sahibi ve yöneticisi zanneden taraftarın sosyal bunalımdan sahada patlamalar yaşama ihtimali yüksek. Ligimiz süper kupadan anlaşılacağı gibi “fena halde” başlıyor. Hepsi yalan bu sahi.. UEFA Avrupa Ligi, Şampiyonlar Ligi filan umurunda değil karısından daha fazlasıyla iki rengine aşık adamın. Ankara’daki sezon açılışı töreni sırasında yaşananlar hayli vahim.. Agresifliği abartıp kendi sıkıntılarını takımının açılışına taşıyan bir grup, hesap sormayı terör hareketine bile dönüştürebileceğini gösterdi. Karşısında bir rakip bile yok ve tribünler birbirine giriverdi. Güney Amerika’nın en cahil ortamlarında bile bu kadarı olmaz. Bir oyuncusu kötü oynar veya transferini istemez veya hakeme kızar, ya da rakibini dövmek ister ve kavga çıkabilir oralarda. Sokaklara bile taşabilir. Ancak, rakip yok, hakem yok, ortada top bile yok ve ortalık toz duman. Düşündürücü.. Hatta ürkütücü.. ... Statüsü belirlenmemiş bir Süper Kupa finaline ne dersiniz? Neden oynandığı belirsiz, Federasyonun kafasına göre oynattığı bir büyük maç.. MHK’nin kafasına göre atadığı bir hakemin daha ilk maçın ilk dakikasında başlayan skandalı.. Yunus Yıldırım benim beğendiğim bir hakemdir. Hani bir işyerim olsa ve “personel müdürü” arasam, ondan iyisini bulamam. Ama onu maçıma istemem. Bu kadar.. Daha “oyun” başlamadan, “perde” açılmadan, gereksiz bir “sıcak ve canlı” genel provada ortalığı karıştırıverdi. Standartları mumla arayacağımızı gösterdi. Bana mesela şunu kanıtladı: Bu sezon “takımlar eşit ama birileri daha eşit..” Üçü söz konusu olduğunda biri en eşit.. Üçüne itibar, üçün birine biat.. Çünkü kendilerini kimin atadığını, sistemi kimin en yakından kontrol ettiğini çok iyi biliyorlar. Seminer baskını filan umurlarında değil, hayatta kalmaya çalışıyorlar. Futbol afyonu sayesinde “açılım” veya bir takım davaların ve de en önemlisi krizin ikinci plana atılacağını biliyorlar. Futbolu kullanıyorlar ve kullandırıyorlar maalesef.. Bilica kırmızı olabilir mesela ve daha 2. dakikada 10 kişi kalacak “en eşit” takım. Sonra Bilica oyunda olmasa serbest vuruşun elle önlenmesi olmayacak, ama ne yapalım ki oyunda. Hata çarpı iki.. Bu lig fena halde başlıyor. “Pembe düşler” kurmak isterken, başlangıç için sahne temizlenip perde son kez yıkanırken gişelerin önünde kavga çıktı bile.. Yani.. En erken davranıp en önce ben söyleyeyim.. “Bu hakemlerle bu lig bitmez!” Fox’a dikkat Serkan Korkmaz’ın yeniden yapılandırdığı Fox Spor bu sezon ortalığı sallayacak anlaşılan. Süper Kupa için müthiş bir yayın yaptılar. İki yorumcu da mükemmeldi. Aykut İnce de olabildiğince iyiydi. Yönetmen Musa Çözen harikaydı. Hele ikinci yarı başlarken, sahanın içinden soyunma odası tünellerini aşıp koridorlara kadar giden tek hareketli ve insana giydirilmiş bir kamera şovu vardı ki, daha dünya kupalarında bile rastlamadım. Belgesel gibi bir maç yayınladılar. Tek kusur ekibin değil, kanalın acemiliğinden geldi. Belli ki naklen yayın arabasından değil, başka bir merkezden sokulan “çerçeve” reklamlar maçın içine kan doğradı. Tam Alex’in bir incesi geliyor derken ekranda “hedefonline”, arkadan tam Rüştü yere yatacak ben “ÖSS birincisi” izliyorum. Bobo gole giderken “GREYDER”in ne alakası var? Tam dozunda yorumlarla bezenmiş mükemmel bir gecenin deneyimli ekibini kutlar, kanalı acemiliğini bir an önce üstünden atmasını dilerim. Çünkü seyretmeye değer spor programlarına ihtiyacımız var. Galatasaray’ın parası Galatasaray’ın bu transferleri yaparken parayı nereden bulduğu en çok ezeli rakiplerinin kafasını kurcalıyor. Bir yerde rastladım. Bu soruya üç cevap verilmiş. Ben de buraya alıyorum üçten bire doğru sıralıyorum: >> Boş verin siz, onlar paramız yok bilsinler. >> Tüm yönetim devirli günlerde sayısal oynuyoruz. >> Aziz başkana muhalif bir “sıkı Fenerli” destek oluyor. Sıra kol düğmelerinde Galatasaray şimdi “full aksesuar” oldu. Hocası ülke dışında çok bilinen ve deneyimli biri. Kimsenin ona “hadi ya sende” diyemeyeceği bir Hollanda Antileri asıllı ve ana baba oradan. Gullit de oradan ama baba Hollandalı. Elano ceketin içine ve etinin üstüne kravat takan görüntüsünden çıkaracak oyuncudur. “Konsept” oyunculardan biridir ve Dünya Kupası öncesinde Brezilya milli takımı nedeniyle “kaytarmadan ve kıvırmadan” oynayacak “kreatif” oyuncu tipidir. Bu takımın kravatı Kewell, ceketi Baros, pantalonu Keita olacaktır. Arda bu takımın kravat iğnesidir pırlanta işlemeli.. Takımın donu Ayhan‘dan, çorabı Mustafa Sarp ve Mehmet Topal‘dan. Sabri‘den de ayakkabılar olsun. Pantolon kemeri timsah derisi ve Servet ile Gökhan marka. Biz ona Dolce&Gabana diyemesek, Servetçe&Gökhana deriz. Bu takımın üstüne koyma şansı çok fazla gibi geliyor bana. İki ön elemede oynadığı 4 maçın hepsinde de üstüne koyarak geldiğini Ali Sami Yen’deki “dördüncü aşamada” göreceğiz. Uyum sorunu olmasına müsaade etmeyecek bir teknik kadro ve sürekli gelişen bir oyun planı, ve gittikçe oturan bir “bol paslı 4-3-3.” Sanırım yönetim mücevher değerinde manşet ilikleyecek kol düğmeleri peşine düşmüş... Şık olur valla... S-ÖZ Hata, sıkı çalışmadan başaracak kadar zeki olduğunu zannedenlerin içine düştüğü bir kendini beğenmişlik yoludur. Bu nedenle ben elektriği bulana kadar, elektriği elde edememenin en az iki bin yolunu buldum. (Thomas Alba Edison) POST-İT Şayet kupayı kazanan kendisi değilse hiçbir kupa törenine katılmayan ve mekanı hemen terk eden Fenerbahçe takımı ve yönetimine bir sorum var: “Bu kupayı kazanma nedeni olan finali kaybettiğinde Beşiktaş madalyasını yalnız başına almıştı, daha öncekilerde hep olduğu gibi. Ancak Fenerbahçe Süper Kupayı alırken Beşiktaşlılar saygıda kusur etmediler ve kazanamama şiltlerini büyük bir ciddiyetle aldılar. Kıssadan hisse mi? >> Hazır olması gereken zaman hazır olan Fenerbahçe ile hazır olması gereken zamanda hazır olacak olan Beşiktaş maçı gösterdi ki, hakemlerimiz hazır değil!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT