BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Türk dünyasının köprüsü IĞDIR

Türk dünyasının köprüsü IĞDIR

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Rusya ile Batum ve Iğdır için pazarlık yapılmış, Azerbaycan ve Türk dünyası ile bağın kopmaması için Iğdır tercih edilmiş. O zaman İran’a ait olan 40 kilometrelik dar şerit Dilucu da, bu ülkeye başka yerlerden toprak verilerek alınmış. Böylece Nahcivan ile köprü kurulmuş.



Memleketten HABER VAR Behçet FAKİHOĞLU- 71 Ağrı’ Dağı’nın büyük bir bölümü Iğdır ili sınırları içerisinde kalıyor. Iğdır Ovasının dibinde yükselen zirvesi karlı bu efsanevi dağ, şehrin silüetini muhteşem güzelliğiyle tamamlıyor. Iğdır, Türkiye’nin doğu sınırında, yüksek platoların ve dağlık kesimlerin geniş yer kapladığı bir bölgede yer almaktadır. Türkiye’nin en yüksek dağı, Efsanevi Ağrı’nın yüzde 60’ı Iğdır sınırları içinde kalmaktadır. Iğdır Ovasının dibinde yükselen zirvesi karlı Ağrı Dağı, bu sınır ilimize olağanüstü bir güzellik katmakta. Ermenistan, Azerbaycan ve İran’la sınırı bulunan Iğdır’da değişik medeniyetlerin izleri görülmektedir. Şehrin ismini, Oğuz Han’ın 6 oğlundan biri olan Cengiz Alp’ın en büyük oğlu “Iğdır Beğ”den aldığı söylenirken, bu boyun ilk başbuğunun Iğdır Beğ olduğu ve bu havzaya yerleştikleri belirtilmektedir. Kelime anlamı “iyi, ulu, bahadır, ünlü” olan Iğdır, tam da yöre insanı ile özdeşleşmiş... Iğdır Valisi Saim Saffet Karahisarlı, Denizli/Çivril doğumlu. Vali Karahisarlı’nın babaannesinin köyünün ismi de Iğdır. Karahisarlı 12 yaşında iken, babaannesi gelip başını okşar, “oğlum kaymakam olacak” dermiş... Iğdır boyunun kollarının Çivril gibi Anadolu’nun başka yerlerine de yerleştiklerini söyleyen Vali Karahisarlı, bölgenin tarihini de çok iyi incelemiş. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Rusya ile Batum ve Iğdır için pazarlık yapılmış, Azerbaycan ve Türk dünyası ile bağın kopmaması için Iğdır tercih edilmiş. O zaman İran’a ait olan 40 kilometrelik dar şerit Dilucu da, bu ülkeye başka yerlerden toprak verilerek alınmış. Böylece Nahcivan ile köprü kurulmuş. Rusya da bunu engellemek için, Azerbaycan ile Nahcivan arasındaki bir koridoru Ermenistan’a katmış... Rakımı 800-900 metre olan Iğdır’ın iklimi çevre illerinkine benzemiyor, ılıman. Narenciyeden başka her türlü sebze meyve yetişiyor. Vali Saim Saffet Karahisarlı özellikle Ağrı Dağının önemi üzerinde duruyor. Avrupa’nın en yüksek dağı ve milli park ilan edilmiş Ağrı Dağı’nın, kayak, dağcılık, traking gibi her türlü spor için bulunmaz değerde olduğunu söyleyen Karahisarlı, Avrupa Birliği hibe programlarından yararlanarak teleferik yapmak için iki proje hazırladıklarını belirtiyor. Türkiye’nin sembolü olan bu efsanevi dağın inanç turizmi açısından da çok sayıda turist çektiğini söyleyen Vali Karahisarlı, Ağrı ve Iğdır illerinin elbirliği ile bu potansiyeli iyi değerlendirmeleri gerektiğini belirtiyor. Zirvesinden Ermenistan, Nahcivan, İran gibi üç ülkenin yanında, Türkiye’nin emsalsiz güzelliklerinin seyredilebildiği bu efsanevi dağın önemi günden güne daha iyi anlaşılıyor, her geçen gün ziyaretçi ve ilgi artıyor. Iğdır’da 3 ülkenin kültürü harmanlanmış. İran, Azerbaycan ve Türkiye’nin renkli özellikleri bu serhat şehrimizde görülüyor. 10 yaşındaki çocukları götürerek, 10-15 yıl din adamı olarak eğittiği söylenen İran, Azerbayca’nı Iğdır üzerinden etkileme gayretinde. Her türlü sebze ve meyvenin yetiştiği Iğdır, kayısıcılıkta adeta ikinci Malatya. İri ve tatlı olan Iğdır kayısıları bölgedeki bütün illerin tezgahlarında bulunmakta. Bütün yolları duble yapılmış Iğdır’ın havaalanının da gelecek yıl açılması, ileriki yıllarda da demir yoluyla Kars’a bağlanması hedeflenirken, ulaşımda hiçbir sıkıntının kalmayacağı söyleniyor. Dilucu ile Nahcıvan üzerinden İran ve Azerbaycan’a bağlanan Iğdır; ikinci bir sınır ticaret bölgesi ile İran’la bağlanmaya çalışılacak. Ceylanpınar’dan sonra en büyük Devlet Üretme Çiftliği’nin bulunduğu Iğdır, hayvancılık için de cazip bir il olarak görülüyor. Iğdır’ın, zengin bitki örtüsü, başka yerlerde bulunamayacak kuşları ve eşsiz tabii güzellikleri bulunurken; Vali Saim Saffet Karahisarlı, yöresel bir tabirle, bütün vatandaşlara sesleniyor: “Buyrun sizi konak edelim” diyor. Türkiye’nin en yüksek anıtı Iğdır’da (43.4 metre). Ermeniler tarafından katledilen 80 bin Türk anısına yaptırılan Anıt Müzesi’nde şehitlerin sembolik mezarları bulunuyor. Vali Saim Saffet Karahisarlı Ağrı Dağı’nın turizme, turizmin de Iğdır’a kazandıracağını söylüyor. Borsa Başkanı İsmail Aras (solda) ve Karakoyunlu Belediye Başkanı Ziyatali Deliktaş (sağdan ikinci) ile Türkiye ve Ermenistan’ı birbirine bağlayan Alican sınır kapısındayız... “İsviçre gibi olabiliriz” Iğdır’ın farklılıkları bir arada bulundurması ile tam bir Türkiye prototipi olduğunu söyleyen Belediye Başkanı Mehmet Nuri Güneş; siyasal anlamda mesafeli duran insanları bir araya getirmek, barış içinde yaşatmak ve birleştirici olmanın hedefleri arasında olduğunu anlatıyor. Bütün Iğdırlıları ve çalışanları kucaklayacaklarını ifade eden Başkan Güneş, hiçbir hemşehrilerine haksızlık ve ayrımcılık yapmayacaklarını açıklıyor. Dağ şeridi eteğinde kurulması gereken şehrin, yanlış uygulamalarla tarım arazilerinde kurulduğunu söyleyen Başkan Güneş, bu sehri daha kolay yaşanır kılmak için ellerinden geleni yapacaklarını belirtiyor. Şehrin çöp problemi ve arıtma sistemine büyük önem verdiklerini, kaçak yapılanmaya izin vermeyeceklerini, bunun için alo ihbar hattı kurulduğunu ifade eden Güneş; Kent Meclisini kurarak, halkın doğrudan yönetime katılımını sağlayacaklarını ve her vatandaşın istediği bilgiye ulaşabileceği şeffaf bir Belediyecilik sergileyeceklerini anlatıyor. Iğdır Çevresi Belediyeler Birliği Başkanlığını da yürüten Güneş, yeni bir anlayışla Iğdır’ı her bakımdan cazip hale getireceklerini ifade ediyor. Tabiat harikası dağları, renkli kültürü ve diğer güzellikleri ile büyük bir potansiyele sahip olan Iğdır’ın; gerekli tesisler ve teleferik sisteminin yapılması halinde İsviçre’den aşağı kalmayacağını belirten Başkan Güneş, bu hedefe varmak için çalışacaklarının sözünü veriyor... TİCARET ODASI BAŞKANI: Pamuk bitti, şeker pancarı can çekişiyor Iğdır’ın ekonomisinin tarım ve hayvancılığa dayandığını hatırlatan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kamil Arslan; daha önce çok kaliteli pamuk ve büyük miktarda şeker pancarı üretildiğini, yanlış politikalarla pamuğun bittiğini, şeker pancarı üretiminin de çok düştüğünü söylüyor. Kars, Ağrı ve Erzurum Şeker fabrikalarının bir zamanlar Iğdır pancarı ile beslendiğini; ama kotaların düşürülmesi ve maliyetlerin yükselmesi ile bu özelliğin kalmadığını ifade eden Kamil Arslan, düşünülen alternatif ürünler hususunda da başarılı olunamadığını açıklıyor. Sebze ve meyvecilikte pazar sıkıntısı bulunduğunu, mevcut pazarların uzak ve maliyetli olduğunu belirten Arslan; bu sebeplerle üreticinin yüzünün bir türlü gülmediğine değiniyor. Hayvancılıkta da 90’lı yılların çok gerisinde bulunduklarını söyleyen Arslan, süt ve et sığırcılığında beklenen hedeflere ulaşılmasını arzu ettiklerini belirtiyor. Sınırda bulunmanın nimetlerine de bir türlü kavuşamadıklarını, Nahcivan sınır kapısının açık bulunduğunu, İran sınır kapısının 1985’ten beri açık göründüğünü fakat fiilen işlemediğini anlatan Kamil Arslan, bu kapının biran önce işler hale gelmesi için bizzat Başbakan’dan istekte bulunduklarını ifade ediyor. 5 kilometre mesafede bulunan Ermenistan Sınır Kapısının da 1957 yılından beri kapalı olduğunu, Karabağ ihtilafı ve Ermenilerin talepleri, iddiaları bitmeden bu kapının açılması taraftarı olmadıklarını söyleyen Arslan, bu kapının açılması halinde Azerbaycan’a 5 saatte ulaşabileceklerini, bunun da Iğdır ekonomisine çok büyük katkılar yapacağını belirtiyor. Mevcut Teşvik kanununun Iğdır’a yatırımcı getirmediğini, daha cazip iller varken kendi illerine sıra gelemeyeceğini açıklayan Kamil Arslan; teşvik sisteminin tekrar gözden geçirilmesini istiyor... Örnek tesisler kurulmalı Iğdır Ticaret Borsa’nın yeni yeni gelişmekte olduğunu ve 150 üyelerinin bulunduğunu söyleyen Borsa Başkanı İsmail Aras, üreticiyi korumayı hedeflediklerini, burada üretilen ürünlerin değerini bulması için çalıştıklarını belirtiyor. Bölgenin konumu ve ürün durumuna göre piyasanın belirlendiğini ifade eden İsmail Aras, ihracata yönelik üretim yapan ve istihdam sağlayan işletmelere teşvik verilmesini ve bu teşviklerin daha etkili kılınmasını istiyor. Maliyeti iyice yükselen şeker pancarına kotaların konmasının çiftçiye pahalıya patladığını, yağlı tohum üretiminin de istenen neticeyi vermediğini belirten Aras; bununla ilgili sanayinin oluşmaması ve pazarların uzak olması gibi sebeplerle işlerin zorlaştığını anlatıyor. Bu olumsuzlukların kamu eliyle ortadan kaldırılabileceğini söyleyen İsmail Aras; devletin vatandaşa örnek olmak bakımından bazı tesisler kurup işletmesini, işler rayına oturunca da bu tesisleri elden çıkarabileceğini açıklıyor. Pazar bulamayan, zaman zaman yetiştirdiği domatesin kasası 50 kuruşa kadar düşen üreticinin çoğu zaman ekim yapmaktan korktuğunu ifade eden Aras, binlerce dönümlük arazinin bu sebeple boş bırakıldığını, ülkenin bundan büyük zarar gördüğünü anlatıyor. Yeşil Kart ve benzeri yardımlar yapılacağına, bu boş tarım arazisinin işletilerek işsiz vatandaşın buralarda çalıştırılması gerektiğini savunan Aras; tesisler kurularak vatandaşa örnek olunması ve vatandaşın çalışmaya, üretime teşvik edilmesi gerektiğini söylüyor. Çiftçi hüsrana uğradıktan sonra uzatılacak elin bir faydasının olamayacağını söyleyen; devlet kurumlarının şimdiden gerekeni yapmasını isteyen İsmail Aras, çiftçilerin eğitimlerine ve bilinçlendirilmesine çalışılması gerektiğini savunuyor. Zengin bir Iğdırlıdan yatırım yapması için teklifte bulunduğunu, kendisinin de “ fabrikasındaki her bir kartın milyon dolar civarında olduğu, bu enerji kesintileriyle hergün kartların yanacağı ve bu zararın altından kalkamayacağı” cevabını aldığını söyleyen Borsa Başkanı İsmail Aras, altyapı eksikliklerinin acilen giderilmesini istiyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT