BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bugün ramazân ayını idrâk ettik

Bugün ramazân ayını idrâk ettik

Resûlullah Efendimiz buyurdu ki: “Ramazân ayı gelince, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytânlar zincire bağlanır...”



Resûlullah Efendimiz buyurdu ki: “Ramazân ayı gelince, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytânlar zincire bağlanır...” Bugün, üç ayların üçüncüsü, kamerî ayların ise dokuzuncusu ve bütünü itibâriyle çok kıymetli ve şerefli bir ay olan “ramazân ayı”nı idrâk ettik. “Ramazân” kelimesi, “yanmak” demektir. Çünkü bu ayda oruç tutan ve tevbe edenlerin günâhları yanar, yok olur. İslâmın beş şartından dördüncüsü, mübârek ramazân ayında, her gün oruç tutmaktır. Oruç tutmak bize, yâni ümmet-i Muhammed’e hicretten ya’nî Peygamber Efendimizin Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicretinden onsekiz ay sonra, Şa’bân ayının onuncu günü, Bedir Gazâsından da bir ay önce farz kılınmıştır. Resûlullah Efendimiz buyurmuşlardır ki: “Ramazân orucunu farz bilip sevâb bekleyerek oruç tutanların günâhları affolur.” [Buhârî] “Ramazân ayı gelince, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytânlar zincire bağlanır.” ÇOK KIYMETLİ BİR AYDIR Peygamber Efendimiz, Şa’bân ayının son günü îrâd buyurdukları bir hutbelerinde, ramazân ayı hakkında şöyle buyurdular: “Ey Müslümânlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece [ki bu Kadir Gecesidir], bin aydan hayırlı, daha faydalıdır. Allahü teâlâ, bu ayda, her gün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri terâvîh namazı kılmak da sünnettir. Bu ayda, Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda, farz yapmak gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir. Bu ay, sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer Cennettir. Bu ay, iyi geçinmek ayıdır. Bu ayda mü’minlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda, bir oruçluya iftâr verirse, günâhları affolur. Hak teâlâ, onu Cehennem âteşinden âzâd eder. O oruçlunun sevâbı kadar, ona da sevâp verilir.” Resûlullah Efendimizin bu hutbesini dinleyen Eshâb-ı kirâm dediler ki: “Yâ Resûlallah! Her birimiz, bir oruçluyu doyuracak kadar zengin değiliz. Bu büyük sevâptan mahrûm mu kalacağız?” Resûlullah (aleyhisselâm), Eshâbına şöyle cevap verdi: “Bir hurma ile iftâr verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikrâm edene de, bu sevâp verilecektir. Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası afv ve mağfiret ve sonu Cehennem’den âzâd olmaktır. Allahü teâlâ, bu ayda, emri altında olanların [ya’nî işçinin, me’mûrun, askerin ve talebenin] vazîfesini hafîfletenleri [ya’nî patronları, âmirleri, kumandanları ve müdürleri] affedip Cehennem ateşinden kurtarır.” Peygamber Efendimiz sözüne devâmla şöyle buyurdu: “Bu ayda şu dört şeyi çok yapınız. Bunun ikisini, Allahü teâlâ çok sever. Bunlar, Kelime-i şehâdet söylemek ve istiğfâr etmektir. İkisini de, zâten her zaman yapmanız lâzımdır. Bunlar da, Allahü teâlâdan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden O’na sığınmaktır. Bu ayda, bir oruçluya su veren bir kimse, kıyâmet günü susuz kalmayacaktır.” Görüldüğü gibi, ramazân ayında yapılan bütün nâfile ibâdetlere verilen sevâp, başka aylarda yapılan farz ibâdetlere verilen sevâp gibidir. Bu ayda iyi iş ve ibâdet yapabilenlere, bütün sene boyunca da bu işleri yapmak nasip olur. İçerisinde, Kur’ân-ı kerîmin vahyedilmeye başlandığı Kadir Gecesi, ramazân ayı içindedir ki, o gecenin bin (1000) aydan hayırlı olduğu, bizzât Allahü teâlâ tarafından beyân buyurulmuştur. Kur’ân-ı kerîm, Resûlullah Efendimize bu gece gelmeye başlamıştır. Kur’ân-ı kerîmde medhedilen, en kıymetli gecedir. ORUÇ HER DİNDE VARDI Bilindiği üzere, ilk insan ve ilk Peygamber Âdem aleyhisselâmdan beri oruç tutulurdu. Daha önceki Peygamberler ve ümmetleri de oruç tutarlardı. Nitekim Kur’ân-ı kerîmdeki oruçla ilgili âyetlerde (Bakara, 183-185), bu ibâdetin daha önceki milletlere de farz kılındığı belirtilmektedir. Bugün kitaplarda, bozulmuş, aslından uzaklaştırılmış dînler olarak takdîm edilen Yahûdîlikte ve Hıristiyânlıkta da oruc vardı. Hattâ aslı hak bir dîne dayanmayan bâtıl, bozuk inançlarda da oruca benzer ibâdetler görülmektedir. Bu ibâdetler, daha önce o bölgelerde yaşamış Hak Peygamberlerden kalmış olup bozula bozula bugünkü hâle gelmiş olabilir. [Yarın da inşâallah konumuza devâm edelim.]
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT