BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Galatasaray üzerine!..

Galatasaray üzerine!..

Tallinn Levadia önünde Galatasaray’ın oynadığı futbol ve aldığı sonuç, tek kelime ile ayıptır!..



Tallinn Levadia önünde Galatasaray’ın oynadığı futbol ve aldığı sonuç, tek kelime ile ayıptır!.. Elin oğlu, bilmez maça Galatasaray’ın “A takımı ile mi, Z takımı ile mi çıktığını”; der ki “Şu Galatasaray’a bak, ismi cismi olmayan bir mahalle takımını bile yenemiyor!..” Üstelik tarih de “sonucu yazacaktır”, takımları değil!.. Ve de hem Galatasaray, hem de Türkiye “ülke ve takım hayati puanlar kaybetmektedir” böyle maçlarda, tıpkı Topol beraberliğinde olduğu gibi!.. Galatasaray, bu yüzden “ciddi turlarda” yıllardır “seri başı olmayı unutmuştur” ve Türk takımları Tallinn Levadia’ları, Sion’ları yenemezse, yarınlarda “Türkiye Şampiyonu’nu da Şampiyonlar Ligi’ne katılmak için ön eleme maçı oynamak zorunda kalacaktır!..” Anladınız mı, Rijkaard ve Daum efendiler?!. Takım üzerine “önce sözüm” Rijkaard’a; rotasyon her zaman pilâv yemez, çok zaman “lâpaya mahkûm olur” ve mahcûp eder!.. Neydi o kaleci Leo Franco; “bu kaçıncı duran toptan gol” ve “çizgiye yapışmış” adı ve cüssesi büyük, kaleciliği “sorgulanması gereken” Leo Franco?!. Bak sevgili Mehmet Topal, Galatasaray’ın da, Milli Takım’ın da sakat olmadığında “temelli” oyuncularındansın, hâl⠓top sana gelmeden, gelirse ne yapacağına karar veremiyor”, top ayağına gelince de “titrek” bir şekilde bir o yana, bir bu yana dönüp duruyor, bu arada baskı gelince, sıkışıyor ve sonra da verdiğin toplar “hiçbir işe yaramıyor”, çoğu “hatalı pas” oluyor!.. Dahası rakip ceza alanı yakınından kaleye vururken, bir türlü topun üzerine yatmayı da öğrenemedin; minare boyu yükselen topa bakıp üzülüyorsun; yılda iki defa kaleyi buluyor, yirmi defa karavana atıyorsun; Sabri gibi; öğrenemeyeceksen; vurma bari!.. Barış, “başından ve futbolundan büyük işler yapmaya” ve de “Arda olmaya özenmese” faydalı olacak ama nerdeee; ona “bunu da öğreten yok galiba”; yakında tamamen kaybolup gidecek!.. Rijkaard “anladığım kadarı ile” Serkan Kurtuluş’u sağbeke, “Sabri’yi solbekte denemek için” aldı; zira “Hakan sakat” ve “Galatasaray’ın sol beki yok”; Uğur sağ beke, Sabri sol beke mi acaba?!.. “Büyük kaptan” Arda ile “müthiş kazanç” Mustafa Sarp oyuna “beraberliği bozsunlar” diye mi alındılar, yoksa “takım top tutup beraberliğe yatsın” diye mi?.. Dün sabah hemen hemen bütün kritikleri okudum; “bu soruyu soran yok”; hemen herkes Arda’dan da, Mustafa Sarp’tan da memnun; hadi canım siz de!.. “Bu futbol olarak dağıtmış” ve “acemiler mangası” gibi oynayan takımda, “tam hazır olmamasına rağmen” Elenao, gene de “güzel işler” yaptı, “ona uyan, onun ne yaptığını ve yapacağını anlayan” bir - iki arkadaşı olsaydı; Galatasaray “çok gol atardı!..” Aydın, Alpaslan ve Serdar tam bir hayal kırıklığı idi; hadi Serdar’ı ve Alpaslan’ı anlarım, uzun zaman sonra A takımında ilk defa sahadaydılar, ama Aydın; maçın yıldızı olmalıydı; döküldükçe döküldü!.. Bilmeli ki, Rijkaard ona “sonsuz fırsat tanımaz”, tanıyamaz!.. Gene görüldü ki, iki Emre’ler her zamanki gibi, “hazır yedek” stoperler, beraberce “asıl” değil!.. “Üçleme yaptığı maçta” herkese “Galatasaray’ın yeni bir golcü aramasına gerek yok” dedirten Nonda da, “eski kabuğuna çekilmiş” ve Galatasaray’ı “golcü arar hâle düşürmüş” gibiydi; kısacası “bir varmış, bir yokmuş” görüntüsüyle sakatlanıp, çıktı, gitti!.. Sonuç, “bütün ışıltılı yıldızlarına rağmen”, Galatasaray “futbol ve takım olarak” Fenerbahçe’nin gerisinde, “takım sahaya, Fenerbahçe gibi güçlü basmıyor” henüz; “gol çokluğu kimseyi aldatmasın”; durumu Rijkaard ve ekibi de biliyor, “Bu futbol henüz beni tatmin etmiyor” diyen Başkan Polat da; ama “çok Galatasaray yazar ve yorumcusu” mest; bu tatlı rüyadan “acı içinde uyanmak” gerçekten acı olur!.. Bizden hatırlatması!.. Büyüklerin ayıpları!.. Fenerbahçeli Edu’ya, Beşiktalı Delgado’ya yapılan ayıptır, Manisaspor’da Sezer’e ve Ufuk’a yapılan da!.. Galatasaray’da “UEFA şampiyonu olan kadroda yer alan” ve sakatlandığında “kapı dışarı edilip”, sonunda “madalyasını satacak hâle düşürülen” ve de “yüzüne bakılmayan” Alper’e yapılanlar da!.. Daha onlarca, yüzlerce örnek sayabilirim!.. Onun için “Galatasaray’da, Fenerbahçe’de Beşiktaş’ta kimsenin parası kalmaz, bu isyan niye” diye yazılıp, çizilenlere bakmam hiç; bu adı “büyük” kulüplerde “parası kalan”, dahası “kapı önüne bırakılan” dahası “vefasızlık edilen” onlarca futbolcu ismini art arda sayabilirim; yakın geçmişten bugüne, Hagi’den Hasan Şaş’a, Hakan Şükür’e kadar!.. Durum utanç vericidir ve maalesef “FIFA rafları da kulüplerimizin haklarını vermediği yabancıların dosyaları ile doludur!..” “Bu acı gerçeği” dünya - âlem bildiği içindir ki, “Türkiye’ye gelmek isteyen teknik adamın da, futbolcunun da fiyatı çok yükselmekte, sağlam ve garantili sözleşmeler yapılmakta”, açıkçası “bire mal olacak adam, risk büyüklüğü sebebiyle kulüplerimize 3’e patlamaktadır!..” Benim kendilerini “akıllı sanan” yöneticilerim, söyleyin bana “sonunda kim kazançlı ve kim kaybediyor?..” Kâzım, Emre farkı!.. “Fenerbahçe’ye ve Milli Takım’a pek lâzım” Kâzım, Emre’nin yolunda gitmeye pek meraklı, hafta içinde bir büyük gazetede okuduğum “küçük bir haber” şu: “Kâzım, antrenmanın başında gerçekleştirilen düz koşu esnasında gazetecilerin olduğu bölüme gelerek, basın mensuplarına ağır bir şekilde küfür etti. Kâzım’ın neden küfür ettiği anlaşılmazken, genç futbolcunun bu davranışı basın mensupları arasında şaşkınlık uyandırdı.” Buraya kadar da “meseleyi pek anlamadım” ama “asıl” anlamadığım şu; “aynı şeyi Emre yapsa”, manşetlerdeydi, Kâzım yapınca, olay tam anlamıyla kaynayıp, çöpe gönderildi; neden acaba?.. Bolt ve doping!.. Sevgili Ahmet Çakır, “Bolt ve doping iddalarını yazan çizen” yorumculara ve spor yazarlarına epey bozulmuş, diyor ki: “.. Berlin’deki Dünya Atletizm Şampiyonası’nı ve elbette ki Usain Bolt’un başarılarını hayranlıkla izliyoruz. Ancak sonrasındaki tartışmalar biraz Türk usulü oluyor. Yok efendim, Bolt aslında kolay anlaşılmayan türden bir doping yapıyormuş da daha bilmem nelermiş...” Kazın ayağı “öyle” değil sevgili Çakır; “Bolt’un şu metrelerle, şu metreler arasında eriştiği hızın hiçbir insanda olamayacağını söyleyen” ve “bu tartışmaları yapanlar” arasında “ünlü” bilim adamları, uzmanlar da var; hatta FBI var, “doping merkezi hâline gelmiş kimya araştırma laboratuarları”, “onların defter ve belgeleri”, yakalanan “doping pazarlamacıları” ve itirafları var; “kanlarında ve idrarlarında doping maddesi çıkan Jamaikalı beş ünlü atlet var!..” Ben de “çok sevdiğim” atletizm adına, spor adına Bolt’un “tertemiz olmasını” istiyor ve diliyorum; ama Marion Jones’un rekorlarını hatırlayarak, “Bolt’un rekorlarının temizliğinden emin olunmasını” da bir gazeteci, bir spor yazarı olarak bekliyorum!.. Sevgili hocamız Turgay Renklikurt, dünya bilim ve spor medyasıyla birlikte “konuyu yakından izliyor”; dahası “önemli, ciddi, bilimsel ve aydınlatıcı yazılar yazıyor”; herkes okumalı; tabii sen de sevgili Çakır!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT