BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayat hikâyeniz

Hayat hikâyeniz

Hayatı satırlara sığdırmak öyle zor ki... Bazen üniversite tezleri için sizden hayat hikayeniz istenir. İçinizden gelmese de anlatırsınız, ama bu anlatış sizi hiç mi hiç sarmaz.



Hayatı satırlara sığdırmak öyle zor ki... Bazen üniversite tezleri için sizden hayat hikayeniz istenir. İçinizden gelmese de anlatırsınız, ama bu anlatış sizi hiç mi hiç sarmaz. Çünkü size ait olduğunu sandığınız hikaye kabataslak çizgileriyle yamrı yumru birşeydir. İçinde ruh yoktur. Bilgisayar kayıtlarından farksız kuruluktadır... Bir resim düşünün, resmin ilk, kömürle çizilmiş gelişigüzel sayılabilecek çizgilerini... Resmin bitmiş son haliyle bu hali arasında büyük bir fark vardır. İşte bunun gibi. Karşınızdaki pek memnundur. Aslında o pusuya yatmış yaman bir avcıdır, her kelimeniz, her cümleniz onun sermayesi... Alacağını almıştır yahut o öyle sanır. Bütün o bilgileri verdikten sonra, siz “Hayır! Bu ben değilim, bu benim hayatım değil!” diye düşünürsünüz ve sizin yerinize bir başkasının geçerek o kara kuru, yamru yumru özeti hazırlamış olduğunu hissedersiniz. Araştırmacının ikinci olarak sizden istediği kahramanlarınızdır. Kahramanlarınızla ilgili bilgiler. Romanınızın can damarları... En çok da; “Bunlar gerçek kişiler mi?” Eğer öyleyse kimlerdir? Hangisi sizsiniz? Onları siz mi yönetirsiniz, yoksa onlar mı size bir noktadan sonra hakim olurlar?” gibisinden bilinen, belki de metod gereği sorular sorarlar. Bir mülâkatta Yakup Kadri, “Bütün kahramanlarımda ben varım” diyordu. Bu cevap bana son derece mantıklı geliyor. Ne kadar objektif olursanız olun, elbette onları yöneten sizsiniz ve onların hepsi sizden birşeyler taşır. Ne var ki ben bu tür sorulara istediğim ölçüde cevap veremiyorum. Farzedin ki psikanaliz metoduyla şuur altınızı dışa vuruyorsunuz, bir sürü insan olumlu olumsuz yanlarıyla sizin düzeltmeleriniz, eğelemelerinizle beliriyor. Tıpkı su yüzünde resim yapmak gibi yani ebrular... Boyalar, su ve kağıt mevcut... Siz fırçayla sudaki akışa bir an müdahale ediyorsunuz. Biçimler hızla değişiyor. İstediğiniz veya istemediğiniz bir yöne doğru hareket ediyorlar. Bundan sonra siz seyircisiniz; bu akıştan ve kargaşadan yeni biçimler doğacaktır. Ama soru soran matematik hesabıyla kesin ve şaşmaz doğrular ister. “Filanca kahraman gerçek mi ve kim?” Oysa işin sırrı burdadır, romana hayat veren şey, onun kim olduğunun sezilmesi ama bilinmemesidir... Otobiyografik romanda tehlike bu yöndedir, ya bilineni bilinmeyen yönleriyle anlatacaksınız ya da bilinenleri anlatmada güçlü, farklı bir üslup kullanacaksınız. Yoksa bütün sırları ve ipuçlarını vermekle roman yazılmış olmuyor. Aslolan okuyucuya sunacağınız net ve kesin olmayan durumlardır. O tecessüsüne cevap buldu mu, yazdıklarınızın onun için önemi kalmayacaktır... Halbuki ne kadar cevap verirseniz verin, sizin yapmaya çalıştığınız şey hiçbir zaman sizin araştırmacıya anlattığınız kadar basit değildir... Siz basit olmadığı için onu kaleme almışsınızdır. O size bahçeyi sorar ama siz ona o bahçeden bir tek dal uzatabilirsiniz. O dal ise engin bir bahçeyi anlamaya kifayet etmez.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98362
    % -0.97
  • 5.5145
    % -0.89
  • 6.2348
    % -0.94
  • 7.3138
    % -0.16
  • 234.837
    % -0.47
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT