BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Afganistan bir türlü durulmuyor

Afganistan bir türlü durulmuyor

Bugün Afganistan meşruiyeti tartışılmayan bir hükümete hâlâ sahip değil. Ülkenin birçok yerinde merkezî yönetimin değil, yerel güç odaklarının sözü geçiyor. Üstelik sekiz yıl önce devlet yönetiminden uzaklaştırılan Taliban neredeyse 2001 öncesindekine yakın bir güce kavuşmuş durumda.



Bugün Afganistan meşruiyeti tartışılmayan bir hükümete hâlâ sahip değil. Ülkenin birçok yerinde merkezî yönetimin değil, yerel güç odaklarının sözü geçiyor. Üstelik sekiz yıl önce devlet yönetiminden uzaklaştırılan Taliban neredeyse 2001 öncesindekine yakın bir güce kavuşmuş durumda. Afganistan’da terör ve bombalama eylemleri bütün çabalara rağmen devam ediyor. Başkent Kabil sokakları bile, zaman zaman bu bombalama eylemlerinden nasibini alıyor. Bu patlamalarda her gün çok sayıda insan hayatını kaybediyor. El Kaide’nin 11 Eylül 2001’de gerçekleştirdiği New York ve Washington saldırılarından sonra ABD öncülüğünde başlatılan bir askerî harekât neticesinde Afganistan’daki Taliban yönetiminin devrilmesinin üzerinden sekiz yıla yakın süre geçti. Bu süre zarfında, ülkenin yeniden yapılandırılması çerçevesinde siyasi sistem ABD’nin yönlendirmesiyle yeniden kurgulandı. Ülkede güvenliği ve istikrarı sağlamak için çok uluslu bir askerî güç (ISAF), Birleşmiş Milletler’in verdiği yetkiyle ülkede konuşlandırıldı. Bu gücün komutası bir süre sonra NATO’ya devredildi. 1979’taki Sovyet işgalinden beri sürekli çatışmalar yaşayan ülkenin neredeyse tamamen tahrip olmuş altyapısının yeniden imarı için milyarlarca dolarlık bir fon kullanıldı. Fakat ne siyasi istikrar, ne güvenlik, ne de ekonomik kalkınma sağlanabildi. Bugün Afganistan meşruiyeti tartışılmayan bir hükümete hâlâ sahip değil. Ülkenin birçok yerinde merkezî yönetimin değil, yerel güç odaklarının sözü geçiyor. EROİN TİCARETİ Dünya “piyasalarına” aktarılan eroinin büyük bölümü, Afganistan hükümetinin denetim altına almayı bir türlü başaramadığı alanlarda serbestçe ekilmeye devam edilen haşhaştan çıkarılan afyondan üretiliyor. Üstelik sekiz yıl önce devlet yönetiminden uzaklaştırılan Taliban neredeyse 2001 öncesindekine yakın bir güce kavuşmuş durumda. Taliban’ın güçlenmesinde bölgeden yapılan uyuşturucu sevkiyatından kazanılan gelire ortak oluşu önemli bir etken olarak öne çıkıyor. Taliban’ın giderek genişleyen nüfuz alanı içinde, El Kaide yeniden yapılanıyor. Taliban ve El Kaide sadece Afganistan topraklarında değil, komşu Pakistan’da da, daha önce olmadığı kadar etkili bir unsur haline geliyor. NATO’nun, Afganistan güvenlik güçlerinin ve Pakistan ordusunun Taliban ve El Kaide’ye karşı yürütmekte olduğu operasyonlardaki sivil kayıplar her geçen güç artıyor. Gayrinizamî silahlı mücadeleyi bir yöntem olarak benimsemiş dünyanın her yarındaki ayrılıkçı, bölücü terörist veya bağımsızlık mücadelesi yürüten gerilla hareketlerinin uyguladığı temel stratejinin aynısı Taliban tarafından da uygulanıyor. Artan sivil kayıplar, Taliban’ın gücünü azaltmıyor, tam tersine bu kayıplara sebep olanların meşruiyetini yitirmelerine yol açıyor. 1960’ların sonunda Kuzey Vietnam’da ABD uçaklarınca atılan napalm bombalarıyla yakılan her köyün, Viet Kong’a yeni katılımlar sağlaması gibi, NATO bombardımanıyla yıkılan her Afgan köyü, Taliban’a silahlı sindirme ve tehditle asla sağlayamayacağı bir toplumsal desteği getiriyor. Ancak ABD desteğiyle ayakta durabilen Karzai yönetimi de, görev alanının çok uzağında ve geleneksel görev tanımının çok dışında, nihai hedefinin ne olduğunu bilmeden operasyon yürüten NATO da, bugüne kadar yapılan hataları telafi edecek yeni açılımların hazırlığı peşinde. Mevcut olumsuzlukları daha da derinleştiren bir durum da, 20 Ağustosta yapılan Devlet Başkanlığı seçiminin büyük bir fiyaskoyla sonuçlanması. Öne çıkan iki aday, mevcut Devlet Başkanı Hamid Karzai ve Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah ilk seçim sonuçlarının açıklanmasından hemen sonra kendilerini galip ilan etmişlerdi. Fakat seçim gününden bugüne geçen süre içinde, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere çok sayıda uluslararası kuruluş ve bağımsız gözlemci, seçime yoğun biçimde hile karıştırıldığını ve ülke genelinde “hoş görülemeyecek düzeyde” usulsüzlükler yapıldığını belirlediler. Bu durumda, en çok oyu alan iki aday olmalarından dolayı Karzai ve Abdullah’ın yarışacakları 7 Kasımdaki ikinci tur seçimde de, demokratik kurallara uygun bir sürecin işletilebilmesi çok uzak bir ihtimal gözüküyor. Ülkenin en kalabalık etnik grubu olan Peştunlara mensup olduğu için Karzai belki bu seçimin galibi olacak ama koltuğa yeniden oturuşu uzunca bir süre daha tartışılacak. Seçimin yürütülmesinde ortaya çıkan bu durumu, Batılı güçler nasıl yorumlayacaklar bilmiyorum ama en azından, sadece Taliban’ın evlerine hapsetmiş olduğu kadınlara oy verdirilmesiyle Afganistan’a demokrasinin gelmemiş olduğunun farkına varmışlardır. Diğer taraftan, NATO Savunma Bakanları geçen hafta cuma günü yaptıkları toplantıda, ISAF’a komuta eden Amerikalı Orgeneral Stanley McChrystal tarafından hazırlanan “direnişçilerle daha etkin mücadele” planına destek verdiler. Sekiz yıldır yürütülen operasyonda kazanılan tecrübeler ışığında hazırlandığı söylenen bu planda ulaşılan en önemli tespit şu: “Afganistan’daki direniş sadece, Taliban militanlarının yakalanması veya öldürülmesiyle durdurulamaz. NATO’nun askerî operasyonuyla, sivil alandaki yeniden imar ve kalkındırma çabalarını koordine etmek suretiyle tüm Afgan toplumunu istikrara kavuşturacak yeni ve kapsamlı bir stratejiye ihtiyaç var.” Peki bu nasıl yapılacak? NATO Genel Sekreteri Andres Fogh Rasmussen’e göre, “NATO bölgeye daha fazla eğitim timi göndermeli.” Bu ise elbette daha çok maliyet demek. Ülkeye yapılan yardımların, iktidardaki belli gruplar tarafından amaçları dışında kullanıldığı şaibeleri giderek güçlenirken, İttifak üyesi devletlerin hükümetlerinin, küresel ekonomik kriz ortamında, Afganistan için yeni mali kaynaklar ayırması konusu kendi ülkelerinde ciddi muhalefete sebep oluyor. Hele NATO operasyonlarından gözle görünür başarılar elde edilemediği bir ortamda. 65 BİN ABD ASKERİ Son olarak, bugün Afganistan’da yaklaşık 100 bin yabancı asker görev yapıyor. Bunların 65 bini ABD ordusuna mensup. Fakat NATO karargâhında mevcut askerî gücün, ülkede hedeflenenleri gerçekleştirmek için yeterli olmadığı görüşü hâkim. ABD Başkanı Obama da, göreve geldiği günden beri Afganistan’daki NATO askerlerinin sayısının artırılması yönünde defalarca görüş bildirdi. Müttefikler, artan maliyetleri üstlenmek konusunda olduğu gibi, daha fazla asker göndermek konusunda da çok istekli gözükmüyorlar. Avrupa başkentlerinde, “önce Amerikalıların ne yapacağını görelim; daha sonra kendi katkımızı açıklarız” düşüncesi öne çıkıyor. NATO Afganistan konusunda bocalamaya devam ediyor. Taliban ve El Kaide ise ne yapmak istediğini ve nasıl yapacağını çok iyi biliyor. Afganistan’da gayrinizamî bir mücadele tüm şiddetiyle devam ederken, kaybeden son 30 yıldır olduğu gibi yine sivil Afgan halkı oluyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 101566
    % 1.76
  • 5.6804
    % -0.1
  • 6.3745
    % -0.15
  • 7.0989
    % 0.44
  • 260.647
    % -0.02
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT