BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Atatürk’ün kararlılığı

Atatürk’ün kararlılığı

İstanbul Hukuk Fakültesi’nden sınıf arkadaşım Edirneli avukat Samuel Bizbahar yıllarca İstanbul’da avukatlık yaptıktan sonra İsrail’e göçtü. Türkiye’de hiçbir akrabası kalmamıştı.



İstanbul Hukuk Fakültesi’nden sınıf arkadaşım Edirneli avukat Samuel Bizbahar yıllarca İstanbul’da avukatlık yaptıktan sonra İsrail’e göçtü. Türkiye’de hiçbir akrabası kalmamıştı. Ama gönlü hep Türkiye’de idi. Ben 1983-1991 arası TBMM’de Sivas Milletvekili iken Kudüs’te her gün radyodan TBMM saatini dinler ve konuşmalar hakkında sık sık fikirlerini bana yazardı “Şu günkü konuşmanda şu şeyleri de söyleseydin daha iyi olurdu” diye. O bizden biriydi hep öyle kaldı. 14 Ocak 2000 tarihli mektubunda büyük Atatürk’le ilgili bir fotokopi yollamış bu konuda “dün de milli kütüphaneye giderek tarihi eserleri inceledim. Tesadüfen Fransa Dışişleri Bakanlığı’nın Belgeler adlı eserinden Türkiye ile ilgili ve büyük lider Atatürk’ün Türk dış siyasetinin değişmeyen ilkelerini içeren bir yazıyı görünce derhal seni hatırladım güncel meselelere yakınlığın dolayısiyle derhal sana gönderiyorum.” Yazının Türkçe’sini kendim çevirerek aşağıda yazıyorum: “Ankara’daki Fransız Charge d’Affaires M. Barbier’nin 27 Mart 1933’te saat 21’de 28 Mart’ta saat 0.30’da Fransa Dışişleri Bakanı M. Paul-Bonjour’a yolladığı telgraftır. T.nolar 68’den 71’e kadar. 64’ten 67’ye kadar olan telgraflarımın devamıdır, (bu telgraflarda Mustafa Kemal’in bir diplomatik resepsiyonda hazır bulunurken Fransız Elçiliği İkinci Sekreteri bay Ostrorog’a söyledikleri vardır.) “Bütün hükümetler M. McDonald’ın silahsızlanmaya ait projesi ile meşgul oldukları saatte, Türkiye’de bu projeyi ciddi olarak inceledikten sonra görüşünü belirtti. Buna göre “Bu proje Almanya, Macaristan ve Bulgaristan’a ait sınırlayıcı maddeleri kaldırıyor. Fakat Trakya’nın ve Boğazlar’ın tarafsız bölgelerinden söz etmiyor buna mukabil Türkiye’nin silahları azalacak. Böyle bir hal kabul edilemez. Diğer devletler McDonald’a istedikleri gibi cevap verebilirler. Türkiye asla böyle imkânsızlıkları kabul etmeyecektir. Türk milleti için hayati sebepler buna müsaade etmemektedirler. “Ben dört büyük devletin bu direktuvar projesine karşıyım. “Türkiye eğer bütün dünya kabul etse dahi bu dört devletten hiçbirinin önünde eğilmeyi kabul edemez. Ben burada oldukça Türkiye boyun eğmeyecektir. Ben bu vaziyetten çıkacak bütün mümkün sonuçları hesapladım. Bu kelimeleri söylerken bana karşı olabilecek bütün kuvvetleri teamül ettim. Ellerimde buna cevap verecek bilgi ve kuvvet var. Benzer oluşumlarda bir kişi cevabını ağlayarak değil fakat ölünceye kadar mukavemet ederek verir. Benim mevkimin bana yüklediği vecibeleri biliyorum. Bütün dünya bana baskı yapabilir. Buna mukavemet etmek için imkânlarım vardır. Bunu bir kez gösterdim. Ölmeden önce tekrar büyük bir şey yapabilirim. Ruslar’la anlaşma için mümkün konbinezonlar var. Bunları incelemeyi tenezzül etmem. On dört milyon mensubu olan ölmeye hazır bir halkın başında ben mukavemet edeceğim. Gizli: Bambaşka suretteki bu enerjik sözler dört büyük devlet arasında bir anlaşmanın muhtemel akti fikrinin ne derece Türkiye’yi tedirgin ettiğini göstermektedir. Türkiye böyle bir durumda Osmanlı Babıâlisi tarafından daha sonra da Ankara yöneticileri tarafından uygulanan geleneksel denge politikası imkânını kaybedecektir. Geçen 30 Ekim tarih ve 202 sayılı telgrafı ile M. de Chambrun Mustafa Kemal Paşa’nın İtalya büyükelçiliğindeki bir yemekte şiddetle konuşarak Mussolini tarafından Turin’deki nutku sırasında ifratla methettiği bu mahiyetteki bir formüle nasıl karşı çıktığını bildirmişti. Dikkate şayandır ki Cumhurbaşkanı aktüel projeleri eleştirirken hiçbir memlekete çatmamıştır. Eğer bizim elçiliğimizden bir sekretere hitap etmişse bu dört büyük devlet hizmetindeki mensup hiçbir diplomatın o sırada civarında bulunmamasındandır. Ne olursa olsun Gazi’nin gözlerinde bir Avrupa direktuvarı tesisi hissini uyandıracak tutum her sisteme bütün gücüyle karşı çıkmak iradesi şüphe götürmemektedir ve bütün durumlarda milletlerarası politikada aktif bir rol oynamak isteyen Türk diplomasisi bu şekildeki planlara bilhassa hasım olan devletlere yaklaşacak ve onların mukavemetine daha koordineli ve daha enerjik bir karakter verecektir.” Bu Fransız diplomatik belge Atatürk’ün memleketin selâmeti için ne derece kararlı olduğunu ve bunu ilgili yabancılara da bildirmekle hedefini açıkladığını göstermektedir. Mustafa Kemal diplomasiye aktif olarak katılmakta ve yönlendirmekte idi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT