BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > YAZARIMIZ GURBET KALAY ZORBA 12 GÜN SÜREN SAVAŞINI ANLATTI: Domuz gribini nasıl alt ettim

YAZARIMIZ GURBET KALAY ZORBA 12 GÜN SÜREN SAVAŞINI ANLATTI: Domuz gribini nasıl alt ettim

Yoğun olarak hissettiğim boğazımda gıcık gibi boğucu öksürük, eklemlerin ağrıması ve göz yanması oldu. Böyle anlattığıma bakmayın, hani yağmurlu havada battaniyeyi üzerinize çekip şöyle camın önünde kanepeye uzanmak istersiniz, konuşma diliyle etiniz kesik kesik ağırır ya, işte öyle...



Yoğun olarak hissettiğim boğazımda gıcık gibi boğucu öksürük, eklemlerin ağrıması ve göz yanması oldu. Böyle anlattığıma bakmayın, hani yağmurlu havada battaniyeyi üzerinize çekip şöyle camın önünde kanepeye uzanmak istersiniz, konuşma diliyle etiniz kesik kesik ağırır ya, işte öyle... Yaptığımız röportajlarımızda, sayfamıza konuk ettiğimiz misafirlerimiz ve onların başarı öykülerini elimizden geldiğince paylaşmaya çalıştık sizinle sevgili okurlar. Bugün biraz değişiklik yapıp, hem birçoğumuzu tedirgin eden, hem de herkesin üç aşağı beş yukarı fikir sahibi olduğu bir konuyu paylaşacağız sizinle. Domuz gribi. Evet domuz gribi. Neden? Çünkü, dünyanın kâbusu olan bu hastalığa biz de yakalandık ve atlattık. Biz diyorum, çünkü önce oğlum, sonra ben sırayla geçirdik. Bu süreçte neler yaşadığımızı paylaşacağız sizinle. Çok panik olmuştum çıkan haberlerden, söylenenlerden. Sürekli oğluma vitaminli yemekler, meyve, sarımsak, yaban mersini ne varsa yedirmeye çalışıyordum. Anti bakteriyel jeli unutmayalım tabii! İlkokul ikinci sınıfa giden oğlum ‘Ya anne sarımsak ağzımı kokutacak’ deyince,’Şu ara herkes yiyor, o yüzden kokmaz’ deyip, çocuğun ağzına tıkmaya çalışıyordum. Ve okulda sırayla birçok çocuk geçirdi derken, oğlum Uras’ın hafif ateşi yükseldi. Ben de ateş düşürücü verip uyuttum. Gece titreyerek uyandı, ateşi yükselmişti. Tekrar ateş düşürücü verdim. Ateş düştü. Ertesi sabah erkenden doktorumuzu aradığımızda, ‘Domuz gribi olabilir’ dedi ve çocuklar için gribal şurup ve ateş düşürücü önerdi. ‘Yeterli mi’ diye sorduğumda, yeterli olduğunu, paniğe gerek olmadığını, şu dönem geçirilen griplerin %99 oranla domuz gribi olduğunu belirtti. H1N1 virüsü baskın olduğundan diğer grip virüslerini alt edip kendi baş gösteriyormuş. Doktorumuz, bunun da özünde bildiğimiz grip olduğunu tekrarladı. Hafta sonuna rastladığından yarın getirin dedi. İkinci gece yine ateş ve yanında öksürük, göz ve burun akıntısı oldu. Üçüncü gün sabah doktora gittiğimizde doktorumuz emin olamadı ve testi önerdi. Test iki gün sonra çıkıyordu. Bu arada bende de kırgınlık ve eklem ağrısı ufak ufak başlamıştı. Bunun üzerine ben de test yaptırdım. Uras’ın öksürük dışındaki belirtileri yavaş yavaş geçti. Bende başladı. Yoğun olarak hissettiğim boğazımda gıcık gibi boğucu öksürük, eklemlerin ağrıması ve göz yanması oldu. Doktorumuz bildiğiniz grip, rahat olun başına sadece ‘domuz’u eklemişler dedi. Belki de beni rahatlatmak için. Kendimiz için neyse de, insanın çocuğu olunca farklı tabii. Hamdolsun atlattık. Bu arada virüs, direkt boğaza yerleşiyor ve soğuğu seviyormuş. Sanki boğazınıza bir şey takılmış gibi, gitmiyor gibi hissediyorsunuz ve sıcak içecekler çok iyi geliyor. Sıcak içecek boğazda mikrobu öldürüyor ve boğazdan aşağı inmesini önlüyormuş. Böyle anlattığıma bakmayın, hani tam yağmur havası battaniyeyi üzerinize çekip şöyle camın önünde kanepeye uzanmak istersiniz, konuşma diliyle etiniz kesik kesik ağrır, öyle. O kadar. İki gün hafif ateş, sonrasında bende de yoğun öksürük olarak seyretti. Testin sonucu pozitif çıktı. Ama doktorumuz kullanılması gereken ilacı, yan etkileri nedeniyle önermedi. İstirahat, iyi beslenme ve ateş düşürücüyü yeterli buldu. Yalnız yaklaşık 10-12 gün her ikimiz de boğulurcasına öksürdük. Öksürük geçmeyince korkmadım değil, ama bu da normal seyri olabiliyormuş domuz gribinin. Ve geçti. Aşı yaptırmamıza gerek kalmadı. Önemli mi bilmiyorum ama yaklaşık bir ay önceden beta-glukan içiyorduk, onun faydası oldu mu bilemiyorum. Doktorumuz hikâye diyor ama... Oğlum hastalığı geçirdikten sonra testin çıkması, galiba biraz panik yapmamı önledi. Tabii bu arada enteresan anlar olmadı değil. 10 gün dünyaya kapımızı kapattık. Hatta eşim ilk gün Doktor, ‘Domuz Gribi olabilirsiniz’ dediğinde, yıllık alışverişi yapmak için sürekli dışarı çıktı, evde hiçbir eksik yokken! Şaka bir yana biz de kimseyle bir arada olmamaya özen gösterdik. Arayan arkadaşlarım ‘Hem domuz gribisin, hem de telefonda normal konuşabiliyorsun!’ diye şaşırdılar. Her sabah ekmek için kapıyı çalan görevli, bir hafta ekmeği kapıya asmayı uygun gördü! Daha birçok komik şey. Son olarak hastalık başlamadan bir gün öncesi ve bittikten bir gün sonrası bulaştırma oluyormuş. Biz geçirmeden bir gün önce Uras’ın dört arkadaşı bizdeydi. İkisi hafif geçirdi. İkisi ise geçirmedi. Doktorumuzla yaptığımız röportajda okuyacaksınız, bizim doktorumuz da kesinlikle aşıyı öneriyor. Biz bu şekilde geçirdik. İstediğiniz kadar önlem alın, eğer geçirecekseniz kaçış yok. Önemli olan hafif atlatmak. Sizinle paylaşmak istedim. Eğer bir kişiye bile faydamız olduysa, ne mutlu bize... Sağlıkla kalın.... G.K.Z. Arkadaşımız Gurbet Kalay Zorba, Türkiye Hastanesi Dahiliye Mütehassısı Doç. Dr. Sabahattin Gül ile domuz gribi üzerine konuştu. Türkiye Hastanesi Dahiliye Mütehassısı DOÇ. Dr. SAbahattin Gül: DOMUZ GRİBİNİN diğer griplerden pek farkı yok “Bulaşıcılık anlamında diğer grip türlerinden hiçbir farkı yoktur. Ama şöyle bir ayrıntı var. Domuz gribi süratle yayıldı çünkü aşılanma olmadı. Aşılanma olsaydı aşının ortalama %70-80 civarında koruyuculuğu söz konusuysa, en azından enfeksiyonun bir kısmı önlenebilecekti.” Öncelikle nedir bu domuz gribi? Onunla başlayalım hocam. Domuz gribi H1N1 virüsünün yaptığı bir influenza yani grip hastalığıdır. Domuzlarda grip yapan bir virüs ile insandaki grip virüsünün bir kısmının, bir araya gelmesiyle, her ikisinin genetik yapıları birbirine karıştıktan sonra (domuzlardan birbirine bulaşırken) insanlara da bulaşıp, insanlardan da birbirine bulaşır hale gelmesi sonucudur. Bir başka virüs bunu yapsaydı, onlarda başka virüs olacaktı. Örneğin bir aralar kuş gribi, Hong Kong gribi, Çin gribi, Rus gribi vardı. Bunların her biri ayrı ayrı isimlendiriliyor. H1N1 virüsünün yaptığı grip de domuz gribi oluyor. * İnfluenza, pandemi terimlerini sıkça duyar olduk. Anlamları nedir hocam? İnfluenza tıp dilinde grip anlamına gelir. Pandemi, bir enfeksiyonun tüm dünyaya yayılması demektir. Grip virüsleri belli başlı üç ana başlıktan oluşuyor. A-B-C grubu olarak. Bir çok grip virüsü var. Bunların zaman zaman epidemi dediğimiz salgınları pandemi dediğimiz dünyaya yayılan halleri oluyor. Şimdi bundan 50-100 sene evvel bir enfeksiyonla alakalı pandemiden bahsetmek çok kolay olmayabilirdi. Neden dersek pandeminin aslı, transportun ve iletişimin hızıyla alakalı bir durum. Bugün bir yerdeyiz, yarın başka bir yerdeyiz ve aynı durum hastalar için de geçerli. Hasta olanları bir yerde tutup, oradan başka bir yere bırakmama gibi bir durum olursa kabul, ama böyle bir şey mümkün değil. Hastalar bir yerde durmuyorlar, başka yerdeki insanların hasta olma ihtimali doğuyor ve yayılması kolay hale geliyor. * Peki, virüsten niçin bu kadar korktuk? Şu anda insanlar medyanın esiri vaziyetteler. Medya ne derse doktorun dediğinden daha önemli durumda. Bu siyasi bir açıklama değil benim açımdan ama örnek verecek olursak; Sağlık Bakanı çocuk profesörüdür. Sağlık Bakanı aşı olmak lazım diyor fakat sağlıkla hiçbir alakası olmayan bir sürü insan ‘Aşı olmuyorum’ diyor. AŞI YAPMAK GEREKİR * Aşı olmalı mı, olmamalı mı? Bu bir enfeksiyon, enfeksiyonların eğer aşısı varsa ve bu aşıyla aktif bağışıklanma sağlanabiliyorsa bundan faydalanmak gerekir. Domuz gribi bu sene pandemi yapmış bir İnfluenza virüsüdür. Bunun tedbiri varsa ve bu tedbir aşıysa bunu almak lazım. Bana mail yoluyla hastalardan soru geliyor. Bir tanesinde diyor ki; “Bu bir biyolojik savaş”. Evet, kabul ediyorum, bu bir biyolojik savaş. Pekala, füzeler de bir askeri savaş ve füzelerden korunmak için de füze kalkanı alıyorlar. Hiç diyor musunuz bu bir askeri savaş ben buna karşı savunma sistemi almayacağım? Hayır, milyarlarca dolar para verip, o saldırılardan korunmak için satın alıyorsunuz. Ben de kabul ediyorum bu bir biyolojik savaş ve biri bize saldırıyor. Ama bunun kalkanı var, korunması var neden satın almayacağız ve korunmayacağız? * Sizce aşının yan etkileri caydırıcı mı? Dünya sağlık örgütünün açıklaması var. Dünyada hiç kimsenin domuz gribi aşısından ölmediğini söylüyor ve bu doğru. Şu anda Türkiye’de uygulanan mevsimsel grip aşısı var. Mevsimsel grip aşısının prospektüsünü elimize aldığımızda, bir sayfaya yakın yan tesiri var. Aşılama sonrası felç tablosu ve daha başka yan etkiler olabilir diye rapor ediliyor. H1N1’in bundan fazla bir yan tesiri yok. ENFEKSİYON ÖNLENEBİLİRDİ * Domuz gribi, diğer grip virüslerinden daha mı kolay bulaşıyor? Hayır. Bulaşıcılık anlamında diğer grip türlerinden hiçbir farkı yoktur. Ama şöyle bir ayrıntı var. Domuz gribi süratle yayıldı çünkü aşılanma olmadı. Aşılanma olsaydı aşının ortalama %70-80 civarında koruyuculuğu söz konusuysa, en azından enfeksiyonun bir kısmı önlenebilecekti. * Belirtileri nasıl ortaya çıkıyor? Hastalık nasıl seyrediyor? Gribin genel belirtileri, yüksek ateş, kırgınlık, eklem, boğaz ve adale ağrıları. Bunlara domuz gribinde ilave olarak mide bulantısı, kusma, ishal gibi belirtiler ön plana çıkıyor. Belirtiler varken herhangi bir gripli vakaya H1N1 testi bakılmadan domuz gribi olmuş demek son derece yanlış olur, aynı şekilde olmamış demek de son derece yanlış olur. * Mutlaka test yapılması gerekli mi? Bir doktorun bir takım testlerle veya hastayı muayene etmekle siz domuz gribisiniz veya değilsiniz demesi mümkün değil. Başlangıçta tarama testi vardır. İnfluenza A ve İnfluenza B grubu virüs müdür, değil midir diye ayırt edebildiğimiz, yorumlarda yanlışlık oluyor diye Sağlık Bakanlığı Etik Kurulu yapılmasını yasakladı. Doğruyu söylemek gerekirse yorumunu doğru yapmak kaydıyla faydalı bir testtir. Biz yaklaşık 15-20 kadar kullandık bu testi ve %80-90 ihtimalle domuz gribi virüsü almamışsınız ya da almışsınız diyebiliyorduk. H1N1 virüs testi PCR ile çalışıyor, uzun sürüyor yaklaşık 24 saatten fazla bir zaman alıyor ve ayrıca maliyeti yüksek bir test. Dolayısıyla bunun diğer virüs enfeksiyonlarından bir farkı yok. Eğer enfeksiyon yayılır ve hastalık zatürreye çevirirse, buna bağlı ölüm riski var. YÜKSEK ATEŞ, ÖNEMLİ BELİRTİ * Tedavi şekli nasıl seyrediyor? Genellikle 3 güne kadar sürenlerde yüksek ateş tablosu oluyor. Ateşten sonra ağrı kesiciler, ateş düşürücülerle kontrol altına alınıyor. Daha sonra hastalara kesin istirahat veriyoruz. Dolayısıyla bunun bizim açımızdan herhangi bir grip enfeksiyonundan ekstra bir farkı yok. Hastalığı geçirenlerin bir kısmı ateşi bile olmadan genel durum bozukluğuyla bu hastalığı atlatacak, bir kısmı bu hastalığı fark etmeyecek, bir kısmı ateşli ya da kas ağrılarıyla geçirecek. Hastaların bir kısmının bağışıklık sistemi bu virüsle mücadele etmeye yetmeyecek, o hastanın tablosu buna uygun değil. Bunlarda hastanın özellikle akciğerinde enfeksiyon meydana geliyor. O zaman eğer erken davranılmazsa bu hastaların tabii ki solunum yetmezliği buna bağlı ölüm söz konusu olabiliyor. * Hastalığın belirtileri geçtiğinde, hasta için risk bitiyor mu? Domuz gribi mi, değil mi diye kesinlikle bir şey söyleyemediğimiz halde geçirilen enfeksiyonların büyük kısmı büyük ihtimalle domuz gribidir. Çünkü epidemi yapan bu virüs şu anda. Onun yanında diğer virüsler de enfeksiyon yapıyorlar ama asıl enfeksiyon etkeni odur. Bu hastalığı geçirenler bir daha geçirmeyecekler. Bu hastalığı geçirenlerin bağışıklık sistemi yenmiş ve haberdar olduğu için aşı olması da gerekmeyecektir. Ama yine hukuki olarak yani tıbbi olarak konuşmak için söyleyecek olursak H1N1 pozitif olduğu ispat edilmemiş olanların aşı yaptırmasında fayda var. ELLERİMİZİ YIKAMALIYIZ * Bu hastalıktan nasıl korunabiliriz? Şimdi söylenmesi gereken şey bunun korunmasında diğer virüs enfeksiyonlarından farkı yok demektir. En aklı başında yapılacak iş bunun neyle bulaştığını bilmektir. Bu virüs hasta insanların burun ve ağız salgısından yani tükürük damlacıklarından havaya veya cisimlerin üzerine yapışıyor. Bu cisimlerin üzerindeki virüsü alan şahsın bunu ağzına burnuna veya göz kozasına götürmemesi halinde bulaşma ihtimali yoktur. Elimizi en azından sabunla yıkayacağız. Bunun için anti bakteriyel sabunlar var. Bunların dışında hasta olanların maske takması gerekmektedir. Sebebi ise bir öksürmede virüs yüklü tükürük damlacıkları ortalama 160 km hızla ağız boşluğunu terk ederek dışarıya çıkıyor. Ve bu içinde virüs bulunan tükürük damlacıkları havada asılı duruyor. Dolayısıyla bunu bir maskeyle önlemek mümkün ve hasta olanların yanındakilerin maske takmasıyla korunması büyük oranla mümkün ama her zamanki olması gereken hijyen kurallarıdır. İLK 10 GÜNE ÇOK DİKKAT EDİN * Hastalığın bulaşıcılığı kaç gün sürüyor? Hastalıktan önceki dönemde yaklaşık birkaç gün öncesinde bulaşıcılığı başlıyor. Hastalık geçtikten bir gün sonra da bulaşıcılığı sona eriyor. Yani hastalığın ilk 10 günü içerisinde hastalığı bulaştırma ihtimali var. Hastalık belirtileri bittikten sonra ise bulaştırıcı riski olmuyor. * 65 yaş üstü insanlar bu hastalığa daha mı az yakalanıyorlar? Bunlar istatistikî çalışmaların sonuçlarıdır. Yani şişman olan, 50 yaş üzerindeki insanlarda daha az gözüküyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102459
    % 0.88
  • 5.6399
    % -0.71
  • 6.3294
    % -0.71
  • 7.0547
    % 0.08
  • 260.991
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT