BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Titrediğini hissetti Şehnaz...

Titrediğini hissetti Şehnaz...

Şehnaz şaşkınlık içinde kekeledi: - Ben... Ben görmedim...



Şehnaz şaşkınlık içinde kekeledi: - Ben... Ben görmedim... - Ne kadar dalgınsınız? İyi ki çabuk fren yapabildim, bir şeyiniz yok değil mi? Genç kızın elini tutmuştu. Hızla çekti parmaklarını Şehnaz. Başını salladı: - Hayır, yok. İyiyim. Adam güneş gözlüklerini çıkardı, metal çerçeveli numaralı gözlüğünü taktı. Daha bir hoş olmuştu şimdi. Son derece temiz giyimliydi. Ayakkabıları pırıl pırıl, pantolonu bıçak gibi ütülüydü. Kolunda oldukça pahalı bir saat vardı. - İsterseniz gideceğiniz yere götüreyim sizi... Şehnaz utanarak fısıldadı: - Yok, biz karşıdaki pastahaneye gidiyoruz. Arkadaşlarla... Arkasına dönüp ne olup bittiğini anlamaya çalışan kızlara baktı. Hepsi manalı bir şekilde gülüştüler onun baktığını görünce. - O zaman ben de sizinle pastahaneye gelirim. İtiraz edemedi Şehnaz. Daha doğrusu itiraz etmek istemedi. Adam hemen arabasına binip usta bir manevrayla oracığa park etti. Elindeki anahtarları sallayarak yaklaştı kaldırımın kenarında bekleyen Şehnaz’ın yanına: - Tamam, gidelim haydi, sizi korkuttum çünkü, bunu telafi etmem lazım. Sizin gibi güzel bir kızı korkutmak istemezdim, kendimi affettirmem lazım. Şehnaz heyecanlıydı. Arkadaşlarına baktı göz ucuyla. Kızlar kendi aralarında kıkırdaşıyorlar, adamla Şehnaz’ı gösterip gülüyorlardı. Bir şeyler söylemek istedi ama genç adamın ağzından çıkan güzel cümlelere cevap vermekte zorlandı. - Ben affettim sizi... Hafifçe güldü adam. Yol verdi genç kıza. Pastahaneye girdiler. Kızlar hemen ayrı bir masaya oturmuşlardı bile. Leyla eliyle işaret etti Şehnaz’a ayrı masaya oturması için. Genç kız ise ne yapacağını bilmiyor, şaşkın şaşkın etrafına bakınıyordu. - Buyurun, şöyle oturalım. Hemen camın kenarındaki iki kişilik masaya yerleştiler. Anında yanlarına gelen garsona dondurma söylediler. Adam kibarca eğildi öne doğru: - Adınız nedir güzel kız? Titrediğini hissetti Şehnaz. Çıkık elmacık kemikleri oynadı dişlerini sıkınca. Heyecandan ölecek gibiydi: - Şehnaz... diye fısıldadı... - Demek Şehnaz, ne güzel bir isim! Tıpkı sizin gibi... Gülümsedi kız. Küçük, kahverengi gözlerini adamın yüzünde gezdirdi yavaşça. Çok yakışıklı, esmer, kara kaşlı bir adamdı. Kara gözleri vardı iri iri. Usulca sordu: - Ya sizin adınız ne? - Şahin... Şahin Demir! * * * O gün akşama kadar öğlen yaşadığı bu fevkalade olayın etkisinden kurtulamadı Şehnaz. Adamın yüzü aklından çıkmıyor, söylediği sözler kulaklarından gitmiyordu. Ayakları yerden kesilivermişti bir anda. Atölyeye döndükleri zaman kızlar hemen çevresini sarmışlar, neler konuştuklarını sormuşlardı merak içinde. Her kafadan bir ses çıkıyordu. - Ay, çok yakışıklıydı... Gözlerinin güzelliğini gördünüz mü? - Kaç yaşındaymış kız Şehnaz? Genç kız bunalmıştı etrafındaki kalabalıktan. Hepsine teker teker cevap vermeye çalışıyor, söylenenleri anlamakta güçlük çekiyordu. Bu sırada atölye sahibinin sert sesi duyuldu: - Hanımlar, bitmedi mi daha, haydi işinizin başına bakalım... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT