BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hadis âlimlerinden İbni Ebî Şeybe

Hadis âlimlerinden İbni Ebî Şeybe

Vâsıt Kadısı İbrahim bin Osman’ın torunu olan Ebû Bekr bin Ebî Şeybe hadîs ilminin önde gelenlerindendi. Derslerini kalabalık bir grup takip ederdi...



Ebû Bekr bin Ebî Şeybe, en meşhur hadis âlimlerindendir. Hicri 159 senesinde Kûfe’de doğmuştur. Özellikle hadîs ilmi ile uğraşan, ilim ehli bir aileye mensuptu. Dedesi İbrahim bin Osman, Vâsıt Kadısı idi ve adaletiyle meşhur olmuştu... İLİM İÇİN YOLLARA DÜŞTÜ... Hadîs ilminin önde gelenlerindendi. Önce Kûfe’deki muhaddislerden hadîs aldı. Sonra Basra’ya gelerek buranın hocalarından ve daha sonra Bağdat muhaddislerinden hadîs yazdı. Aynı şekilde hadîs rivayeti için Hicâz, Irak ve Şam bölgelerine yolculuklar yaptı. Hayatının son günlerini Bağdat’ta geçirdi. Rüsâfe Mescidi’nde ders verirdi ve bu derslerini kalabalık bir grup takip ederdi. Abbâsîlerin ilk dönem halifelerinden Hârûn er-Reşîd, Muhammed el-Emîn, Abdullah el-Me’mûn, el-Mu’tasım Billah, Vâsık ile, ikinci dönem halifelerinden Mütevekkil zamanında yaşamıştır. İbni Ebî Şeybe, 235 (m.849) senesinde Kûfe’de vefat etmiştir. İbn-i Ebi Şeybe, Musannef’te Abdullah bin İsa’dan şöyle rivayet etmiştir: “Sizden öncekilerden bir zat vardı. Karada Allahü teâlâya kırk sene ibâdet etti. Sonra: ‘Yâ Rabbi, denizde ibadet etmek istiyorum’ dedi. Bir topluluğa rastgeldi, Gemilerine binmek istedi, Onlar da onu bindirdiler. Gemileri Allahü teâlânın istediği kadar gitti. Sonra, suyun kenarındaki bir ağacın yanında durdu. O zat, dedi ki: ‘Beni bu ağacın üstüne bırakın!’ Onlar da onu bıraktılar ve gemilerine binerek oradan ayrıldılar... “RUHUMU HEMEN AL!..” O zat orada ibadetine senelerce devam etti... Bu arada bir melek daima onunla beraber bulunurdu ve onun ibadetlerini göğe yükseltirdi. Bir defasında, onun yüksek derecelere kavuşmasına sebep olan zikirleri söyleyip Arş’ın yüksekliklerine çıkmak istedi. Fakat söyleyemedi. Anladı ki bu onun bir hatâsının neticesidir. Sonra o zatın yanına gitti. Kendisine şefaat etmesini istedi. O zat namaz kıldı, dua etti ve ruhunu o meleğin almasını istedi ki; ölüm meleğinden ona daha kolay olsun. Eceli geldiği zaman o melek ona geldi ve; ‘Daha evvel senin şefaatini benim hakkımda kabul ettiği gibi Rabbimden benim şefaatimi senin için kabul etmesini ve benim senin ruhunu almamı istedim... İstediğin zaman senin ruhunu alırım’ dedi. O zat da hemen secdeye kapandı ve; ‘Yâ Rabbi sana şükürler olsun, ruhumu hemen al’ dedi. Sonra gözünden bir damla yaş aktı ve son nefesini verdi...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT