BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Neden Avrupa’dan daha pahalıya et yiyoruz?

Neden Avrupa’dan daha pahalıya et yiyoruz?

Türkiye sahip olduğu coğrafya, iklim ve tarım potansiyeli sebebiyle, insan beslenmesi için uygun şartlara sahip, ender ülkelerden biridir.



Türkiye sahip olduğu coğrafya, iklim ve tarım potansiyeli sebebiyle, insan beslenmesi için uygun şartlara sahip, ender ülkelerden biridir. Sağlıklı bir toplum için, herkesin günlük ihtiyaç duyduğu minimum hayvansal gıdaların, sağlıklı et ve et ürünlerinin sağlanması için devletin tedbir alması gerekir. Bir tarım ülkesi olan Türkiye’de, hayvancılığın uzun zamandır ihmal edilmesi, Güneydoğuda terör sebebiyle başlayan göç, ithal edilen et, bugünlerde yaşananların habercisiydi. 1980’li yıllarda dışarıdan hayvansal ürünlerin ithal edilmesi ile ülkemiz hayvancılığı bir anda ekonomik olmaktan çıkmıştır. Kısa sürede vatandaş hayvanlarını elden çıkardı ve kentlerin varoşlarına taşınarak kısa sürede yoksullaşmışlardı. 72 milyonluk nüfusu ile ülkemizin et ihtiyacı karşılanamadığı için, son yıllarda kırmızı et fiyatları anormal şekilde arttı. Ülkemizde hayvan sayısının azalması ile başlayan arz talep dengesi beraberinde et fiyatlarını aniden artırdı. Geçen aylarda bulunduğum birçok Avrupa ülkesindeki reyonlardaki et fiyatlarının bizim gibi dünyanın 8. büyük tarım ülkesine göre daha ucuz olması beni şaşırttı. Yoksulun protein ihtiyacı bugün ancak beyaz et ile karşılanıyor. Bunun da fiyatının artması durumunda toplum sağlığı için ciddi problemler çıkabilir. Et fiyatlarının artması ile birlikte süt ineklerinin kesilmesi, süt fiyatının da artacağının habercisi. Yeterli protein tüketemeyen ülkemizin elindeki biricik et ve ürünlerinden yararlanması ciddi bir sağlık ve gelecek konusu. Dünyanın en pahalı etini yeme konumuna gelmemizin temel sebebi, iyi bir tarım politikamızın olmamasıdır. Tam da böyle dönemlerde canlı hayvan ithali gündeme gelmektedir. Canlı hayvanların bir kısmı et için bir kısmı da damızlık amacı ile getirtilmiştir. Ülkemiz, bilimsel çalışmalarla önem verip, yerli ırkları geliştirip toplumun ihtiyaç duyduğu et üretimini sağlamak yerine, dışarıdan bu bölgeye adaptasyon problemi olan hayvan ithaline yönelmiş. Özellikte Doğu ve Güneydoğuda Et Balık Kurumu kanalıyla, bir taraftan hayvancılık desteklenirken, diğer tarafta halka ucuz et sağlanıyordu. Vatandaşın ürettiği hayvan ürünlerinin soğuk hava depolarında korunmasına da yardımcı olunuyordu. Şimdi o gelenek ortadan kalktı ve vatandaşın et ve et ürünleri ile beslenmesi vahşi piyasanın kurallarına kalmıştır. Bizim gibi ülkelerde tarımla ilgili özelleştirmelerin getirisi ve götürüsünün iyi hesaplanması gerekir. Çiftçimizin durumu ve piyasa ortada. Bir tarım ülkesi olan ülkemizin hayvancılıkta gerilemesi sonucu et fiyatının artması, topluma sahtekârların at-eşek eti yedirmesi ülkemizin büyüklüğüne yakışmıyor. Bu durum toplumun beslenmesine olumsuz etki yapmaktadır. Yapılması gereken, ülkemizin öncelikle bir tarım ve gıda politikasının oluşturulması. Tarım bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın birlikte sağlıklı toplum stratejileri programı hazırlamaları mutlaka sağlanmalı. Belirlenecek makro projeksiyona ve hedefe uygun stratejiler hayata geçirilmelidir. Bunun için mutlaka insanımızın günlük et ve protein ihtiyacı dikkate alınarak, ona uygun ihtiyaç planlanması yapılmalı. Yeniden hayvancılığı özel önem verilmeli. Güney Amerika, Avustralya, Yeni Zelanda’nın ve Arjantin’in hayvancılığa verdiği öneme benzer tedbirler alınabilir. Hayvan yetiştiriciliğinde belirli fonların ve verginin azaltılması ve hibelerin yapılması önemli olabilir. Yerli ırkların iyileştirilmesi çalışmaları için bilimsel katkı verilmeli, ihtiyaç duyan büyük işletmelere destek sağlanmalıdır. Gerekirse arz talep dengesi piyasayı düzenleyecek bağımsız özerk Et Balık Kurumu gibi bir birim yeniden organize edilebilmelidir. Et Balık Kurumu yeniden etkinleştirmeli ve piyasadaki düzenleyici rolü araştırılmalıdır. Bu konuda gerekli denetimlerin yapılması da gözden kaçırılmamalıdır. Türkiye’nin et ihracatı takvimi yeniden düzenlenmeli. Ülkemize girecek toplumun alışık olmadığı kaçak et pazarına müsaade edilmemelidir. Meracılık ile hayvan yetiştiriciliği paralel düşünülmeli. Çayır mera alanlarının korunması veya genişletilmesi konusunda yasal düzenleme yapılmalı. Yayla yasağı kaldırılmalı ve vatandaşların kırsalda hayvancılık yapmasının önü açılmalıdır. Unutmayalım iyi beslenmeyen bir toplum hiçbir meselesini çözemez. Prof. Dr. İbrahim Ortaş İETT’den 145A hattı ile ilgili açıklama Gazetenizin 09.02.2010 tarihli Serbest Kürsü köşesinde 145A Saatinde Gelsin Platformu tarafından yazılan “145A saatinde gelsin” başlıklı haberde, İhlas Marmara Evleri-Metrobüs (Avcılar) seferini yapan 145A otobüs hattının hareket saatinin düzensiz olduğu belirtilmiştir. İETT olarak, 2818 araçlık filomuzla, günde 2 milyon yolcu taşımaktayız. Halkımıza daha kaliteli, konforlu ve güvenli hizmet verme noktasında çalışmalarımız bütün hızıyla devam etmektedir. 145A hattında 3 adet İETT otobüsü, 4 adet Özel Halk Otobüsü çalışmaktadır. 06.30 ve 06.45 seferleri Özel Halk Otobüsü seferleridir. Yaptığımız inceleme sonucunda, bu seferlerde bazı aksaklıklar olduğu tespit edilmiştir. İlgililere uyarıda bulunulmuş, bundan sonra bütün araçların sefer saatlerine uymaları sağlanacaktır.  Ömer Faruk Birpınar (İETT Basın Danışmanı) Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT