BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BAŞBAKAN ERDOĞAN: Yargının kuşatması altındayız

BAŞBAKAN ERDOĞAN: Yargının kuşatması altındayız

“411 oyla çıkan bir karar yok sayılıyorsa; bu ülkede yasama da yürütme de yargı tarafından kuşatılmış demektir”



> Uğur Küçük İSTANBUL “TUSKON’UN KISA SÜREDE BÜYÜMESİ GURUR VERİCİ” Başbakan Erdoğan, bakanlar Zafer Çağlayan, Ali Babacan, Hayati Yazıcı ve Faruk Özak’la beraber Türkiye İş Adamları ve Sanayiciler Konfederasyonu’nun (TUSKON) genel kuruluna katıldı. Erdoğan, 2005’te kurulan TUSKON’un 5 yıl gibi kısa bir sürede Türkiye’nin 7 bölgesinde 150 iş adamı derneği ile örgütlenmesinin ve üye sayısının 15 bini geçmesinin gurur verici bir tablo olduğunu söyledi. (Fotoğraf: AA) STATÜKO ÇÖZÜLÜYOR Erdoğan, “7.5 yıl boyunca 11 bin 373 kilometre yol yaparken; demokrasinin, hukukun, milli iradenin, hak ve özgürlüğün sağlıklı bir şekilde ilerleyebileceği yollar inşa etmenin mücadelesini de verdik. Vesayetçi anlayışlar, statükocu yaklaşımlar bir bir çözülüyor” dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’de yasama da yürütme de yargı tarafından kuşatılmıştır” dedi. Erdoğan, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye İş Adamları ve Sanayiciler Konfederasyonu’nun (TUSKON) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in açıklamalarına atıfta bulunarak, şunları kaydetti: “Dün (önceki gün) yargıdaki bir başkanımızın yaptığı açıklama, gerçekten bizi üzmüştür. Nedir? ‘Yargı, kuşatma altındadır’, ‘Yargı kuşatılmaya çalışılıyor’ şeklinde bir ifade. Bir defa ne yasal uygulamalarla ne de fiili uygulamalarla bu mümkün değil. Ancak şunu ben burada çok rahat söyleyebilirim; Türkiye’de yasama da yürütme de yargı tarafından kuşatılmıştır. Eğer yasama organı 411 ile bir karar çıkartıyor da bu ‘411’ yok sayılıyorsa, siz bu ülkede yasama veya yürütmenin yargıyı kuşatmaya çalıştığından bahsedemezsiniz. Yüksek mahkeme toplanacak, 5’e karşı 6 oyla siyasi partileri kapatabilecek, ama bu milletin referandumda söyleyeceği söz bir anlam ifade etmeyecek. Hani egemenlik kayıtsız şartsız milletindi. Hani anayasamızın değiştirilemez başlığı buydu, ne oldu? TBMM’nin dörtte üçü bir konuda ittifak edecek, bu bir anlam ifade etmeyecek, ama öbür tarafta atanmışların oyları veya bir kişinin dudak arası bu ülkenin geleceğini değiştirecek ve bunun adı da demokrasi olacak. Bu çağdışı zihniyet 3 Kasım’da da 22 Temmuz’da da milletten gerekli cevabı almıştır. Millet ne derse o olur. Gelin bu milletin engin ferasetine başvuralım. Sonuç olumlu da çıksa, olumsuz da çıksa, benim milletin önünde boynum kıldan incedir. Meclisin iradesini küçümseyenlerin de, yasamanın yetkilerini budamak isteyenlerin de, yürütmenin yetkilerini gasp etmek isteyenlerin de tek bir hazımsızlığı var; o da milletin egemenliğidir, milletin iradesidir. Çok açık söylüyoruz, ‘hakem millettir.’ Bu ülkenin siyasetçileri de, kurumları da meşruiyetlerini milletten alır. Bundan sonra da yegane karar mercii millet olacaktır.” Kaç tanesi Ermenistan’ın yerini gösterebilir? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını içeren tasarının onaylanmasını “komedi” olarak nitelendirdi. Erdoğan şunları söyledi: “Tarihte yaşanan acı olayları sürekli sıcak tutarak, ön yargıyla, yalan yanlış bilgilerle bir ülkenin dış politikasına rota çizilmez. Böyle yapanlar çağa yakışmayan bir vizyon ortaya koyar, geri kalmaya mahkum olurlar. Biz bu coğrafyada, bölgede, tarihin en büyük acılarını yaşamış bir ülkeyiz. ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, Ermeni tasarısını kabul etti. Peki ne oldu? ABD mi, Ermenistan mı kazandı? O mecliste ‘evet’ oyu verenlerin acaba kaç tanesi Ermenistan’ın yerini haritada gösterebilir? Kaç tanesi Osmanlı tarihini biliyor? Kaç tanesi Türkiye’nin Ermenistan’a yönelik iyi niyetli girişimlerinden haberdar? Siz komite toplantısı yapacaksınız, elinizi indirip, kaldıracaksınız, böylece tarihe yargıda bulunacaksınız, böyle bir komedi olabilir mi? Bir defa daha ikaz ediyorum; Türkiye çok büyük bir ülkedir. Büyüklüğünü anlamayanlar anlayacaklardır. Kaybeden biz olmayız. Küçük düşünenler, intikam duygusuyla hareket edenler olur. Bu olumsuzluklara takılmayacağız. İşimize bakacağız. Kin, intikam duygusuyla, öfkeyle değil, yapıcı bir tavırla gönüller kazanmayı kendisine hedef edinmiş bir üslupla yolumuza devam edeceğiz.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT