BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > itiraf reyonu...

itiraf reyonu...

(...isim: ali taşdelen ...şehir: istanbul ...yaş: kırk üç) Uzun zamandır görüşemediğim arkadaşlarım Murat ve Özgür`le bir araya geldik... Orası senin, burası benim gezdik gün boyu...



(...isim: ali taşdelen ...şehir: istanbul ...yaş: kırk üç) Uzun zamandır görüşemediğim arkadaşlarım Murat ve Özgür`le bir araya geldik... Orası senin, burası benim gezdik gün boyu... İnsanlık bu ya; doğanın gereği üçümüzün de aynı anda tuvalet ihtiyacı belirdi, eh hava da soğuk... Girdik bir umumi tuvalete, ayrıntıya gerek yok, çıkışta para ödenecek adam başı 50 kuruştan 1.5 lira... Milletçe hevesliyizdir ya hesap ödemeye biz, “Sen verdin, ben verdim, dur bende bozuk var” muhabettindeyken tuvaletçi abiden bizi gülmekten tekrar tuvalete gitmek zorunda bırakan laf geldi; “-Arkadaşlar boşuna tartışmayın; bir lirası olan versin yeter... 3 yap 2 öde kampanyasıvar...” (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) temel’in yeri Temel’in üç çocuğu varmış ve hepsiyle de arası çok iyiymiş... Babalarını çok seviyorlarmış ve onu el üstünde tutuyorlarmış... Bir gün mal muhabbeti olmuş ve Temel de sağken miras meselesini çözmenin uygun olacağını düşünmüş... Ama Temel malının tapusunu çocuklarına verdikten sonra hastalanmış... İşler umduğu gibi gitmemiş ve Temel’e kimse bakmak istememiş... Temel düşünmüş, bir gün çocuklarını yanına çağırmış, “Size bir sır vereceğim” demiş ve yastığının altına sakladığı hamsi heykelini çıkarmış... “-Malı paylaştırdım size, ancak altınlardan söz etmedim, altınların nerede olduğu bu hamsinin karnında yazılı... Ben öldükten sonra açıp okursunuz...” O günden sonra Temel kuş sütüyle beslenmeye başlamış... Oğulları ve gelinleri çevresinde fır dönmeye başlamış... Gün gelmiş, Temel ölmüş... Herkes ağlıyormuş ağlamasına da akılları hamsideymiş... Sonunda cenaze töreni bitmiş hamsiyi alıp ortadan kırmışlar... İçinden bir kağıt çıkmış, kardeşlerden biri okumuş; “-Sağlığında malının tapusunu çocuklarına verenin bu hamsi kadar beyni yoktur...” hayata dair Endişelerin çoğu gelecekle ilgilidir... Birçoğu asla gerçekleşmeyecek olayların etrafında dönüp durur... Yaşadığınız zamana konsantre olun... “Gelecek”, kendi başının çaresine bakacaktır... ... Kusursuz ve mükemmel olmayı başkalarına bırakın... Ne olduğunuzu, kim olduğunuzu düşünün ve bulunduğunuz halden mutlu olun, sonuç olarak daha rahat olacaksınız... ... Çocuklardan huzur dersi alın... Onların her anlarını, nasıl sadece ve sadece o anın zevki için yaşadıklarını seyredin... Kendinizin de böyle olabileceğinizi düşünün... ... Gergin durumlarla başa çıkmanın iki yolu vardır, ya onları değiştirirsiniz ya da onlara bakış açınızı değiştirirsiniz... Bakış açınızı değiştirmek daha zordur, fakat kişiyi aydınlatır... ... Hiç saatinizi çıkarttığınız zaman ne kadar sakinleştiğinize dikkat ettiniz mi?... Zaman zaman saatinizi çıkartın ve zamanın baskılarından kurtulun... (...Paul Wilson) bizimkiler Yoğun turnuva maçlarımızdan biriydi... Teknik direktörümüz Mustafa Karagöl; elindeki zengin kadrodan kimleri oynatacağına karar veremiyor... En sonunda Serdar’ı kesiyor ama, “Sen kale arkasında ısın, ilerleyen dakikalarda oyuna alacağım” diye gönlünü de almayı ihmal etmiyor... Maç başlıyor, Serdar da kale arkasında koşarak oyuna gireceği zamanı bekliyor... Dakikalar ilerliyor, maçın sonu geliyor, Serdar koşarak gelip Mustafa Abi’ye soruyor; “-Abi ben ne zaman gireceğim?...” Mustafa Abi, bu kez onu şöyle idare ediyor; “-Serdar sen çok yoruldun, oturup biraz dinlen, alacağım seni oyuna...” tuzaktan kumanda (...Tüm zamanların en iyi televizyon bombaları) ESRA EROL: Senin boyun posun kaç yaşında?..” PINAR ALTUĞ: Evet, bugün Perşembe... Haftanın son günü, yani bugünü saymazsak... SERAP EZGÜ: Sizin de oğlunuz evden kaçmıştı sanırım... Oğlunuz oğlan mı?... SABA TÜMER: İçinde çok fazla parça var, kalın da bir CD zaten... YASEMİN BOZKURT: Bence bunları bir kenara unutalım... ŞENAY AKAY: Beni kötü aletlerine emel etmek istiyorlar... NÜKHET DURU: Ses çok önemlidir... Çünkü ses, bedende en geç yaşlanan organdır... söz der ki “-İnsan sadece övüleceğini bildiği yerde mütevazı olur...” (...Bu da mı olmadı bakışları arasında söylediği müthiş S.Ö.Z.’leri) İğnelik > AÇILIMIN GÂYESİ Ceddimizin mertlikle, Gittiği kutlu yoldu... Osmanlı serbestlikle, Dünyâ devleti oldu! Tekerrür etti yine, Tarihî görev senin... Ahvâline diline, Karışmamak kimsenin! Bağlılıktır devlete, Vatandaşlık pâyesi... Ferahlıktır millete, Açılımın gâyesi!.. Sefa Koyuncu > sefa.koyuncu@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT