BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yunanistan hakkında 150 yıllık önemli uyarı

Yunanistan hakkında 150 yıllık önemli uyarı

Mustafa Reşid Paşa, yaklaşık 150 yıl önce diplomasinin ilkelerini belirlerken Yunanistan’la ilişkiler konusunda şöyle diyordu: “Yunanistan’ın işlerini dış politikada her fırsatta yokuşa sürünüz. Yunan’a kolaylık göstererek onu zararsız hâle getirmek mümkün değildir. Avrupa sevgisi ve himayesiyle fevkalâde şımarmıştır.”



“Büyük” denen Mustafa Reşid Paşa, 13 Mart 1800 günü İstanbul’da doğdu. 7 Ocak 1858’de İstanbul’da öldü. 58 yaşında idi. Büyükbabası Kastamonu’dan gelip İstanbul’a yerleşmiştir. Modern Türk bürokrasisinin ve bilhassa Türk dışişleri teşkilâtının kurucusudur ki bugün de bu sistem devam ediyor. Yakın zamanlara kadar “Reşid Paşa diplomasisi” deyince akan sular durmuştur. Efendisi İkinci Mahmûd (1785-1808-1839) ile Atatürk arasındaki reformistlerimizin (açılımcılarımızın) en büyüğü ve radikali, Tanzimat rejiminin kurucusudur. Diplomasiden gelen böyle bir imparatorluk başbakanının hangi ilkelerle devleti yönettiğini merak etmez misiniz? İşte buyurun: 1) Türk imparatorluğunun şan ve şerefle devamı için 4 şart vardır ki, birincisi İslâm dinidir. Devlet İslâm dininin hâmîsi olmalıdır. Hükümdarının halîfe sıfatını da taşıdığı bir devlet, aynı zamanda Dünya Müslümanlarına yol göstermelidir. 2) İkinci şart, Osmanoğulları’ndan bir hâkan‘dır. Devlet’in prestijini ve birliğini temsil eden başka bir devlet başkanı olamaz. İmparatorluğumuzun çeşitli ülkeleri ve pek çok kavmi vardır. Ancak Osmanoğlu bir padişah adına söz geçirilebilir. 3) İstanbul kadar münasip bir imparatorluk taht şehrimiz olamaz. İstanbul’da kaldıkça, Büyük Avrupa Devletleri’nden biriyiz ve Asya’ya da uzanırız. 4) Dünyanın birinci devleti İngiltere’dir. 6 kıt’aya ve bütün okyanuslara yayılmıştır. Dünyanın birinci devletine karşı bir politika izlemek, en büyük diplomatik hatadır. İngiltere ile birlikte olup yenilgiye uğramak mümkün değildir. İkinci devlet Fransa’dır. Onunla da mümkün mertebe iyi geçinmeye çalışmak doğru politikadır (Reşid Paşa 4 yıl Londra ve 4 yıl Paris büyükelçimiz oldu). 5) Hem İngiltere, hem Fransa, dünyanın 3. kudretli devleti Rusya’ya karşıdır. Bizim Rusya ile sorunumuz tükenmez. İngiltere ve Fransa ile paralel duran bir Rusya’ya karşı ise başarı imkânımız olmaz. Rusya, Asya’nın paylaşılmasında İngiltere’nin yolunu kesmektedir. Ordumuz ve donanmamız, devletimizi Rusya’ya karşı başarı ile savunacak şekilde yenilenmiştir. Ancak Rusya’yı, Rus toprağında, ancak İngiltere’yi yanımıza alarak yenebiliriz, tek başımıza savunmadan ötesini yapamayız. Rus ordusuna çok yakın kudrette bir orduyu ve Karadeniz’de Rus donanmasına üstün bir donanmayı elimizde bulundurmamız şarttır. Bu şartları yerine getirmediğimiz dönemlerde, büyük ülkeler kaptırdık. 6) Yunanistan’ı küçümsemeyiniz (O devirde Yunanistan bugünkünün üçte bir büyüklüğünde idi). Balkanlar’da tek bağımsız devlettir. Balkanlar’ın gerisi bizimdir. İngiltere, Fransa, Rusya ve bütün Avrupa’daki Yunan sevgisi beni müteessir etmiştir. Her Türk Devlet adamını üzecektir. Yunanistan’ın işlerini dış politikada her fırsatta yokuşa sürünüz. Yunan’a kolaylık göstererek onu zararsız hâle getirmek mümkün değildir. Avrupa sevgisi ve himayesiyle fevkalâde şımarmıştır. Mora’da bütün Türkleri katliâm ettiklerini unutmayınız. 7) Osmanlı ile İran’ın beraber hareket etmesi, birçok bakımdan mantık icabıdır. Ancak bugüne kadar bu mantık yürümedi. İran’a karşı politikada uyanık bulunmak gerekir. Zayıf zamanlarımızda bizim üzerimizden menfaat edinmek âdetindedir. 8) Dünyayı büyük devletler yönetir, biz de bu devletlerden biriyiz. En kudretlileri olan İngiltere bile, tâviz vermeksizin radikal bir dış politika güdemez. Bir imparatorluk için doğru dış politika, kudretli ordu derecesinde ehemmiyet taşır. Dış politikada başarısız bir imparatorluk dağılır. 9) Devlet-i Aliyye’yi, her sahada, bilhassa yönetimde, kudretli, seçkin, aydın devlet adamları yönetmelidir. Devlet ricâli (büyükleri), hem yetenekli, hem itibarlı (saygın), hem kudretli olmalıdır. Büyük makamlara gelecek Devlet adamlarını çok dikkatli ve büyük itina (özen) göstererek yetiştirmek gerekir (Reşid Paşa’nın ölümünden sonra en tutulmayan, uygulanamayan prensibi bu oldu). 10) Cennet-mekân Sultan Mahmud Han Efendimizin kurduğu muâsır (çağdaş) düzende devleti mülkiye sınıfı yönetir. Bu prensip ihlâl edilemez. Ancak diğer iki sınıf, askeriyye ve ilmiyye mensubu Devlet görevlilerine de çok itibarlı (saygın) kalmaları için dikkat edilmelidir (Reşid Paşa sisteminde henüz seçilmiş meclisle yönetim yoktur, 1876’da tecrübesine başlanacaktır). GÜNÜMÜZDE DE GEÇERLİ Mİ? Bu prensiplerin hangilerinin geçmişte geçerli olduğu halde bugün geçerliliklerini yitirdikleri kolayca görülüyor. Zaten imparatorluktan millî devlete geçişte bu prensiplerden bazıları mecbûren tadil edilmiştir. Bu ilkelerden bazılarının Paşamız’ın döneminde de yanlış olduğunu savunanlar bile olabilir. Ancak bunlar uygulanmasa, Sultan Mahmûd ile yetiştirmesi Reşid Paşa olmasa idi, Türkiye’nin Kafkasya ve Türkistan gibi Türk devlet ve ülkelerinin durumuna düşeceği söylenebilir. Yönetimleri hiç şüphesiz millî devletlerden daha zor olan imparatorluklarda, hele Osmanlı gibi 3 kıt’ada büyük ülkelere yayılmış bulunanlarda başarı, daha açık ifade ile imparatorluğu sürdürebilmek, dağıtmamak san’atı, sürekli yenileşmelere ayak uydurulabildiği takdirde mümkündür. Bu da ufak tefek yenileşmelerle değil, radikal reformlarla olur. Tarihimizde radikal reformistler Üçüncü Selim, İkinci Mahmud, Reşid Paşa, Âlî Paşa, Atatürk gibi çok az sayıda liderlerdir. Yakın tarihimizde de reformcular çıkmıştır. Atatürk inkılâplarını dondurmak, Atatürk’ü 1938’de öldürmek isteyenler engel koymuşlardır. Büyük Mustafa Reşid Paşa, bütün Türk tarihinde tesadüf ettiğimiz başbakanların en büyüğüdür. Hükümdar-diplomatlar dışında Türk tarihinin gördüğü en büyük diplomattır. İlber Ortaylı dostum geçenlerde bir yazısında büyük adamların büyük yanlışları olur diyor. Elbette... Ben ekliyorum: Büyük adamların büyük hasımları da olur, diyorum. Reşid Paşa bunlardan biridir. Atatürk bile bunlardan biri değil midir? Zamanında ve günümüzde az mı karşıtı olmuştur?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT