BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İş işten geçmeden...

İş işten geçmeden...

Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (İki büyük nimet vardır ki, insanlar onun kıymetini bilmiyorlar. Sıhhat ve boş vakit.) Bu nimetler elden çıkınca değerleri anlaşılır fakat iş işten geçmiş olur...



Sevgili Peygamberimiz aleyhisselâm, (Beş şey gelmeden önce, beş şeyin kıymetini biliniz...) buyuruyor. Bilirsek iki cihan saâdetine kavuşacağımız şüphesizdir. 1- Ölüm gelmeden önce hayatınızın kıymetini biliniz! 2- Hastalık gelmeden önce sıhhatinizin kıymetini biliniz! Sağlık büyük nimettir. Boşuna dememişler: “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” İnsanlar, sıhhatli oldukları zaman hem ibadetlerini lâyıkı vechile yapar, hem de dünya işlerini yapabilme gücünü elde edebilirler. Dinimiz de sağlığa çok önem vermiştir. İnsanı hasta yapan veya hastalığını artıran helâl ve mubah şeyler bile haram sayılmıştır. Hasta olmamaya çalışmalıyız. Hasta olup da tedavi olmaya çalışmaktansa, hasta olmamaya çalışmak daha iyidir. “Hastalığın annesi soğuk algınlığı, babası da çok yemektir” demişler. Mikroplu yerlerden uzak durmalıyız. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Aslandan kaçar gibi cüzzâmlı hastalardan kaçınız.) HER DERDİN DERMANI VARDIR Sıhhatin ne kadar büyük nimet olduğu hasta olunca anlaşılır. Gece yatağına girince sabaha kadar deliksiz uyku uyumanın güzelliğini, geceyi sancılarla geçirenler çok daha iyi bilir. Hasta olursak vakit geçirmeden, hastalığımız müzminleşmeden tedavi olmalıyız. Her derdin bir dermanı vardır. Tedavi olurken doktorun tavsiyelerine uyacağız. Bir doktor hastasını muayene ettikten sonra ona şöyle demiştir: “Burada biz üç kişiyiz. Ben, sen ve senin hastalığın. Bana yardım edersen, biz iki kişi oluruz, hastalığın yalnız kalır. İnşaallah onu mağlup ederiz. Hastalığına yardım edersen, ben yalnız kalırım, sizinle baş edemem!..” Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (İki büyük nimet vardır ki, insanlar onun kıymetini bilmiyorlar. Sıhhat ve boş vakit.) Bu nimetler elden çıkınca değerleri anlaşılır fakat iş işten geçmiş olur. 3-Meşgûliyet gelip çatmadan boş vaktinizin kıymetini biliniz! Yaşamakta olduğumuz ömrümüz bizlere tek fırsat olarak verilmiştir. En kıymetli varlığımız vaktimizdir! Onunla arzu ettiklerimize kavuşabiliriz. Eshab-ı kirâm vakitlerini paradan daha kıymetli bilerek öyle harcarlardı. Vaktin isrâfının, paranın israfından daha kötü olduğunu çok iyi bilirlerdi. 4-İhtiyarlık gelmeden önce gençliğinizin kıymetini biliniz. Gençlik, insan ömrünün en kıymetli bölümüdür. Daha öncesi çocukluk devresidir. Çocuk, sağını solundan pek ayırt edemez. Rabbimiz de onu mükellef kılmamıştır. Ona ibadetleri farz kılmamıştır. Gençlikten sonraki zaman ise ihtiyarlık, hastalık, takatsizlik dönemidir ki, insanlar isteseler bile artık gençlikteki gibi çalışma imkânını bulamazlar. Zindeliğini, gücünü kaybedip ihtiyarlayan bir adam şöyle temenni etmiştir: “Keşke bir gün bile olsa gençliğim geri gelseydi de, ihtiyarlığın benim başıma neler getirdiğini ona anlatsaydım...” Yani, ihtiyarlığımı, gençliğime şikâyet etseydim. Gençlikte yapılan ibadetler pek kıymetlidir. Kıyâmet günü Cenab-ı Hakkın rahmet gölgesi altında bulunacak ve o günün sıkıntılarını çekmeyecek yedi sınıf insandan biri de, genç olduğu halde, Rabbine itaât edenlerdir. BİR GÜN GELECEK Kİ... 5-Fakirlik gelmeden önce zenginliğinizin kıymetini biliniz. Sahip olduğumuzu zannettiğimiz malımız bizde emânettir. Bir gün gelecek tamamı elimizden çıkacak, vârislere intikal edecektir. Dünyanın en zengini öldükten sonra, dünyanın en fakirinden daha fakir hale gelir. Dünyanın en fakirinin sırtındaki elbise gene de kefenden daha değerlidir. Hiç olmazsa fakirin eli ayağı hareket edebiliyor. Ölen zenginde o da yoktur. Zenginliğimizin kıymeti ise şöyle bilinir: Kazandığımız her kuruşun helâlinden olmasına ve helâline harcanmasına dikkat etmeliyiz. Zekât vermeliyiz. Malımızdan kendimize pay ayırmalıyız. Unutmamak gerekir ki; Allah için harcadığımız bizim malımızdır. Gerisini başkaları yiyecek, belki de en sevmediklerimizden birileri...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT