BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Leyla Hanım ağlamaklıydı

Leyla Hanım ağlamaklıydı

Fazıl Bey salonda oturan karısının yanına gelip yanağına bir buse kondurduktan sonra hazırlanmış sofraya baktı: - Oh, yine mükemmel bir sofra var. Kevser Hanım yine bütün maharetlerini ortaya dökmüş anlaşılan. Ben de bu arada bayağı kilo aldım ama olsun. Can boğazdan gelirmiş...



Fazıl Bey salonda oturan karısının yanına gelip yanağına bir buse kondurduktan sonra hazırlanmış sofraya baktı: - Oh, yine mükemmel bir sofra var. Kevser Hanım yine bütün maharetlerini ortaya dökmüş anlaşılan. Ben de bu arada bayağı kilo aldım ama olsun. Can boğazdan gelirmiş... Leyla Hanım gülümsedi sevgiyle: - Yine de dikkat etmek zorundasın hayatım. Adam başını sallayarak karısının karşısındaki koltuğa oturup ayak ayaküstüne attı: - Bugün Murat’la konuştum. Leyla Hanım heyecanla bağırdı: - Sahi mi? Neden beni aramıyor bu çocuk? Öyle merak ediyorum ki... Fazıl Bey yutkundu: - Meraklanma, gayet iyi. Karakol komuta görevi verilmiş. Arguvan’da değilmiş artık. Kurudere, Arapdere köylerine bakıyormuş. Civardaki birkaç köye daha yani... Leyla Hanım nefesini tutmuştu. Âdeta inledi: - Fazıl! - Korkma, bunca seneden sonra kimse bir şey yapamaz Leyla. Kim neyi bilecek ki... Zaten bilen kim? Bir Gülbahar, bir de Pakize. Pakize’nin üç yıl önce vefat ettiğini söylemiştim sana. Malatya’nın içine taşınmış bizden sonra. Şehir merkezine. Sonra da hastalanmış. Gülbahar desen nereden tanıyacak? Korkma. Leyla Hanım tedirgin bir şekilde baktı kocasının yüzüne: - Biz gerçeği oğlumuza anlatmamakla hata mı ettik Fazıl? Adam kaşlarını kaldırdı: - Hayır Leyla, hata etmedik. Böyle olması daha iyiydi. Hele Murat karakterinde bir çocuk için bu şekilde kalması daha iyiydi. Yoksa o gider, her şeyi deşer, bulur çıkarırdı. Biz onun hayatını kurtarmak için böyle davrandık. Düşünsene, seninle birlikte yaşadık o günleri. Kan davası yüzünden durmadan, dinlenmeden, düşünmeden birbirlerini öldürüyordu bu adamlar. Yarın bir gün gerçek ortaya çıksa oğlumuz da kurban olacaktı. Bu öylesine bir nefret ve kin ki, yıllar geçse bile devam ediyor, sanki içlerinde büyütüp besliyorlar bu nefreti. Leyla Hanım ağlamaklıydı: - Hayırlısıyla bitse şu askerlik, dönüp gelse yavrum... Fazıl Bey gülümsedi: - Sanıyorum bir de arkadaş bulmuş kendisine. Köy öğretmeni. İzmirli bir genç bayanmış. Birlikte iyi vakit geçiriyorlarmış. Leyla Hanım gülümsemeye çalıştı ama içine bir tedirginlik yerleşmişti bile... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT