BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yatırımlar, projeler peş peşe

Yatırımlar, projeler peş peşe

Önemli ihalelerle uğraşan büyük medya kuruluşları, kendi alanlarında da boş durmuyorlar elbette. Hayata geçirilmeye çalışılan oldukça büyük projeler için hummalı faaliyetler var. Yeni kanallar, yeni gazete ve dergi projeleri, bir süre sonra ard arda hayata geçirilecek görünüyor. Özellikle internet ve elektronik yayıncılıkta rekabet dayanılmaz boyutlarda.



Milliyet’te yeni yapılanma Milliyet Gazetesi yeni bir yapılanmanın eşiğinde. Geçtiğimiz günlerde Sabah Gazetesinden Necdet Saraç, Cenk Öz, Murat Köksal ve Kemal Kök’ü transfer eden Milliyet’çiler, kadroda yer açmak için Yayın Koordinatörü Salim Alpaslan ile Yazıişleri Müdürleri Ercüment Erkul ve Volkan Karsan’ın işine son verdiler. Bu arada görsel yönetmen Ali Acar’a yardımcı olarak Yeni Binyıl ekibinden Adalet Can da Milliyet’e getirildi. Aynı şekilde spor servisinden bazı muhabirlerin de işlerine son verildiği belli oldu. Bütün operasyonun Yalçın Doğan ile Umur Talu’nun imzasını taşıdığı belirtiliyor. Yılların başarılı spor foto muhabiri Hüseyin Kırcalı da Milliyet’ten ayrıldı. Star fiyatını artırdı BBD gecikti Star Gazetesi, geçen hafta belirttiğimiz gibi fiyatını 100 bin liraya çıkardı. BBD ile müşterek dağıtım konusunun ise, Star’ın kurduğu kendi organizasyonunun geleceği ve bazı ufak pürüzler nedeniyle biraz gecikeceği belirtiliyor. Gazete yeni fiyatına rağmen satış rakamlarını korurken, 250’ye yakın kişinin işten çıkarıldığı ve kadronun Fatih Çekirge dahil 95 kişiye düştüğü söyleniyor. Bu arada Star televizyonunun iki yeni yöneticisi Cem Şaşmaz ile Serpil Akıllıoğlu hızlı bir yeniden yapılanma başlattılar. Aralarına Mithat Topaç’ı da alan ikili, üçlü bir yönetim modeli ile kolları sıvadı. Önce Demet Şener-Mükremin Abi ekibi ile nikah tazelendi. Ekip ay ortasında programına başlıyor. Trimvua ayrıca İbrahim Tatlıses ile de bir dizi anlaşması kotardı. Kanalda ihtiyaç duyulan kaliteli yabancı filimler için de Paromount şirketi ile anlaşma yapıldı. JetPa’nın kanalı yayında JetPa’nın kanalı BTV de test yayınlarına başladı. Anonslarda devamlı olarak Akgündüz’ün açıklaması anonslanıyor. Medya ile eski aşinalığı kalmayan Akgündüz, kendisini kendi kanalından duyurmaya niyetleniyor deniliyor. Holdinge bağlı İntermedya Grubu ise Kandilli’den İkitelli’deki holding binasına taşındı. İntermedya Ekonomi ve Makro dergileri çalışanları yeni yerlerini sevdiler. Avrupa’nın en geniş kanal dağılımına sahip Eurosport, Nisan ayından itibaren Digi Turk’ten Türkçe yayına başlıyor. Kanalda Euro 2000, Sidney Olimpiyatları, Dünya Buz Hokeyi Şampiyonası, UEFA Kupası maçları canlı olarak yayınlanacakmış. Köşeli ekranlar Televizyon ekranlarının, gazete köşesi gibi kullanılması olayını önceki haftalarda Çarkıfelek programında izlemiştik. Sunucu Erbil, bir gazetede çıkan kendisi ile ilgili eleştiriyi, üslubunu sakınmadan programından cevaplamış ve “Ne yapalım onların köşeleri var, bizim de köşemiz burası” demişti. Benzer bir istimal olayı da Reha Muhtar’dan geldi. Muhtar, Radikal gazetesinde çıkan kendisi ile ilgili bir espriye, fena halde içerlemiş olmalı ki, haber bülteninin sonunda bir paragraf da bu konuya açtı ve Radikalcileri, yine kendine has üslubu ve mantığı ile ve dahi “ Ben öyle alagorik, telegorik filan anlamam,ayağınızı denk alın ona göre ha” diyerek bir güzel haşladı. Rekor transfer mi? Aynı şekilde Şansal Büyüka ve ekibi de Star’a geçtiler. Halen Show TV’de “Pazar Magazin” programını yapan Büyüka ve ekibinin Star’la anlaştıkları belirtiliyor. Barometre’ye göre , Show’da kalmaları için önerilen 10 milyon dolara hayır diyen ekibin bu transferinin bedeli epeyce kabarık olmuş. Kırmızıgül’ün MMC telaşı İnterstar Televizyonunda Paparazzi Programını yaparken yönetimle anlaşamadığı için ayrılan Barbaros Yüksel, Mahsun Kırmızıgül’ün televizyon ve radyolarından sorumlu genel müdürü oldu. CTV’nin frekansını kiralayan Kırmızıgül, buradan MMC kanalının programlarını yayınlamaya hazırlanıyor. Tartışma bitti mi? Yılmaz Güney tartışması tahmin edileceği gibi geçen hafta da devam etti. Neredeyse tüm köşeler bu tartışmaya bulaştı ama en çok Hakkı Devrim usta yazınca yadırgandı. Kimileri “Sen yazmasaydın” dediler. Gerçi muhalif cephe, eski sert üsluplarını biraz yumuşatıp, hafif geri adım atar gibi yaptıysa da, galiba asıl tartışmayı bitiren Güney’i zamanında tutuklayan savcının sözleri oldu. Savcıya göre, Yılmaz lümpen filan değil, nazik ve entel bir kişi imiş. Tartışmaların ortaya çıkardığı bir başka gerçek ise, muhalefetin Güney’e değil, onu tekrar ısıtıp ortaya sürmeye çabalayan eşi Fatoş Hanım’a olduğu idi. Yayınlarsan muck muck Hizbullah vahşet kasetlerinin yayınlanıp yayınlanmaması konusundaki tartışmalar ise RTÜK “Sıkıysa yayınlayın” deyince durulmuş görünüyor. Gerçi, benzer itidal tavsiyeleri Köşk dahil pek çok yerden yapılmış ama RTÜK’ünkü kadar etkili olmamıştı. Bazı gazeteler, neredeyse manşetler ölçüsünde kasetlerin yayınlanması konusunda taraf olmaktaydılar. Bu arada, Çukurova’cıların Akşam’ı, sevimsiz bir uyanıklıkla, bir kaç vahşet fotoğrafını ilk sayfasına basıp “Şimdi karar verin. Basılsın mı basılmasın mı” diye parsa toplamaya çalıştıysa da, medyadaki genel eğilim, halkın daha fazla bu vahşet görüntüleri ile demoralize edilmemesi yönündeydi. Çetin’in zor savaşı Haberleri ve röportajları ile çok zaman gündemleri değiştiren usta gazetecilerden Celalettin Çetin alzheimer hastalığı ile savaşıyor. Dört yıl önce bu hastalığa yakalanan Çetin evinde tedavi görüyor. Çetin hastalanmadan önce Hürriyet, Milliyet ve Dünya gazetelerinde görev yapmıştı. Son derece atak kişiliği ve heyecanıyla farklı bir ekolün adamı olan Celalettin Çetin, bir röportaj için gittiği Atina’da istenmeyen adam ilan edilmiş ve şaka bir yana iki ülkeyi nerede ise savaşın eşiğine getirmişti. Gerçi o zamanlar, sınırdan geçen bir güvercin bile ihlal tartışması çıkarıyordu ya.. Çetin’e acil şifa diliyoruz. AB ile entegrasyon Türkiye’yi AB’ye sokmak için büyük çaba harcayan Amerikalılar, kendileri de Avrupa ile uyuma son derece önem veriyor. Bunun en güzel örneklerinden birisi de bizim dünyamızda yaşandı. ABD’nin en köklü yayın organlarından biri olan ve Avrupa’da da yayınlanan The Wall Street Journal gazetesi 112 yıllık geleneğini ve mizanpajını Avrupa baskıları için değiştirdi. Gazete daha albenili hale getirilen ve renklendirilen logosunun dışında, günün teknolojisine ayak uydurmak için hem günlük eklerini ikiye çıkardı, hem de içerik değişikliği yaptı. Daha önce günlük ek olarak verilen Para ve Yatırım ekini renklendirerek cazip hale getiren gazete, ayrıca teknolojik ağırlıklı ekonomi haberlerine yer verdiği “Networking” adlı yeni bir ilave daha ekledi ana gazetesine. WSJ’nin Avrupa baskılarının başlığı da The Wall Streett Journal Europe olarak değiştirildi. ABD gazetesinin bu atağına Avrupa’daki rakibi Financial Times da karşı bir atakla cevap verdi. FT de Alman finans çevrelerine seslenmek için Almanca baskı kararı aldı. Gazete bu amaçla 120 gazeteci ile anlaştı. Avrupa’da WSJ 83 bin, FT ise 121 bin gazete satıyor. Çelik-çomak Hizbullah vahşeti ve ardından başlatılan “Kasetler yayınlansın-yayınlanmasın” tartışmaları, Öcalan’ın infaz ertelemesi dahil bir çok konuyu geri plana itince, canlı yayın skandalı kahramanı Kadir Çelik de, gündemden düşmüştü. Ve büyük ihtimalle de söz konusu yayın ve sevimsiz tartışma bir daha hatırlanmayacaktı. Zaten bu nedenle, Gazeteciler Cemiyeti bile Kadir Çelik konusunda yaptığı 4.5 saatlik toplantıda bir karara varamadan dağılmıştı. Ama Kadir, yeni programında, bu defa da Adnan Oktar olayına bulaşınca ve Oktar’cılara savunma hakkı verip, biraz da iddialara göre “çanak” soru sorunca işler değişti. Çelik tekrar medyanın gündemine yerleşti. Fırsat bu fırsat Cemiyet Onur Kurulu da, üyeliğini bitiriverdi. Cemiyet’in kararında, sözlü ya da yazılı savunma hakkını kullanması için verilen iki ayrı fırsatı da kullanmayan Çelik’in üyeliğinin düşürüldüğü belirtildi. Çelik ise daha önce avukatı aracılığı ile Cemiyet’e bir yazı göndermiş ve daha önce kendisi ile ilgili açıklamanın tavzih edilerek özür dilenmesini istemişti. Bütün bu gelişmeler sonrası Çelik’in “ İt ürür kervan yürür” şeklinde tepki göstermesi ise, daha önceki yayın skandallarının üzerine tüy dikilmesi olarak yorumlandı.Çelik, Cemiyet’e 10 milyar liralık tazminat ve ceza davası da açıyormuş. Bu arada, İstanbul DGM’nin, Oktar davası çerçevesinde, Çelik’in son programı ile ilgili soruşturma başlattığı belli oldu. Yani görünen Çelik olayı bir süre daha gündemde kalacak gibi. Haftanın İncisi RTÜK ve alabalık Radyo Televizyon Üst Kurulu son olarak İzmir’de yayın yapan Demokrat Radyo ile İstanbul’da yayın yapan Üsküdar FM radyolarını susturdu. Demokrat Radyo bir yıl, Üsküdar FM de 7 gün cezalı!. İki televizyonda yayınlanan ve büyük ilgi çeken “ Alabalıkla bel fıtığı tedavisi” haberleri nedeniyle bazı kanalların başı ağrıyacak gibi. Türk Tabibler Birliği, programa konu olan şifacı için savcılığa suç duyurusunda bulunurken, RTÜK’e de iki tv kanalını şikayet etti...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT