BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Büyük aşkların sembolü: Güller

Büyük aşkların sembolü: Güller

3 bin yıllık geçmişi olan gülün değişik renkte tam 50 bin çeşidi var. Sevgiliye sunulan en güzel hediye olan bu mis kokulu bitki, ilkbaharda herkesi peşinde koşturur...



EDİZ HUN'LA YEŞİL SAYFA Sevgili okurlar, bugünlerde ilkbaharın emaresi, renk cümbüşü içindeki tabiatın uyanışını hayranlıkla seyrederken, Yeşil Sayfa’mızda çiçeklerin sultanı “gül”den bahsetmeden geçemezdik. Gül ailesi (bilimsel adı ROSA), yapraklarını kış aylarında döken bodur, çalı, minyatür, baston ve sarılıcı olmak üzere 200’e yakın ana türle dünyanın çeşitli yörelerinde yetişir. Kendilerine özgü harikulade güzel çiçekleri ile güller, yüzlerce hatta binlerce yıldır peyzaj mimarisinin, park ve bahçelerin gözdesidirler. Bilim adamlarınca, insanoğlunun dünyadaki yaşamının başlamasından önce de, 4. Jeolojik Zamanda Kuvarterner Döneminde (2 milyon yıl önce başlayan ve hâlâ sürdüğü varsayılan, iklimde sıcak ve soğuk devirlerin oluştuğu, Günz-Mindel-Riss ve Würm adlı dört buzul döneminin yaşandığı jeolojik zaman birimi) güllerin var olduğu ispatlandı. Bu muhteşem çiçekleriyle gönlümüzde güzel duyguların yeşermesini sağlayan güllerin, yaklaşık 3 bin yılı aşkın bir süredir insanlar tarafından “kültür bitkisi” olarak yetiştirildiği biliniyor. ŞİİRLERİN İLHAM KAYNAĞI Kültürümüzde, ozanlarımızın şiir ve özdeyişlerinde ilham kaynağı olan gül bitkisi, şarkılarımızda, hikayelerimizde, resim, ebru ve minyatür gibi süsleme sanatlarımızda hep önceliğini korumuştur. Hatta, dünyanın belki de başka hiçbir ülkesinde olmadığı kadar bizde doğan kız çocuklarımıza bu güzel çiçeğin adı verilmektedir (Gül, Gülçin, Gülşen, Gülşah, Gülçiçek, Güler, Gülden, Goncagül, Yazgülü, Ayşegül ve Güllü gibi-Ben Güllü filmini sevgili Türkan Şoray’la birlikte çekmiştim, filmdeki ismim Taka Nuri idi...) Estetiğin ve zarâfetin sembolü olan güller, günümüzde tam 50 bini aşkın farklı hibridleri (çeşit) ile bahçelerimizin gözdesidirler. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de sadece gül türleri yetiştiren tesisler ve koleksiyon meraklıları bulunmaktadır. Çiçeklerinin yalın veya katmerli olabildiği gül bitkisi, 25 kadar türle Türkiye’mizin doğal ortamında da yetişmektedir. Örneğin; Yaban Gülü (Rosa canina), Doğu Gülü (Rosa orientalis), Fenike Gülü (Rosa phoenica) ve Türk gülü (Rosa turcica) türlerimizden bazılarını oluşturur. Değerli okurlar, size, mis kokulu ve rengârenk güllerinizle sağlıklı ve neşeli günler diliyorum. MAVİSİ DE VAR Geniş bir renk zenginliğine sahip olan gül bitkisi geçmiş yüzyıldaki çalışmalar neticesinde siyah ve mavi tonlardaki çeşitliliğe de kavuşmuştur. Gül nasıl yetiştirilir? Güller tercihen tam güneşli alanlarda daha sıhhatli büyümekte ve gösterişli çiçeklerini bize sunmaktadırlar. Kısmen gübre karıştırılmış, organik maddece zengin, hafif nemli ve geçirgen topraklar en çok hoşlandıkları karışımdır. En uygun dikim zamanı Kış-İlkbahar başı arası olan dönemdir. Dikim sonrası ve yaz aylarında belirli aralıklarla gübre şerbeti vererek güllerinizi coşturabilirsiniz. Aşılı güllerin köklerinden çıkan yabani sürgünleri aşı boğumunun altından kesmelisiniz. Üretimi ise Çelik veya Aşı yoluyla yapılabilir. Çelikleme sonbahar, aşılama ise yaz aylarında randıman verir. Reçelden parfüme... Dünyada ve ülkemizde ihtiva ettiği C vitamini sebebiyle reçel ve marmeladı yapılan, çay olarak da tüketilen KUŞBURNU güllerin meyvesidir ve tarımsal kültürü her geçen gün artmaktadır. Isparta ilimizin dünyaca ünlü gülü, GÜLYAĞI elde edilmesinde rakipsizdir. Dünyanın önde gelen kozmetik devlerinin parfüm üretiminde kullandığı gülyağı başta Fransa olmak üzere birçok dış ülkeye ihraç edilmektedir. Ayrıca güllü lokum da eşsiz bir tada sahiptir. Peyzaj mimarisinde güller değişik amaçlarla kullanılabilir. Çok küçük saksılarda yetiştirilebilen minyatür güllerin yanında, 15 metreyi geçen dallarıyla sarmaşık gülleri bahçelerimizi süsler. Güller sadece muhteşem renk kombinasyonlarıyla değil, ayrıca çok hoş kokulu olabilen çiçekleriyle de sevilirler. Çiçeklenme mevsimi yazın başından itibaren sonbaharın sonlarına kadar devam eder, hatta bazıları yediveren cinsleri olarak durmaksızın açarlar. Dünyanın 4’üncü büyük gölü ARAL’ın yüzde 90’ı kurudu! Dünyanın en büyük dördüncü gölü olarak bilinen Orta Asya’daki Aral gölü, son 50 yılda kuruyarak yüzde 90 oranında küçüldü. Özbekistan ile Kazakistan sınırındaki göl, Sovyetlerin bölgedeki pamuk üretimini artırmak için gölü besleyen nehirlerin yönünü değiştirmesi üzerine 1960’lardan beri kurumaya başladı. Sovyetler Birliği’nin devasa pamuk tarlaları oluşturma planı çerçevesinde, 1940’larda sulama kanalları inşa edilmeye başlandı ve 1960’lara gelindiğinde yılda gölden 60 kilometreküp su çekiliyordu. 1997 yılına gelindiğinde ise göl orijinal büyüklüğünün yüzde 10’u kadar kaldı, ikiye bölündü. BM GENEL SEKRETERİ: BAN KI-MOON: ŞOKE OLDUM Orta Asya cumhuriyetlerini ziyaret eden BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, önceki gün helikopterle gölün üzerinde gezerken gördüğü manzara karşısında şaşkınlığa uğramıştı. Ban, bölge liderlerinin acilen bir araya gelerek soruna çare bulmaları çağrısında bulunmuştu. > Hayrettin Turan Kaplumbağaları böyle kurtardılar Kuşadası’nda belediye çalışanları tarafından bulunan 2’si erişkin 6 çizgili su kaplumbağası, çevreciler tarafından kurtarıldı. Eko Sistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) ekipleri, kirli su birikintisinden aldıkları kaplumbağaları doğal yaşama alanlarına bıraktı. Telli Turnanın kanadı için seferberlik Üremek için Türkiye’ye göç eden ve nesli tükendiği için sadece 11 adet kalan Telli Turnalardan biri, Van’da kanadı kırık bir şekilde bulundu. Turnayı teslim alarak ilk tedavisini yapan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Loğman Aslan, “Bu kuşun tedavisi için ne gerekliyse yapacağız” dedi. Nesli tükenmekte olan kuşlar arasında yer alan Telli Turnalar, Türkiye’de Muş’un Bulanık Ovası’nı üreme yeri olarak kullanıyor. YEŞİL PLATFORM ATIK YAĞLAR elimizde kaldı! > Figen Marala Marmara Evleri Özel İhlas Karma Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Eğitim yılının başında okulumuzun düzenlediği seminere katılan çevreci Prof. Bey’in dikkat çekmesi üzerine “kızartma yağlarının yeniden değerlendirildiğini” öğrendiğimizde çok sevinmiştik. Ancak sevincimiz uzun sürmedi. Zira bize bildirilen telefonların ucundaki muhataplarımız bize geri dönmedi. Ellerimizdeki yağlarla kalakaldık. Heveslendirdiğim öğrencilerime mahcup oluşum da cabası... Sizden istirhamım odur ki, kimlerle irtibata geçmeliyiz? CEVAP: Sayın Maral, ülkemizde hâl⠓çöp” dediğimiz katı atıkların ilkel metotlarla toplanmasına mani olamadık. İhalelerde bir takım kişiler, yüksek bedellerle bu işi bağlıyorlar. Kullanılmış yağlara gelince; bunların toplanması için bazı belediyeler gayret gösteriyor. Bu konuda müracaat etmeniz gereken merci ilçe veya Büyükşehir Belediyesi Çevre Müdürlükleri olsa gerek. Lütfen, önce bağlı olduğunuz ilçe yetkililerine başvurunuz. İyi çalışmalar diler, öğrencilerinize selamlarımı sunarım. PET ŞİŞELERİ toplayan 25 bin lira kazanabiliyor > Marmara Belediyeler Birliği (MBB) Belediyelerin çevre sorumlulukları artıyor. Bunun en güzel örneği Silivri, Çatalça, Büyükçekmece, Zeytinburnu, Gebze ve İzmit Belediyelerinin Çevre Mühendislerine verdiğimiz seminerdir. Çalışma toplantısı şeklinde gerçekleştirilen seminerde konuşan MBB Çevre Yönetim Merkezi Direktörü Aynur Acar, belediyelerin, ticari menfaat beklemeden atıkları ekonomiye kazandırmaları gerektiğini belirtirken, “50 ton pet şişe toplayıp, bunları geri dönüşüm tesislerine tonu 450-500 TL’den satan bir girişimci, ayda 25 bin lira civarında gelir elde edebiliyor” diye konuştu. Bu da çay kolonyası > Bülent Tokmak Ediz Bey, Rize’nin bereketli çay bahçelerinden özenle elde edilen çay kolonyasını tanıtmak istiyorum. Altın Yaprak markasıyla Aron Kozmetik tarafından üretilen kolonya tamamen doğal. E vitamini içerdiği için cilde canlılık, parlaklık ve gençlik veriyor. Çay kolonyası üç ayrı boyda şişelenerek piyasaya sunulmuş. www.aronkozmetik.com.tr CEVAP: Sayın Tokmak, postadan elimize geçen çay kolonyasını görünce doğrusu çok şaşırdık. Bu ilginç ürünü duyan okuyucularımızın da şaşıracaklarından eminim. Ülkemizin doğal kaynaklarının değerlendirilmesi güzel bir şey. Başarılar dilerim... BA­NA YA­ZIN! Çevre ve tabiatla ilgili her tür­lü soru­nu­zu ba­na iletebilirsiniz. “Gü­zel bir dün­ya” için bu say­fa­ya siz de kat­kı­da bu­lu­nun. Hay­di e-ma­il ve mek­tup­la­rı­nı­zı bek­li­yo­rum... 29 Ekim Cad­. No: 23 34197 Ye­ni­bos­na İS­TAN­BUL e-ma­il: ediz.hun@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT