BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir şeyler hortlatılmak isteniyor

Bir şeyler hortlatılmak isteniyor

Türkiye rayına girince, illa bir batılı ülke çomak sokar. Veyahut bir doğulu ülkeye ihale eder, tetikçi tutulur!



Türkiye rayına girince, illa bir batılı ülke çomak sokar. Veyahut bir doğulu ülkeye ihale eder, tetikçi tutulur! Uluslararası terörün bir parçası olan “Ermeni terörü”nden insanlarımız ve ülkemiz çok zarar gördü. Sonra PKK terörü, Hizbulvahşet terörü, isminin arkasında veya önünde görüşünü belirleyen isimlerle sağ ve sol terör örgütlerinin her biri. Çökertilmeye başlandı. Çözülme görülüyor. Panik yaşıyor terör örgütleri. Hücreleri basılıyor, militanları yakalanıyor. Örgütevleri ortaya çıkarılıyor. Ve Türkiye nefes alıyor, ekonomisini düzeltmek için atılımlar programlıyor. İç barışını sağlamlaştırıyor. Üretimini artırıyor. Ki bir de baktım çomak sokmak isteyenler var. Değişik mihraklardan aldığımız bilgilere göre salı günü Fransız Parlamentosu’nda “sözde Ermeni kırımı” gündeme taşınarak, Türkiye aleyhinde bir kampanya başlatılıyor. Öyle günlere denk getiriliyor ki, Ankara Avrupa Birliği’ne tam üye olmak için atakta iken, temaslarda bulunurken. Böyle bir gelişme beklenmiyor değil. Su uyuyor, bazıları uyumuyor. İster adı düşman olsun, ister müttefik. Bu da müttefik Fransa. Daha önce de 1990’da ABD’de böyle bir oyun sergilenmek istendi. Sözde Ermeni kırımı tasarısı için Senato’dan bir karar çıkarılacaktı. Allahtan Türk lobisi, Rum ve Ermeni lobisine üstün geldi. Tasarı Senato’dan geçmedi. Donduruldu. Hâlâ da buzdolabında. Herkes de biliyor ki, kırıma ve kıyıma uğrayan Türkler. Ermenilerin özellikle Doğu Anadolu’da katliama uğrattıkları insanlarımızın toplu mezarları teker teker ortaya çıkarılıyor. Bu ne yüzsüzlük! Böyle bir durumda elbette toplu muhacerete mecbur bırakılır katillerin yandaşları. Yoksa sürecek, katliam. Şimdi bu tarihi gerçeği saptırarak, ters çevirerek Avrupa’da aleyhimize bir strateji geliştiriliyor. Haftaya da hayata geçiriliyor. Ankara’da konuştuğum siyasi ve diplomatik gözlemciler bunun arkasında iki şey olduğunu belirttiler. Birincisi Türkiye’nin iyi yolda olmasından rahatsız olanlar böyle bir sözde sorunla Ankara’yı meşgul edip, uluslararası itibar kaybettirmeyi planlamışlar. İkincisi ise Bakü-Ceyhan petrol boru hattı nedeniyle. Ermenistan bundan pay alamadı. Gürcistan devreye girdi. Anlaşmalar yapılınca Tiflis dışarda kaldı. İşte bu komployla Türkiye’ye baskı yapılacak ve Ermenistan’ın candamarı olan Türkiye Kapısı’nın açılması kolaylaştırılacak!.. Sayın Haydar Aliyev’e de baskı var. Azerbaycan Cumhurbaşkanı boru hattının biran evvel başlamasını artık haykırarak istiyor. Clinton ile görüşmesinin özeti de bu. Projenin arkasında ABD var. Avrupa-Amerika mücadelesi de bununla su yüzüne çıkıyor. Türkiye bu filmleri gördü, yine de tedbirsiz yakalanmayalım. Mukaddes topraklar İlk hacı adaylarını taşıyan THY uçağı dün Gaziantep’ten havalandı. Hem de 04’te. İki saat sonra da Ankara’dan uçtu hacı adaylarımız. Miting alanı gibiydi Esenboğa. Tekbirler, ilahiler ve dualarla uğurlandı mü’minler, Hac farizası için. Öyle duygulu anlar yaşandı ki, Allah herkese nasip etsin. Annemi uğurluyorum. Büyük dedemi annemle birlikte uğurlamıştık. 1950’li yıllarda. Tayyare çok lükstü, yeter sayıda değildi. Büyükdedem Çekmecelizade Camii İmamı, Çekmecelizade Ali Hoca ve Hamine nine Safinaz Hanım’ı “kaptıkaçtılarla” Tibil (öncüpınar) sınır Kapısı’na götürüp, ciplerle Halep’e yolcu etmiştik. Döndüklerinde anlattılar 15-20 gün araç değiştirerek gitmişlerdi Hacca. Dönüşleri de öyle olmuştu. Develerle Hacca gidildiğini masal gibi anlatılırken duyduğumuz için bu çok modern bir ulaşım gibi gelmişti!? 1960’lı yıllarda ninelerimi ve dedemi Hacca uçaklar götürdü. Direkt otobüsler de vardı ama, onlar THY’yi tercih etmişlerdi. Şimdi sıra bir sonraki nesil valide sultan’da. Allah kabul etsin. Bu heyecanı, bu lezzeti, bu ibadeti herkese tattırsın, rabbim. İmkan ve sağlık versin. Artık her gün uçaklar hacı adaylarımızı mukaddes topraklara taşıyacaklar. Dünyanın dört bir yanında mü’minler Mekke’de, Medine’de buluşacak. Türkiye’den 41 bin hacı adayımız bu ibadeti yerine getirecek. Ah kotalar artsa da herkes Hacca gidebilse. Suat Hanım; Akif’in emaneti, 92 yaşında Bir gazete haberi üzerine rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal, hemen ilgilenilmesi emrini vermişti. Haber İstiklal Marşı Şairi’miz Mehmet Akif Ersoy’un hayattaki kızı Suat Hanım’ın Tarlabaşı’ndaki yıkılmak üzere olan bir kiralık evde zor şartlarda yaşadığıydı. Devlet hemen sahip çıktı Suat Hanım’a. Toplu Konut’tan emrine bir ev tahsis edildi. Dün TBMM’de çalışırken Kültür eski Bakanı İsmail Kahraman ile görüştüm. İğneyle ayakta duruyordu. Mehmet Akif’e olan meftuniyetimi bildiğinden Suat Hanım’ın ziyaretine gittiğini belirterek beni sevindirdi. -Özal rahmetlinin verdiği evi geçim sıkıntısı çektikleri için satmışlar. Şimdi bir vakıf dairesinde yaşamalarını sürdürüyorlarmış. Akif gönüllüleri bu evi restore etmişler. Suat Hanım 92 yaşında. İstanbul’daki Şifa Yurdu’nda yatıyordu. 72 yaşındaki kızı bakıyordu kendisine. -Çok sevinmişlerdir sayın bakan gittiğinize. -Gerçekten öyle oldu. Ben daha fazla duygulandım. Akif’in hayatta kalan iki çocuğu var. Biri Suat Hanım, ötekisi de 83 yaşındaki Tahir Bey. Sayın yazar arkadaşımız Dücane Cündioğlu yıl içinde gerçekten Akif, eserleri ve ailesi hakkında önemli çalışmalar yaptı. Bir bölümünü de yayınladı. Buna göre Akif’in büyük kızı Cemile Hanım. Bülent, Nazan ve Rezzan adlı çocukları olmuş. Bülent çocuk iken vefat etmiş. Nazan Hanım evlenmemiş. Rezzan Hanım’ın ise Serpil, Ayçin ve Aydemir adında üç evlâdı bulunuyor. Ortanca kız ise Ferda Hanım. İki kız dünyaya getirmiş: Seyhan ve Nihal. Seyhan Hanım’ın Seda, Nihal Hanım’ın Fatma ve Ahmet isminde çocukları var. Allah uzun ömür versin. Küçük kızı Suat Hanım, halen Şifa Yurdu’nda yatıyor. Kızları Ferda ve Selma Hanım’ın şefkatli ellerinde bakılıyor. 1992 yılında vefat eden Cevat ise kocasının ilk karısından olma, öz oğlu değil. Suat Hanım’ın Ferda’dan Ali, Selma’dan İlkay adlı birer torunu var. Bir müddet Gölcük’te oturan, halen İstanbul’da ablasının yanında yaşayan Tahir Bey ise Ayten Hanım ile evli. Çocukları yok. Rahmetli Akif’in hiç erkek torunu olmamış. Ama bir sonraki nesil içinde erkek evlatlar mevcut. Allah hepsine uzun ömür, sağlık ve Akif çizgisinde gitmek nasip etsin. Bunu anlatınca herkes Akif’in torunu, Asım’ın nesli olduğunu söyleyecek elbette. Ne hoş! Hangi babanın 65 milyon, hatta Akif’in etkili olduğu Tataristan, Kırım, Kafkasya, Pakistan, Hindistan, Mısır da dahil edilince 100 milyonu aşkın evladı ve torunu var Allah aşkına? Kültür Bakanı’mız Sayın İstemihan Talay’dan bir istirhamım olacak. Lütfen zahmet edip Tahir Bey ve Suat Hanım’ı bir ziyaret etsin. Bir de Çanakkale’de hastalıkla mücadele eden yaşlı bir edebiyat ustamız Ece Ayhan’ı. Emrederse adreslerini kendisine aktarırım. Ülkemize hizmet eden herkese medyunu şükranım doğrusu. Mücadele Çok sayıda kitap ve dergi gelir. Bu defa baktım bir değişik gazete posta kutumda. Siirt’te 37 yıldır yayınlanan Mücadele Gazetesi. Sahip ve Başyazarı ise bir ayağı sürekli Ankara’da olan bir taşralı aydın Cumhur Kılıçoğlu. Sayın Kılıçoğlu’nun Ankara’da izlemediği sanat ve kültür etkinliği yoktur. Gazetenin manşeti İstanbul Siirtliler Derneği’nin “cikor gecesi”. Yakılan “suke”ler “tililili” nidaları arasında yenen “cokat”lar ve konuklar anlatılıyordu. Ünlü Siirtliler de sıralanıyor. Saffet Arıkan Bedük, Zeki Çeliker, Süreyya Öner, Selim Özalp, Mithat Kümlü, Güven Kuzu, Tuncay Atakan, Jülide Aral, Şazi Öner, Nail Nalbant, Vedat Pekdemir, Zeki Salman, Hilmi Yavuz, Kadir Baytur, Faysal Geyik, Metin Avcı, Yaşar Akyürek, Muzaffer Bedük, Bahattin Erden, Nedim Ege, Edip Kayra, Gazanfer Koyunca, İsmet Yılmaz, Nezir Bakır. Mücadele’nin önceki manşetini aktardı bir dostum. “Turizm’de patlama. Siirt’e gelen turist sayısında yüzdeyüz artış oldu!” Çok sevindiniz değil mi? Haber doğru. Ancak arka plânı şöyle: Bir yıl önce tek bir erkek turist gelmiş Siirt’e. Bir yıl sonra aynı turist kız arkadaşını da getirmiş. Oldu mu yüzde yüz artış? Siirt Mücadele’ye ve de Birinci Lig’de görmek istediğimiz Siirt Jetpaspor’a başarılar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT