BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gizlice takip etti annesini...

Gizlice takip etti annesini...

Birden yüreğinin derinliklerinden yükselen bir ses durdurdu onu: - Anneni tanımıyor musun sen? O kendi doğrularından başka yolda hareket etmez.



Birden yüreğinin derinliklerinden yükselen bir ses durdurdu onu: - Anneni tanımıyor musun sen? O kendi doğrularından başka yolda hareket etmez. Onun hayatının en önemli şeyi dürüstlük, onur, şeref ve namus... Oysa senin yaşadığın hayatta bunlar ikinci planda. Senin için önemli olmayabilir ama onun için bu kavramlar çok değerli. Asla olmaz... Seher minibüs durağına doğru kıvrıldı. Cengiz ise hâlâ arkasındaydı. Kadının sıradaki minibüse binişini izledi bir ağacın arkasına saklanarak. Etrafına bakındı, hemen oracıkta duran bir taksiye işaret etti: - Şu minibüs hareket edince takip ediver kardeş... Çok geçmeden kalktı Seher’in bindiği araba. Cengiz de peşinden. Soğanlık’ın bozuk yollarında son durağa kadar sessiz bir takip başladı. Seher son durakta indi minibüsten, hemen karşısındaki yoldan vurdu yukarıya. Ağır ağır çıkıyordu yokuşu. Cengiz’in bindiği taksinin şoförü geriye döndü: - Ağabey ben buradan öteye gitmem, arabada alt takım diye bir şey kalmaz burada, kusura bakma. Hemen atladı genç adam. Şoförün parasını verdikten sonra yine geriden takip etti annesini. Seher son bir gayretle eve vardı. Sıcaktan bunalmış, çok yorulmuştu. İş sahipleri bir yerde haklıydı. Kendisinde eski gücünü bulamıyordu artık. Koynundaki anahtarı çıkartıp kapıdaki zinciri açtı. İçeri girip kayboldu. Cengiz derin bir nefes aldı, demek burada oturuyorlardı. Kalkıp gelmişlerdi Afyon’dan buraya. En azından nerede olduklarını öğrenmişti. Hiç birisine gözükmeme kararı aldı. Usulca geri döndü. Bir arabaya binip adresi verdi. Biraz önceki neşesinden eser kalmamıştı. * * * Hazım delikanlının uzattığı çantayı açtı sırıtarak. Gıcır gıcır banknotlar desteler halinde dizilmişti. Elini gezdirdi paraların üzerinde sanki onları incitmekten korkar gibi. - Güzel... İyi iş becerdin ufaklık, al bakalım bu senin payın. Destelerden birini fırlattı Cengiz’e doğru. Havada kaptı genç adam: - Sağ ol patron... Hazım purosunu yaktı yan gözle ona bakarak: - Ne o, canın mı sıkkın senin, suratın Çarşamba pazarı gibi? İrkildi delikanlı. Başını iki yana salladı aceleyle: - Yok canım, bir şeyim yok, sıcaktan herhalde... - Bir aksilik yok değil mi, bir yerde hata falan yapmadın değil mi? Ardından takip falan edilmedin ha? Cengiz güldü bilmiş bilmiş. - Yok patron, hiçbir şey yok, özel bir konu... Eğer annesinin peşinden İstanbul’a geldiğini Hazım’a söylese adamın hoş bir tepkisi olmaz diye düşünmüştü. O, ayağının altında dolaşan şüpheli insanlardan hoşlanmazdı. Seher ise Cengiz’i bulmak gibi bir tutku halini alan inadıyla Hazım’ın ayaklarına dolanan bir engeldi. Bunun kendisine de zararı dokunurdu. Hazım kısa bir kahkaha attı: - Ne o? Yoksa aşık mısın? Güldü Cengiz başını yana doğru eğip. - Yok canım... - Ne var bunda, genç adamsın, aslan gibisin... Hah, hah, hah... Sonra birden ciddileşti: - Bir müddet ortalıkta görünme. Dinlen. Durdu, birden aklına gelmiş gibi atıldı: - Ha şu özel mesele neyse, onu da hallet bir an önce, bizim işimizde özel meseleleri düşünecek vaktimiz olmaz. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT