BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayranlıkla bakıyordu çevresine

Hayranlıkla bakıyordu çevresine

Selim kendisini kuş gibi hafiflemiş hissediyordu. Omuzlarından ağır bir yük kalkmış gibiydi. Çayların parasını ödedi. Cebinden son model bir cep telefonu çıkarttı. Hafif bir gülümseme ile baktı telefona. Bugün Zühal hediye etmişti bu telefonu. Kendisine istediği zaman ulaşabilmek maksadıyla almıştı. Zühal’i aradı duraksamadan. - Alo, canım, benim... Bitti. Hallettim o işi. Kolay oldu. Konuştuk, söyledim başka birisine tutulduğumu. Anlayış gösterdi o da. Artık tamamen seninleyim.



Selim kendisini kuş gibi hafiflemiş hissediyordu. Omuzlarından ağır bir yük kalkmış gibiydi. Çayların parasını ödedi. Cebinden son model bir cep telefonu çıkarttı. Hafif bir gülümseme ile baktı telefona. Bugün Zühal hediye etmişti bu telefonu. Kendisine istediği zaman ulaşabilmek maksadıyla almıştı. Zühal’i aradı duraksamadan. - Alo, canım, benim... Bitti. Hallettim o işi. Kolay oldu. Konuştuk, söyledim başka birisine tutulduğumu. Anlayış gösterdi o da. Artık tamamen seninleyim. Zühal sevinç içindeydi. - O zaman hemen geliyorsun buraya, bunu kutluyoruz. Selim yutkundu. Cebinde beş kuruş para kalmamıştı. Cahit Beyin emekli maaşı bitmişti. Tedirgin bir şekilde kekeledi: - Şey... Ben... Zühal anlamıştı olan biteni: - Tamam, sen merak etme. Kredi açarım sana... Selim rahatladı: - Tamam öyleyse. Geliyorum. Telefonu kapatıp evin numarasını tuşladı. Adile Hanım açmıştı telefonu: - Anne, ben akşam gelmeyeceğim. Arkadaşlarla birlikteyim. Yaşlı kadının bir şey söylemesine fırsat vermeden kapattı telefonu. Keyifli bir şekilde cebindeki paraya baktı. Hemen bir taksi çevirdi ve Tarabya’daki köşkün adresini verdi. Yaklaşık yarım saat, kırk dakikalık bir yolculuktan sonra taksi şoförüne cebindeki paranın tamamını vererek köşke gelmişti. Kapıdaki bekçiye kendini tanıtıp büyük, şatafatlı demir kapıdan içeri girdi. Hayranlıkla bakıyordu çevresine. Bir gün bütün bunların sahibi olmak arzusuyla gözleri kör olmuş gibiydi... Zühal genç adamı merdivenlerde karşıladı. Çok şık lacivert bir etek ve açık pembe bir kazak giymişti. Üzerindeki kabanın çok pahalı olduğu belliydi. Hayranlıkla baktı Selim: - Çok güzel olmuşsun. Pembe çok yakışmış sana... Genç kız kıkırdadı: - Teşekkür ederim. Babamın golf kulübünde yer ayırttık. Babamla annem de geliyor bizimle yemeğe. Babam seni biraz daha fazla tanımak istiyormuş. Selim ürperdi. Tedirgin olmuştu: - Bilseydim kıyafetimi değiştirirdim. Bunlar günlük elbiselerim. Kravat falan takardım. Zühal başını salladı: - Hayır, böyle çok güzel. Spor giyimi her zaman severim. Çok yakışıklısın merak etme. Bu sözler rahatlatmıştı Selim’i. Adım adım hayallerine yaklaştığını fark ediyordu... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT