BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rütbeli darbeden cübbeli darbeye gidilmesin

Rütbeli darbeden cübbeli darbeye gidilmesin

Bir hukukçu salahiyetiyle yazıyorum, Anayasa Mahkemesi, üstelik kendisinin de içinde bulunduğu, binaenaleyh taraf da olduğu Anayasa Değişiklik Paketine asla esastan bakamaz.



Bir hukukçu salahiyetiyle yazıyorum, Anayasa Mahkemesi, üstelik kendisinin de içinde bulunduğu, binaenaleyh taraf da olduğu Anayasa Değişiklik Paketine asla esastan bakamaz. Bunu bütün hukukçular, ifade etmekte. Anayasa Mahkemesi, CHP’nin arka bahçesi değildir. Doğrusu, davayı getirenlerin koltukları altına dosyayı sıkıştırmasıydı. Bu yapılmadı, şekli tedkik için dava kabul edildi. Mezkûr mahkeme, davaya esastan bakarsa yetkisini aşmış, bizatihi mahkeme hukuksuzluk işlemiş olur. Başbakan Tayyip Erdoğan, geçen günkü bir konuşmasında bu mahkeme için ‘Ana Muhalefet Mahkemesi’ dedi. Sayın Başbakan, bu cümleyi kullanırken herhalde çok da memnun değildi. Ancak yanlışlıklar yapıldıkça ağır eleştiriler artarak devam edecektir. Milletin mutlak temsilcisi TBMM’dir. Anayasa Mahkemesi dahil bütün mahkemeler vekildir. Mahkemeler millete hükmetmez, millet adına hükmeder. Onun için, Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman Can, haklıdır, hal tarzı göstermektedir. Dediği iki noktada toplanıyor. Birincisi bu mahkeme, davaya esastan bakamaz. İkincisi hududunu aşarak esastan karar verirse TBMM bu karara direnmelidir, çünkü yok hükmündedir. Evet, aynen öyle, yok hükmünde olur. Böyle kararlara hukukta yok denir, keenlemyekun/hiç meydana gelmemiş addedilir. Yok olan, hiç işlememiş sayılan bir karara uyulamaz. Dolayısıyla TBMM Başkanlığı böyle bir karar geldiğinde onu geldiği yere iade etmekle mükelleftir. Bunlar yaşanırsa ne olur? Toplum gerilir, e-mahkeme olayı zuhur eder, tatsızlıklar yaşanır. Vebal ve vecibe Anayasa Mahkemesi Başkanına düşmekte. Sayın Haşim Kılıç, riskse risk almalı, faziletse faziletini ortaya koymalı. Bir bu kadar daha orada kalmayacak, dün eşiyle alakalı atılan malum gazete manşetlerini hatırlamalı, herkesi değil, milleti memnun etme kaygısını yaşamalı. Haşim Kılıç ne yapabilir? Gayet basit: 12 Eylül tarihindeki referandumu, yine hukuk diliyle söyleyelim meseleyi müstehire/bekletici mesele sayar ve referandum yapıldıktan sonra mahkeme kararını verir. İki ay beklemekle ne kaybedilir? Milletin ne karar vereceğini önceden kimse bilemez. Şayet referandumu reddederse zaten mahkemenin yapacağı bir şey kalmaz. Tasvip ve tasdik ederse yine mahkemenin yapacağı bir şey kalmaz. Onun için lüzumsuz gerginlikler yaşanmasın. Mahkeme yıpranmasın. Rütbeli Darbeler Devri bitti derken sakın ola ki Cübbeli Darbeler Devri başlamasın. Demokratik olgunluğu her alanda ve her anlamda ve herkes için yaşatmalıyız. Bir Anayasa Mahkemesi, bir darbe anayasası için koruma ve kollama görevi üstlenemez.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT