BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Neden Kandil?

Neden Kandil?

Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan köprü. Jeopolitik ve jeostratejik özelliği sürekli gündeme getirilen bir ülke. Aynı zamanda Orta Doğu’nun da en büyük gücü ve etkili ülkesi: Türkiye. Ama nedense hep etkinliği tartışılıyor. Nedeniyse hiç kuşku yok ki 30 yıldır süren Türkiye’nin âdeta baş ağrısı olan terör. Üstelik bu süre zarfında bu meselenin sebep olduğu faturanın bedeliyse oldukça ağır: 40 bin can ve 300 milyar dolar...



Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan köprü. Jeopolitik ve jeostratejik özelliği sürekli gündeme getirilen bir ülke. Aynı zamanda Orta Doğu’nun da en büyük gücü ve etkili ülkesi: Türkiye. Ama nedense hep etkinliği tartışılıyor. Nedeniyse hiç kuşku yok ki 30 yıldır süren Türkiye’nin âdeta baş ağrısı olan terör. Üstelik bu süre zarfında bu meselenin sebep olduğu faturanın bedeliyse oldukça ağır: 40 bin can ve 300 milyar dolar... Aslında bu kayıplara son vermenin yolları hep araştırıldı. Çözüm için geçmişte de adımlar atıldı. Rahmetli Turgut Özal döneminde yapılanlar bunun en bariz örneğiydi. Elleri kınalı kuzularını kaybeden gözü yaşlı anne-babaların; şehit yakınlarının “yeter artık” sesleri o dönemde de epeyce yankılanmıştı. Fakat bugün hâlâ tartışılan ve bir türlü aydınlatılmayan bir eylemle çözüm ötelendi. Hatırlanacağı gibi 1993 yılında Şemdin Sakık’ın başını çektiği terörist grubun saldırısı sonucu 33 askerin şehit edilmesiyle terörü şiddet kullanmadan bitirmenin yolları âdeta tıkanmış oldu. O günden bugüne çok şey gelişti ve değişti. PKK’nın başı Abdullah Öcalan’ın yakalanıp İmralı’ya konulması militanlar arasında travmaya yol açtı ama örgüt bitmedi. Gelinen noktada şiddetin şiddetle son bulmayacağı gerçeği toplumun geniş kesimleri arasında kabul edilebilir hale geldi. Tek çözüm noktasının silahların susmasından geçtiği reddedilmeyecek bir gerçek. Bundan hareketle önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “tarihî fırsat” ve “Güzel şeyler olacak” dedi. Ardından hükümet, sorunu demok-ratik adımlarla çözmek için açılım politikaları yürüttü. Açılımın Koordinatörü İçişleri Bakanı Beşir Atalay, toplumdaki farklı görüşteki aydınlar ve sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle birbiri ardına toplantılar gerçekleştirdi. Olumlu bir hava esmeye başladı. “Demokratik Açılım” ya da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın deyimiyle “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” çerçevesinde bir yıllık süre zarfında konu o kadar çok konuşuldu ki 90 yıllık cumhuriyet tarihinden daha fazla dillendirildi. Neredeyse bu konuda sözünü söylemeyen kalmadı. Öyle ki PKK’nın barındığı Kandil’deki örgüt yöneticileri de “barış” lafları ettiler. Bu amaçla da hem Mahmur hem de Kandil’den gönüllüler gönderdiler. Terör örgütü yöneticilerinin söyledikleri hep kendilerine yakın internet sitelerinde ve basın yayın organlarında yayınlandı. Oradaki havayı, onların söylemlerinde ne kadar samimi ve inandırıcı olduklarını yerinde gidip görmek gerekiyordu. İşte bu amaçla biz de bizatihi onların yaklaşım tarzlarını yansıtmak amacıyla iki defa Kandil’e gittik. İlk görüşmemiz örgütün bir numaralı ismi Murat Karayılan ile oldu. Karayılan, atılan adımları sorgularken biz de kendilerinin şiddeti bitirme noktasında ne kadar samimi olup olmadıklarını soruşturduk. Karayılan, şiddetin tek çözümünün demokratik yollarla olabileceğini ve silahları susturmaktan geçtiğini söylemişti. Aradan geçen zaman dilimi içinde aynı örgüt bu defa sadece Öcalan’ın “çekiliyorum” demesiyle tekrar saldırılarına başladı. Onlar açısından değişenleri yerinde görmek ve Türkiye’ye tekrar saldırmanın sebeplerini yansıtmak gerekiyordu. İkinci görüşmemiz örgütün üç numaralı ismi Mustafa Karasu ile oldu. Karasu, Karayılan’ın aksine şiddeti öne çıkaran sözler sarf etti. Arkadaşımız Osman Sağırlı, saatler süren görüşmede aklına gelen her türlü soruyu yöneltti. Can alıcı noktalara dikkati çekmek ve Türkiye’nin nasıl kişiliklerle karşı karşıya kaldığını ortaya koymak istedik. Bunu büyük ölçüde de başardığımızı söylemek abartı olmasa gerek. Zira, sorularda ve verilen mesajlarda tam anlamıyla bir gazetecilik örneği sergilendi. Terör örgütünün barındığı ortam ve oradaki gençlerin nasıl bir zihnî altyapısı olduğunu bir ölçüde gözler önüne serdik. Devletin ilgili birimleri daha fazlasına sahip olabilirler. Ama biz kendimizce terörü başlatanları ve tırmandıranları tanımak ve gerçek yüzlerini topluma göstermek, Türkiye’nin de ayağındaki prangalardan kurtulmasına katkı sağlamak için gazetecilik yaptık. Tablo net. Yazdıklarımız da ortada... Gerisi çözümde sorumluluğu bulunanların işi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT