BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ben de bu dağların

Ben de bu dağların

Nesiine geeldiim... diyordum daha 4. kilometrenin sonunda. Sıcaklık 30 derece, nem korkunç, zemin engebeli, yokuşlar ve inişler bacak kaslarına keman çaldırıyor. İşte bu esnada kulaklarımda Ferdi Tayfur’un unutulmaz şarkısı çınlamaya başladı. Yokuşta değil koşmak, yürümek zordu ve “Ben de bu dağların nesine geldim” diye diye ellerimi bacaklarıma dayayarak çıkmaya devam ettim. GPS cihazımda metreler ilerlemek bilmiyordu. Susuzluk had safhadaydı ve daha koşunun yarısına gelmemiştik.



Nesiine geeldiim... diyordum daha 4. kilometrenin sonunda. Sıcaklık 30 derece, nem korkunç, zemin engebeli, yokuşlar ve inişler bacak kaslarına keman çaldırıyor. İşte bu esnada kulaklarımda Ferdi Tayfur’un unutulmaz şarkısı çınlamaya başladı. Yokuşta değil koşmak, yürümek zordu ve “Ben de bu dağların nesine geldim” diye diye ellerimi bacaklarıma dayayarak çıkmaya devam ettim. GPS cihazımda metreler ilerlemek bilmiyordu. Susuzluk had safhadaydı ve daha koşunun yarısına gelmemiştik. Sadede gelelim. Geçtiğimiz pazar Team Kronos (bilgi için: www.teamkronos.com) tarafından koordine edilen ve Çekmeköy Belediyesi önderliğinde, Saucony firması tarafından desteklenen Çekmeköy Patika Koşusundaydım. Koşu jargonunda “Trail Run” olarak adlandırılan ve tamamen doğal ortamda yapılan yarış 5 km halk koşusu ve 10 km koşusu olarak iki kısımdı. Çekmeköy ormanı bitişiğindeki Doğa Park kuzey kapısı önünden start aldık ve orman içi toprak yollardan geçerek aynı noktaya geri dönüp park içindeki bitiş noktasına vardık. Sıcak ve parkurun zorluğu sebebi ile farkına varmasak da şehrimizin bu kadar yakınında böyle doğa harikası bir bölüm de varmış, bunu öğrendik. Bu koşularda her bitirene madalya veriliyor. Ben unutmamak adına yarış bitiminde hemen gider madalyamı alırım. Bu defa madalya değil çuvalla para verseler gözüm görmeyecekti (Tamam, biraz abarttım). Doğrudan büfeye gidip bir buzlu çay, iki su aldım ve o anda gövdeye indirdim. Suya ve diğer sıvılara kavuştuğuma öyle sevinmiştim ki sevdiğim bir koşucu arkadaşın su ve limonatalarını da ısmarlamada ısrarlı oldum. Zaten o da “Halin vaktin yerinde, ver benim paramı da ne olacak” şeklinde davrandı. Neticede bu şartlar altında patikalarda, dik yokuşlarda 10 kilometre koştuğuma şu an itibarı ile inanmakta güçlük çekiyorum. Bir de koşu camiasının şahsımı hızla tanıyıp sevmesine de çok mutlu oldum. Bu tip koşulara meraklı olanların bisiklet ile ilgili olması da çok hoşuma gitti. Bir de mutlu eden hadise bana bisiklet markası ve modeli sorulması, bu konuda eksper kabul edilmemdi. Önümüzdeki hafta cumartesi gününden itibaren Çeşme Çiftlikköy’deki tatilimize başlayacağız. Yarımadanın tozunu Şükrü ile beraber atmaya niyetimiz var. Yani iki hafta boyunda deniz ve bisiklet yazıları okumanız kaçınılmaz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT