BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Gelelim Nâzım’a

Gelelim Nâzım’a

NÂZIM Hikmet; tıpkı Yılmaz Güney gibi ısıtılıp ısıtılıp sofraya sürülen papaz pilâvları misâli yeniden gündemlere çıkarıldı. Anlaşılan, Türk solunun tutunacağı dallar bu kadar.



NÂZIM Hikmet; tıpkı Yılmaz Güney gibi ısıtılıp ısıtılıp sofraya sürülen papaz pilâvları misâli yeniden gündemlere çıkarıldı. Anlaşılan, Türk solunun tutunacağı dallar bu kadar. Hazin bir fukaralık. Dişe dokunur bir tarihçisi, ekonomisti, siyâsetçisi, hatta edibi ve romancısı olmayan kesimler, payanda ile tutamak derdinde. “Geldi Nâzım usta, gitti Nâzım usta” velvelesi, demek bazılarına ilâç gibi geliyor. * * * İlk yanlışları şurada: “Usta” diye; demirci, muslukçu, oto tamircisi misâli zenaatlerin tecrübelilerinden söz edilir. Şiirin, mûsıkinin, resim ile mîmârinin öncüleri ise “Üstad” diye anılır. Yani, bir marangoz giderek ustalaşırken, sanatkâr “Üstad”laşır. Nâzım’a “Usta” yakıştırması en hafifinden Türkçe’nin ne kadar uzağında at oynatıldığının işareti. Ama, bu acemîlik ve hafiflik bazılarına pek yaraşıyor ki, ısrar sürüyor. * * * Gelelim bu “Usta”nın şairliğine. Efendim, Nâzım Hikmet yer yer güzel mısralar sergiler. Ama üstün bir şair değildir. Şiirleri patırtı gürültü vezninde olup derinlikten ve şuur altlarımızı zorlamaktan hayli uzaktır. Kara taştan çerçeveye bürünen, Güneşi parça parça bölen nedir? Demir parmaklık... Bu tip takırtılı ve gürültülü seslenişlerin heveskârı Nâzım Hikmet’te; bir Necip Fazıl vehmini, kahroluş kıvrımlarını; insanı, düşünceyi, kâinatı kurcalayıştaki inatçı yorgunluğu göremezsiniz. * * * Nâzım’ın tiyatro oyunları da sâde suya tirit kabilinden, bol köpüklü, mıknatıs yoksulu sıradan gayretlerdir. Kısaca özetlemek gerekirse; şiiri anlamak, Nâzım’ın bir yıldız olmadığını anlamakla başlar. Kızmayınız, köpürmeyiniz, sinirlerinize hâkim olunuz. Nâzım, bu işin ilk mektebi. Şiiri sevdirmede önemli bir yeri vardır, hepsi de işte bu kadardır. * * * Bir Turgut Uyar’ı, Cemal Süreya’yı, Attilâ İlhan’ı kavrayabilen; Edip Cansever’i, Asaf Hâlet Çelebi’yi, Sedat Umran’ı tadına vara vara çözebilen zekâ, Nâzım ısrarından hemence vazgeçer. Önce şiiri keşfedeceksiniz. Sonra bu güzelim vâdideki kahramanları bilecek, Nâzım ile kıyaslıyacaksınız. Sevgiler, hak yemezlikler, bağlanışlar ancak bundan sonra çıkagelir. * * * Nâzım, bendenizin gözünde, şiiri sevdiren adam. Takdirim ancak bu kadarlık. Ama, durup durup “Nâzım da Nâzım” feryadıyla ortalığı bu “Usta”yı sevmeye mecbur kılmak evvelâ şiiri sonra da gerçek üstadları incitmek olur. * * * Nâzım’ın Rusya’ya kaçışı büyük hata idi. Yurdunu inkâr ve red’de ayıp büyüktür. Şiir gibi bir güzelliği “İzm”lerin çalı kakıcısı yapması ise basbaya profesyonellik kokar. “Nâzım Ustanız” hepinize hayırlı olsun ama, biraz da gerçek şiiri anlamaya niyetlenseniz...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 91630
    % 2.1
  • 4.7866
    % -1.01
  • 5.5944
    % -1.16
  • 6.3074
    % -1.67
  • 189.176
    % -2.18
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT