BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başbuğ’un konuşması

Başbuğ’un konuşması

Değişim dönemlerinin yöneticisi olmak zordur. Değişimin getirdiği büyümenin sancılarını yaşıyoruz. Bu bir vakıa, azan terörün kan dökücülüğü ayrı bir vakıa.



Değişim dönemlerinin yöneticisi olmak zordur. Değişimin getirdiği büyümenin sancılarını yaşıyoruz. Bu bir vakıa, azan terörün kan dökücülüğü ayrı bir vakıa. İlker Başbuğ, sakin, itidalli ve ölçüp biçerek konuşan bir komutandır. Ne var ki artık kimse her yöneticinin yaptığını olduğu gibi kabul etmiyor. Sayın Cumhurbaşkanı Twitter’dan şahsi mesajlarını veriyor. Açıp bakınız kendisine neler denmekte. Yaşadığımız çağ şeffaf çağdır. Asker, müsterih olmalı, millet askerine farklı bakmıyor. Ama aynı millet hesap sorulmasını da istiyor. Sayıştay, Danıştay sadece sivil müesseseler için var olmamalı. Sayın Başbuğ, ‘gizli konuşmaları polis sızdırdı’ diyor. Polisin görevi bu değil mi? Bir yerde suç hazırlığı varsa. Polis onu takip edecektir. Takip sonunda ortaya çıkan isimlere en ziyade müsaadeye mazhar suçlu muamelesi yapabilir mi? Genelkurmayda o hata hep işlendi, bugün de tekrarlanıyor. Kim yaptı? Yerine kim sızdırdı? Sorusu sorulmakta. Bu yanlış. Kanunları ihlal eden kim olursa olsun maksadını mahkemeye anlatmalııdr. Sayın Başbuğ, neden aynı temayülün basın organlarına konuşmaktadır? Bunun izahı ne olabilir? Neden GK Web sitesinden CHP genel başkanının resmi ve ismi konurken ülkenin Başbakanının ismi, daha kötüsü resmi konmaz? Neden -niyet böyle olmasa bile- mahkeme manen baskı altına alınır? Şüphesiz ki sayın İlker Başbuğ da gizli güçlerin terör üzerinden bu iktidarı düşürme çalışmasında olduklarını biliyordur. Bu itibarla çok hassas bir dönemde verdiği bu mülakat zamanlama yanlışlığına düşmüştür. Bir kaç gündür bir tümgeneralin konuşmaları ekranlarda. Konuşma kalblere hançer gibi işlemekte. İsterdik ki Genelkurmay başkanımız bu şahıs hakkında hemen kovuşturma açtırsın. Kandillerimizden bile nefret eden birinin TSK’da olması o ocağa hakarettir. Acı gerçeği TSK ana gövdeyi tenzih ederek kabul edelim. Yeniçerinin bozulma dönemlerinde tefessüh etmiş/bozulmuş bir kısım asker, cepheden kaçarak İstanbul kaldırımlarında hovardalık yapıyorlardı. Şimdi bazı isimler terörle mücadele edeceklerine fikri hovardalık yapmaktalar. Terörle değil milletin seçtiği iktidarlar ve milletin dini-imanıyla savaşmaktalar. Düşman aranıyorsa TSK’nın en büyük düşmanı bunlardır. Milletin, kurbanına, namazına, örtüsüne ve her değerine saldıran bu adamlar, ‘Allah Allah!’ diye taarruz eden Mehmetçiği sevk idareye ne mezun ve ne de layıktır. O tümgeneral, bu millete yapılabilecek en büyük hakareti yapmakta. Bu suçu ister polis ortaya çıkarsın, isterse inzibat. Ne fark eder? Suç yakalayana göre değişmez.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT