BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Biz evleneceğiz değil mi?!.”

“Biz evleneceğiz değil mi?!.”

Dudakları belli belirsiz kımıldıyor, gözleri bir noktaya takılı kendi kendine mırıldanıyordu... - Bak, gökyüzü de ağlıyor ardından Şehnaz’ım... Ne dedi de kandırdı seni o zalim, hiç acımadan koyup gittin beni... Ne dedi de kandırdı seni be kızım, ne dedi?



Dudakları belli belirsiz kımıldıyor, gözleri bir noktaya takılı kendi kendine mırıldanıyordu... - Bak, gökyüzü de ağlıyor ardından Şehnaz’ım... Ne dedi de kandırdı seni o zalim, hiç acımadan koyup gittin beni... Ne dedi de kandırdı seni be kızım, ne dedi? Yağmur çok geçmeden durdu. Yine gökyüzü eski pırıltılı halini aldı. Bir bulut geçip gitmişti. Sanki demin kopan hengame hiç olmamış gibi sakinleşti ortalık. Yerlerde su birikintileri oluşmuş, tek tük var olan yaban zeytini ağaçları yıkanmıştı. Seher ıslak vücudunun kendisini üşüttüğünü hissetti. Yüreği de üşüyordu hiç kuşkusuz, mırıldandı evin kapısına yaslanıp: - Yarın atölyeye gideyim, kızlara sorayım, belki bilirler onlar... * * * Şehnaz arabaya biner binmez heyecanlı bir tavırla elini kaldırdı: - Çabuk Şahin, çabuk gidelim, şimdi uyanırsa dünyayı dar eder ikimize de. Kurtar beni hayatım... Şahin onun heyecanına için için gülerek bastı gaza. Ok gibi fırladı beyaz araba, toprak yolda tekerlekleri patinaj yaparak döndü. Hızla gözden kayboldu. Genç adam bütün dikkatini yola vermişti. Şehnaz ise büyük bir karmaşa yaşıyordu iç dünyasında. Ani bir karar vermiş, öfkeyle düşünmeden hareket etmişti. Tepedeki küçük gecekonduları gözden kaybolurken hafif bir pişmanlık esintisi yaladı yüreğini. İçi burkuldu. Birden bütün gün boyunca yaşadıklarını düşününce çabuk kurtuldu bu duygulardan. Yanında birkaç haftadır yüreğini titreten, gördüğü zaman heyecandan iliklerine kadar sarsıldığı bir insan vardı. Çok seviyordu Şahin’i... Onun olgun tavırları, hayatın içindeki güçlü varlığı büyülemişti genç kızı. Kendini Şahin’le birlikteyken minicik hissediyordu. Genç adamın gösterdiği ilgi, söylediği hoş sevgi sözcükleri kalbini hoplatıyor, benliğinin derinliklerinde sıcacık bir şeyler duyuyordu. Tıpkı filmlerde gördüğü ve imrendiği bir macera yaşıyordu. Heyecanı, hissettikleri geride bıraktığı şeyleri unutturuyor, bugüne kadar hep yanında olan, en kötü günlerinde yüreğinden kopup gelen sıcacık ana şefkatiyle kendisine yardımcı olan anasını bile bir kalemde silip atıyordu. - Nereye gidiyoruz? Şahin gözünü yoldan ayırmadan cevap verdi tok sesiyle: - Bir süre buradan uzaklaşalım bakalım. Güneye inelim, güzel bir tatil yaparız. Korkma, bizi bulamazlar. - Sahi mi söylüyorsun, Güneye ha? Antalya’ya falan mı? - Neden olmasın? Güzel bir otele gideriz, bir arkadaşımın süper lüks tesisleri var Alanya’da, oraya gideriz. Hem arkadaş olunca da bize yardım eder, kimse bulamaz. Bir müddet dinlenelim, ortalık biraz yatışsın, sonra döneriz. Genç kız dilinin ucuna kadar gelen bazı soruları sormak için yutkundu. Şahin onun tedirginliğini anlamıştı: - Ne var? - Biz... Biz evleneceğiz değil mi? Genç adam alaylı bir şekilde güldü: - Tabii hayatım, ama önce on sekiz yaşını doldurman gerekli, yoksa evlenemeyiz. Annenin iznini isterler. Sırıttı kafasını çevirip genç kıza bakarak: - O da izin vermeyeceğine göre... Şehnaz boynunu büktü. Söyleyecek bir şeyi yoktu. İçindeki tedirginliği kelimelere döktü: - Ama söz değil mi, evleneceğiz? - Bana inanmıyor musun yoksa? Aşk olsun... Hemen yüzü değişti genç kızın. Neşeli bir sesle cıvıldadı: - Yooo, inanıyorum tabii ki, laf olsun diye sordum. - Güceniyorum ama, bana güvenmen lazım... Şımarık bir şekilde kıkırdadı arkasına yaslanırken. Başını çevirdi, yanından hızla akıp giden yollara baktı. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 96063
    % 1.24
  • 6.2476
    % -1.6
  • 7.2865
    % -1.61
  • 8.2016
    % -2.32
  • 241.778
    % -1.72
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT