BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Sepette yumurtası olmayan yok

Sepette yumurtası olmayan yok

Hikmet Uluğbay üst düzey bir bürokrat olarak Brüksel’de görev yapıyor. Bir hafta sonu gittiği bir büyük mağazada alış-veriş yapıyor. Ancak eşiyle birlikte sürekli çocuklarını uyarıyorlar. “Aman etme oğlum, aman yapma oğlum, kıracaksın..yerine koy..elleme”



Hikmet Uluğbay üst düzey bir bürokrat olarak Brüksel’de görev yapıyor. Bir hafta sonu gittiği bir büyük mağazada alış-veriş yapıyor. Ancak eşiyle birlikte sürekli çocuklarını uyarıyorlar. “Aman etme oğlum, aman yapma oğlum, kıracaksın..yerine koy..elleme” Her hafta sonu alış-verişi böyledir. Kendilerine de, çocuklara da gına gelmiştir, uyarmadan ve uyarılmadan. Yine böyle ikaz yaptıkları sırada yanlarına yaklaşan biri sürpriz bir teklif getiriyor. “Sizi mağazadaki kırabileceğiniz, zarar verebileceğiniz eşyalara karşı sigortalayalım. Bunların parasını sigorta ödesin. Çocuklar dilediği gibi kırsın?!” Şaşırıyorlar! O günlerde 15 bin Belçika Frangı geliri var. Sigorta ücreti ise 500 frank. Hem de iki senelik. Yaptırıyorlar kırılan eşya sigortasını! Çocuk da, kendileri de rahat ediyor ve ekliyor “Çocuk rahat rahat istiyorsa eşya kırsın. Biz de güzel güzel alış veriş yapalım.” Finans Topluluğu’nun, sektörün gelişmesi için yaptığı etkinliklerden “SPK ve İstikrar Programının Finansal Piyasalara Etkileri” konulu yemekli toplantıda anlattı hatırasını eski Milli Eğitim ve ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay. SİZİN HAYAT SİGORTANIZ Sheraton’daki toplantıda Uluğbay, Prof. İsmail Türk, Prof. Özdemir Akmut, Bülent Beyazıtoğlu, Latif Çiçek’in tam karşısında konuşuyor ve salona sesleniyor: -İçimizde acaba kaç kişinin hayat sigortası var? Tek bir tane el kalkmıyor. Oysa batıda artık hayatın yanında mağazalarda kırılacak eşyalara bile sigorta getirilmiş. Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Şükrü Binay teknik lisan konuştu. Batı dilleriyle de pekiştirdi bunu. Meslekten olmayanın istifade etmesinin mümkünü yok. Mesela sivil toplum kuruluşlarının gavurcasını söylüyor da, Türkçesinin karşılığını “ne idi” diye bize soruyor. Hükümet de orada olunca bir üst düzey bürokratın böylesine bir tavrı normal. Ayrıca Hikmet Bey’in de talebesi gibi, ekolünden. Sayın Binay diyor ki: -Enflasyon 20 senedir hayatımızda, sivil örgütler ise sessiz. Böyle bir ortamda ekonomik politikalar uygulanıyor. Ayrıca işsizlik yüksek. Hükümetin uyguladığı programın amacı da kalıcılık sağlamak. Hukuki düzenlemeler getirmek. % 20’lik kur sepeti uyguluyoruz. Olumsuz tepki gelmiyor. Tam tersi ihracatçılar bile olumlu sinyal veriyorlar. Büyümeye göre (kira, ücret ve fiyatlar senkronize) biçimde uygulanıyor. Merkez Bankası 2000 yılına kadar faize müdahale etmeyecek. Piyasalar henüz bunu anlayamadı. DIŞ KAMUOYU DAHA İYİ ANLADI Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Binay, programı 9 Aralık’ta açıkladıklarını hatırlatarak, tepkilerin basında henüz yazılmaya başlandığına işaret etti. Medyanın yeterli şekilde bilgilendirilmediğini görmezlikten geldi; özelleştirmeyi ciddi bir zamanlamayla gerçekleştirdiklerini anlattı. Binay’a göre etkileri de şöyle programın: “Krediler gelmeye başladı. İçten fazla dış dünya programı daha iyi algıladı. Türkiye’ye 2.5 milyar dolar kredi girdisi oldu. Ancak yabancı sermaye için teşvik sistemi değişmeli, üretime dönük olmalı. Enflâsyon da düşmeli.” Şükrü Binay kroşesini sona saklamış meğer: -Hisse senedi hiç düşünmüyorum. Bugüne kadar hiç de almadım. Risk almayı kendim için bu aşamada düşünemiyorum? Esasında bütün konuşmacılar aynı frekanstalar: Hem kamu, hem özel. Az da olsa milimetrik, farklı görüşler de yok değil. Nurol Menkul Değerler Genel Müdürü Yusuf Serbest süresini bir dakika da eksik kullandı, Sayın Binay gibi 11 dakika aşmadı özetlerken. Bakın ne dedi: YATIRIMCIYI KORUMA FONU Sayın Binay’a bir hisse senedi aldıracağım. Bundan eminim. SPK şeffaflık ve güven sağladı. Yetkiyle donatıldı. Yatırımcıyı Koruma Fonu da gerekliydi. Umarım buna gerek kalmaz. Öncesinde yatırımcıya bu güven verilmeliydi. Doğrusu da buydu. Sanırım kanunun uygulaması da rahat olur. Çünkü sivil meslek kuruluşlarının kanun çıkarken görüşleri alındı. Katkısı istendi. İçimizde itirazlar varken, IMF bizi iknaya çalışıyor. Programdan çok umutlu. Parayla para kazanmak artık zorlaştı. Peki tasarruf sahibi bunu nasıl değerlendirecek? İşte bunun için kurumsal yatırımcı şirketler artık şart. Çünkü elinde parası olan dertli. “Nereye yatıracağım” deyip duruyor, Halka arzdan büyük rakamlar bekleniyor ekonomide. -Peki geleceğin Türkiye’sinde neler önde olacak? -Şirketler, kurumlar ve bankalar hemen aklıma geliyor. SPK Başkan Yardımcısı Sinan Alp Başkanı’nın (İsmail Türk) huzurunda konuştu: -Kamuoyunu aydınlatan tek kuruluz. Uluslararası standartlar ülkeye getiriliyor. Ancak halka açıklık oranı henüz % 15’e düşürülemedi. Yabancı Fon’un azınlık hakları sorunu çözülüyor. Zorunlu pay alım hakkı getirildi. Artık alışverişler elektronik ortamda yapılıyor. SOL’UN MERKEZ SAĞ POLİTİKASI Sinan Alp bir soru üzerine de Bağımsız Denetim Şirketleri’nin ücretlerini kurumlardan, raporlarını SPK’dan almalarının bağımsızlıklarını zedelemediğini söyledi. “Ben bir melezim. 30 yıllık bürokratım. 4 yıllık da politikacıyım” diyen Hikmet Uluğbay birikimli, iyi bir hatip, demokratik sol ama “merkez sağ” mesajlı: “Enflasyonumuzu uzun süreyle kıran bir başka ülke var mı acaba? Bu konuda başarılı olamadık. 1950’den bu yana 18 kez IMF ile anlaşmalar yaptık. 2.5 yılda bir istikrar programları uyguladık. Yine beceremedik. Yükü hep başkasının üzerine yıktık. Yahut fiyata yansıttık. Tüketici etkilendi. Onlar da siyasilere baskı yapıp maaşlarını artırdılar.” -Peki bundan sonra? LÜTFEN FAİZLERLE OYNAMAYIN ARTIK -Şimdi zincir kırıldı. Döviz; kurlarını ilân etti. İcracı, sanayici önünü gördü. İthalat libere edildi. Bu sepette herkesin birkaç tane yumurtası var. Kırılırsa hepsi gidecek. Programda siyasetçinin ve bürokratın kirli çamaşırını saklayacağı bir yer bırakılmadı. Kaynaklarımız akıllı kullanılmalıdır. Türkiye dış pazar ekonomisine girdi. Hep birlikte zengin olabilmeliyiz. Paylaşmayı öğrenmeliyiz. Türkiye’nin borç envanter kütüğü henüz disipline edilemedi. Ah..programlar bir de yasalaşmadan tartışılsa. Medya çok önceden bilgilendirilse siz o zaman görün ekonominin keyfini. Dün bazı milletvekilleriyle ziyaretine gittiğimiz Ayaş’taki köylüler “Aman hükümet artık faizlerle oynamasın, battık, iyice batacağız” derken esnafa da sözcülük yapıyorlardı. Finans Derneği (Karum İş Merkezi kat 3 No: 368 06700 GOP-Ankara. Telefon: 0 312 232 44 25-26) gönüllü olarak önemli programlar yapıyor. Erzurum’dan sonra Hatay’a iniyorlar. Sadece künefe yemeye, Harbiye’yi gezmeye değil. Bölgeyi cazibe merkezi yapmaya, özelliklerine dikkat çekmeye, insanlara ufuk göstermeye...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT