BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Meçhul mütefekkir

Meçhul mütefekkir

Cemal Aydın dostumuz bahsini etmeseydi belki de yeniden okuma fırsatı bulamayacaktık. Aydın’a göre, Yılmaz Özakpınar, son dönem Türk fikir hayatının en önemli isimlerinden biri. Bu iddiasını yaygınlaştırmak ve değerli fikir adamımızı tanıtmak için yaptığı çalışmalarında ne kadar haklı olduğunu, eserlerini yeniden okuduğumda, bir kere daha anladım.



Cemal Aydın dostumuz bahsini etmeseydi belki de yeniden okuma fırsatı bulamayacaktık. Aydın’a göre, Yılmaz Özakpınar, son dönem Türk fikir hayatının en önemli isimlerinden biri. Bu iddiasını yaygınlaştırmak ve değerli fikir adamımızı tanıtmak için yaptığı çalışmalarında ne kadar haklı olduğunu, eserlerini yeniden okuduğumda, bir kere daha anladım. Bir düzine fikri ve ilmi eser ortaya koymuş olmasına rağmen, ne televizyonlarda görebiliyoruz kendisini, ne büyük gazetelerde, ne de çok satan dergilerde. Geniş kitlenin, sağ ve sol aydınların, özellikle de okuyan ve düşünen gençliğin gözünden kaçan bu değerli bilim ve fikir erine, o yüzden “meçhul mütefekkir” diyorum. YENİ VE ÖZGÜN Prof.Dr. Yılmaz Özakpınar’ın Ötüken Neşriyat’tan çıkan “İslam Medeniyeti ve Türk Kültürü”, “Kültür ve Medeniyet Üzerine Denemeler”, “Kültür ve Medeniyet Anlayışları ve Bir Medeniyet Teorisi”, “İnsan İnanan Bir Varlık” ve “Psikolojinin Kavramsal Yapısı” adındaki fazla hacimli olmayan eserlerini okuyanlar, görüşlerimize katılacaktır. Basit siyasi kavgalardan, sun’i kültür çatışmalarından dolayı harcanıp giden ve fikirleri yeterince değerlendirilemeyen Batı ayarındaki bir bilim ve fikir adamı olan Mümtaz Turhan’dan hareketle kaleme aldığı ilim ve irfan yüklü bir eseri daha var Özakpınar’ın. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları arasında çıkan “Kültür Değişmeleri ve Batılılaşma Meselesi” adlı kitabı, adından da anlaşılacağı üzere gündemden hiç düşmeyen bir konuyu enine boyuna inceliyor. Yılmaz Özakpınar, Ziya Gökalp, Mümtaz Turhan, Erol Güngör’ün yürüdüğü engin fikir ve derin tefekkür çizgisinin sadece bir devamı değil, onların ve onların katkılarının farkında olan herkesin iftihar edeceği yeni ve özgün bir fikir adamı. İNANÇ MESELESİ “Medeniyeti nasıl tarif etmeli?” sorusunu dert edinip, bu tarif üzerinde tam beş yıl kafa yoran kaç ciddi fikir adamımız var? Öyle bir tarif ki, bu konuya dört dörtlük bir açıklama getirsin. Bizim medeniyetimiz çöktü mü? Batı medeniyetine kapılanmaktan başka çare kalmadı mı? Millet olarak ne yapmalıyız? gibi en can alıcı sorulara, Özakpınar en sade, en anlaşılır ve en tutarlı cevapları veriyor. “Ben inanmıyorum!” diyenlerin, basbayağı iman sahibi olduklarını, fakat bu imanın “negatif” bir inanç olduğunu söylüyor yazar. Nitekim böylesi kimseler, mütefekkirlerimizin eserlerini okuduktan sonra kendisine ister istemez hak vereceklerdir. “Darwinizm”i mutlak bilimsel hakikat olarak dayatmaya kalkışanlar da, böyle bir tezle gerçekte bilime nasıl ihanet ettiklerini Özakpınar’ın tesbitlerini okuyunca şaşıracaklardır. Batı’nın en saygın üniversitelerinde kendisini kabul ettirmiş bu meçhul mütefekkirimize, daha fazla gecikmeden, hak ettiği ilgiyi göstermeliyiz. Kıymetli yazarımızın medeniyet ve kültürle ilgili fikirlerini eli kalem tutan her yazarımızın ve aydınımızın mutlaka bilmesi gerekiyor. Özellikle de Avrupa Birliği’ne bayram havasıyla girmeye hazırlandığımız şu günlerde... HAFIZA Tarık Buğra’yı hatırlamak Tarık Buğra’yı unutmak ne mümkün. Burada bir hafıza tazelemek kabilinden, üstadla ilgili ana başlıklar verip, okuyucularımın, yeniden Tarık Buğra’ya dönmesini sağlamak istiyorum. 2 Eylül 1918’de Konya’nın Akşehir ilçesinde doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne devam etti ancak tahsilini yarıda bırakıp askere gitti. 1950’den sonra gazeteciliğe başladı. Milliyet, Yeni İstanbul gazetelerinde fıkra, hikâye yazarlığı ve Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı. Yeni Gün, Vatan, Haber, Yol ve Tercüman gazetelerinde köşe yazıları ve eleştiri; Hisar Dergisiínde hikâye, roman ve piyesler yazdı. İstanbul Şehir Tiyatroları’nda edebî kurul başkanlığı yaptı. Hikâye dalında önemli eserler veren Tarık Buğra, “Oğlumuz” adlı hikâyesiyle Cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada ikincilik kazandı (1948). “Yarın Diye Birşey Yoktur” (1952), “İki Uyku Arasında” (1954), “Hikâyeler” (1964-1969) adlı eserlerinde yazmış olduğu hikâyelerini topladı. Roman dalında yazdığı ilk eseri “Siyah Kehribar” (1955)dır. “Küçük Ağa” (1964) ve “Küçük Ağa Ankara’da” (1966) en dikkat çekici eserlerindendir. Bu eserlerinde Kurtuluş Savaşı’na resmî tarih görüşünün dışında bir yorum getirmeye çalıştı. “Firavun İmanı” (1976), “Dönemeçte” (1978), “Gençliğim Eyvah” (1979), “Yağmur Beklerken” (1981) adlı romanlarında ise Cumhuriyet devrinin çeşitli dönemlerindeki siyasi teşkilâtlanmaları, çok partili demokratik hayâtın ilk yıllarını konu edindi. “Ayakta Durmak İstiyorum”, “Akümülatörlü Radyo”, “Yüzlerce Çiçek Birden Açtı” (1981) adlı oyunlarıyla dikkati çeken Tarık Buğra “İbişin Rüyâsı” adlı oyunuyla TRT 1970 Sanat Ödülleri Yarışması’nda ödül aldı. “Firavun İmanı” (1978) ve Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarını anlatan “Osmancık” ile de 1985 Millî Kültür Vakfı Armağanı’nı kazandı. Başarılı kariyer İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü 1957’de bitirdi, ardından Cambridge Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun oldu. Doktorasını verdikten sonra Köln Üniversitesi Sosyoloji Araştırma Enstitüsü’nde, Bern Üniversitesi Pedagojik Psikoloji Bölümü’nde ve Oregon Üniversitesi Kognitif Psikoloji Laboratuarı’nda araştırmalar yaptı. 1980-88 yılları arasında Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi dekanlığını yürüttü. Halen İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesidir. Yılmaz Özakpınar’dan H Medeniyet, bir inanç ve ahlak nizamıdır. Kültür, bir toplum üyelerinin bilincinde, zihniyetinde, davranışlarında ve eserlerinde billurlaşan hayat tarzıdır. HBiz, insanlığın tarihini, ilkellikten medeniyete ilerleme olarak değil, ilk baştaki medeniyet kaynağından sapma ve ona zaman zaman dönme olarak görüyoruz. HAydın olmanın, şu ya da bu görüşe angaje olmakla ilgisi yoktur. Aydın olma, bilim zihniyeti denilen düşünce niteliğine erişmiş olmak demektir. HArkasında bir medeniyetin inanç ve ahlak nizamı olmayan kurumlar, her vesileyle kolayca bozulan bir şekil olmaktan öteye gidemez. HAkıl çok büyük bir nimettir. Ama Allah’ın hidayeti akıldan da büyük bir nimettir. Zira Allah’ın hidayeti olmadıkça, akıl iman yolunu bulamıyor. ARKA KAPAK Orada Kimse Var mı? Sofi’nin Dünyası isimli kitabı çıktığında yer yerinden oynamıştı. Bazı kavramları herkesin anlayacağı dille, basit bir kurgu çerçevesinde işleyen Jostein Gaarder’in “Orada Kimse Var mı?” isimli kitabı da aynı ilgiyi göreceğe benziyor. “Büyüklerin, dünyayı küçüklere en iyi anlatmasının basit ve etkili yöntemlerini” öğrenecekleri bu çocuk romanında Gaarder, Joakim dayının, sekiz yaşına basan yeğeni Kamila’ya yazdığı uzun mektubu sunuyor okuyuculara. Bu mektupta Joakim dayı, yeğenine, sekiz yaşındayken bir kardeş beklediği gecede karşılaştığı uzaylı Mika’yla arasında geçen olayları anlatıyor. Düşle gerçeğin birbirine geçtiği bu gecede Mika ile Joakim birbirlerini tanıyarak dünyayı anlamaya çalışıyorlar. Bu tanışma sırasında ortaya çıkan sorular (ve aynı zamanda cevaplar) herkesin hayatı boyunca kolay kolay ulaşamayacağı türdendir. EZBER Seni saklayacağım Seni saklayacağım inan Yazdıklarımda, çizdiklerimde, Şarkılarımda, sözlerimde. Sen kalacaksın kimse bilmeyecek Ve kimseler görmeyecek seni, Yaşayacaksın gözlerimde. Sen göreceksin, duyacaksın Parıldayan bir sevi sıcaklığı, Uyuyacak, uyanacaksın. Bakacaksın, benzemiyor Gelen günler geçenlere, Dalacaksın. Bir seviyi anlamak Bir yaşam harcamaktır, Harcayacaksın. Seni yaşayacağım, anlatılmaz, Yaşayacağım gözlerimde; Gözlerimde saklayacağım. Bir gün, tam anlatmaya.. Bakacaksın, Gözlerimi kapayacağım.. Anlayacaksın. Özdemir Asaf YORDAM İnandığınız gibi yaşamıyorsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız. Hz.Ömer (r.a.)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 89898
    % 0.37
  • 4.8232
    % -0.22
  • 5.6284
    % -0.33
  • 6.3815
    % -0.47
  • 192.903
    % -0.91
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT