BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dizisini dövmeyen dizini çürütse fayda etmez

Dizisini dövmeyen dizini çürütse fayda etmez

Yükselen yıldız olmak yetmez. 17. Ekonomi olmak da tek başına yetmez. Temel ailedir, aile giderse o şaşaa çabuk biter. Bazı tarih müelliflerinin Osmanlı devletindeki gerilemenin devletin zirve noktası olan Kanuni devrinde başladığını hatırlatmak isteriz...



Yükselen yıldız olmak yetmez. 17. Ekonomi olmak da tek başına yetmez. Temel ailedir, aile giderse o şaşaa çabuk biter. Bazı tarih müelliflerinin Osmanlı devletindeki gerilemenin devletin zirve noktası olan Kanuni devrinde başladığını hatırlatmak isteriz... Dilimizin altında ne var? Şu: Son zamanlarda boşanmalar arttı mı? Arttı. Evden kaçmalar arttı mı? Arttı. İçki tüketimi arttı mı? Arttı. Eş aldatmaları arttı mı? Arttı. Fuhuş arttı mı? Arttı. En vahşisinden cinayetler arttı mı? Arttı. Sıralamayı uzattığınız kadar uzatabilirsiniz. Bu kötülüklerin tek sebebi tabii ki diziler değil. Fakat her dizinin olmasa da çok dizinin büyük etkisi var. Diziler yerlileşti, bu iyi. Artık, Türk kadını Brezilya pembe dizilerine mahkum değil. Hayrettir ki Washington’da pembe dizileri sorduğumuz Amerikalı kadınlar, onları bilmiyor, Türk kadınları ise ezberledi. Dizinin yerli olması, oynayan kişilerin TC pasaportu taşımaları veya dizinin dilinin Türkçe olması yahut dizinin bir Türk ev veya mahallesinde, şehrinde geçmesi demek değildir. Onu yerli yapan, niyeti, azmi ve hedefidir. Çok dizinin hedefi çok iyi para kazanmaktır. Geri kalan hiçbir şey yapımcıyı alakadar etmiyor. Kazanıyorlar mı? Hem de harika. TV dizileri, çok iyi para kazanıyor ama, karşılığında bu cemiyete veya daha doğrusu bu coğrafyaya ne veriyor? Vermiyor. Alıp götürüyor. Diziler, tecessüs yani merak unsuru üzerine kurulu. Alımlı kızlar, yakışıklı oğlanlar, ışıltılı geceler ve kimin kimle belli olmadığı entrika ve yalan dolu hayatlar. Bu diziler, sadece Türk kızına, Türk gencine, Türk kadınına, Türk aile hayatına, Türk çocuğuna Türk zamanına ziyan vermiyor. Balkanlar, Kafkaslar, Orta Doğu, Kuzey Afrika yani Osmanlı Coğrafyasındaki insanlara da aynı ziyanı vermekteler. Gayrimeşru, meşrulaşmakta, gelenek, görenek yıkılmakta. Dizilere karşı mıyız? Hayır, aksine onların bir imkân, bir fırsat olduğu fikrindeyiz. Biz dizilere değil, onların başıboşluğuna, para dışında ölçü tanımamalarına bundan dolayı da yaptıkları tahribata karşıyız. Efendim seyretmeyin, elinde kumanda var sözü demagojidir. Senin tv’nde onlar oynarsa her kesimden ailen seyreder. Ortalama ailenin ortak meşguliyeti tv’dir. Devletin genel ahlakı koruması anayasal bir memuriyettir. Şöyle bir tezat yaşadığımızın farkında olmalıyız. Bir taraftan dipten gelen dalga ile siyasi partiler, medya ve üniversite muhafazakârlığa yönelirken, bu diziler, aileyi bambaşka üsluba sokmakta, bozmakta, çığırından çıkartmakta. Nesil çatışmalarını körüklüyor. Bu diziler sanki öpüşme kursu, aldatma lisansı dağıtma merkezi, yatağa girme provasıdır. Halbuki onlara milli, yerli ve ileriye dönük yüksek ufuklar verilse diziler, milletin geleceğine paralel projelere sahip olsa ve bunu sanatın şartları içinde sunsa bu coğrafyada sağlam değişimlere yol açar. Şimdi ise tersi olmakta. Dediğimiz sansür değildir. Müdahale değildir. Ortak niyettir. Takım oyunudur. Sorumluluk şuuruna sahip yayıncılıktır. Müslüman mahallesinde salyangoz satılmasın diyoruz. Mecazi olarak söylersek dizisini dövmeyen devlet, dizini döver ama köprülerin altından çok sular akmış, ekranlardan çok diziler geçmiş olacağı için o dövme yahut dövünmelerin faydası olmayacaktır. Başbakan Tayyip Erdoğan Aileden Sorumlu Devlet Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Kültür Bakanı, Yeşilay Başkanı, RTÜK Başkanı aynı masa etrafında hazır olduğu hâlde dizi yapımcı ve yönetmenlerini tez zamanda toplamalıdır. Eminiz ki kabul edilip hedef verildiğinde bunun çok faydası olacaktır. Herhalde dizileri çekenlerin de söyleyecekleri vardır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT