BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ah şu yorumlarımız!..

Ah şu yorumlarımız!..

İnanılmaz” maç yorumları okuyorum; “bazılarına” kahkahalarla gülmek mi, yoksa “mesleğimiz” adına ağlamak mı lâzım, ayıramıyorum!..



İnanılmaz” maç yorumları okuyorum; “bazılarına” kahkahalarla gülmek mi, yoksa “mesleğimiz” adına ağlamak mı lâzım, ayıramıyorum!.. Zaman zaman “böylesine büyük hataları” ben de yapıyorum, sonra da, “hatama için için ağlarken”, bir yandan da “Şimdi kim bilir kimler kahkahalarla gülüyorlardır” diye de düşünüyorum!.. İşte geçen hafta sonunda “çokça yapılan” bir hata ile dolu yorumlar demetine “küçük” bir fiske: Hakem, “0-0” biten Fenerbahçe derbisinde Neill’e “bariz sarı kartlık en az 3 hareketine karşılık” sadece “1 sarı kart” ile “onu 90 dakika” oyunda tutmuş!.. Dahası, ayni hakem aynı maçta, “Sabri’nin yaptığı tartışmasız penaltılık hareketini”, hem de “sırtına bacakları da kafasının üzerinde olarak bütün vücuduyla beraber binen” Galatasaraylı oyuncu yüzünden “ne olduğunu anlamayan” Dia’nın “topla auta çıktığını” gördüğü hâlde çalamamış!.. Bu “dengesiz, kontrolsüz ve aşırı güç kullanılarak ve de topa değil doğrudan rakip futbolculara yapılan çok bariz faulün”, topa hakim olacak ve “Galatasaray kalesi ile karşı karşıya kalacak” hem de iki tane Fenerbahçeli oyuncuyu “darmadağın etmesini” süzememiş!.. Bitmedi; “Maç berabere bitse de ne şiş yansa, ne kebap” diyen bir bilinçaltını, “bütün bir maç göstermiş”, bu yüzden de “iki bariz sarı kartlık” Emre tefrikasını, bu maçta da devam ettirerek, “onu” da ve “Neill’e hak ettiği cezayı kesemediği için”, 90 dakika oyunda tutmuş!.. Bitmedi; yardımcı hakemiyle beraber “Fenerbahçe’nin ofsayt olmayan” gollük akınını kesmiş!.. Bakıyorum, yorumlara, “en baba” hakem yorumcuları da dahil, “nedendir” bilinmez; “hakemin bu maçı iyi yönettiğini”, dahası “maçın sonucuna etki edecek bir hata yapmadığını” yazıyorlar; dahası, “Markus Merk” gibi bir “dev hakem” de TV’de “aynı şekilde konuşuyor”; Vallahi de pes, Billahi de pes!.. Bir hakemin “maçın sonucuna etki etmesi için”, bilmem ki daha ne yapması gerek; “futbolcuların kaleye sokamadıkları topu tutup” kendisinin mi içeri atması gerekiyor?.. Bir “örnek” daha vereyim; sakın ola ki, “bu” örneğin sadece “bu yorumun sahibi” sevgili arkadaşımla kaldığını sanmayın, çoğu zaman, böyle “mahcup olacağımız” yorumları hepimizin yaptığımızı da hemen ilâve edeyim! İşte, Fenerbahçe Galatasaray maçından önce yazılan “bir” yorumdan üç paragraf: “Uzatmaya, eveleyip gevelemeye hiç gerek yok... Takımın başına Hagi’nin gelişiyle G.Saray’ın kazanabileceğini söyleyenlerden farklı düşünüyorum. Asıl Gheorghe Hagi faktörü F.Bahçe’yi mutlak favori haline getirdi. Gerekçem de şu: Hagi’den önce derbiyi ‘sıradan maç’ gibi gören, ‘Tarihi fark olur’ söylemleri sonrasında rehavete giren F.Bahçe, Hagi-Tugay ikilisinin gelmesiyle işi sıkı tutması gerektiğinin farkına vardı. Zaten Aykut Kocaman’ın ‘Son 10 yılın en zor maçı’ sözünün arkasında yatan da, oyuncularına gönderdiği ‘Rehavetten kurtulun. Bir G.Saray maçı oynayacağız’ mesajıdır... Gelelim diğer gerekçelere: Hagi Türkiye’ye gelmiş en iyi futbolcu. Ama teknik adam olarak vasat bile değil. Kariyeri ortada. Derbi öncesinde G.Saray’da ciddi değişiklik yapacak ne kapasitesi var, ne de cesareti. Derbide hocadan çok ‘seyirci’ rolü üstlenmesi beni şaşırtmaz. Hagi’den radikal bir kenar müdahalesi beklemek hayalcilik olur.” Bir bu yoruma bakın, bir de derbiye çıkan Galatasaray takımının kadrosuna, o takıma verilen taktiğe ve de o takımın oynadığı futbola!.. Şimdi soruyorum; bu çok sevdiğim değerli arkadaşımdan, hiç olmazsa “maç sonu” yazısında “Hagi ve Galatasaray, dahası Fenerbahçe beni çok yanılttı, Hagi’den de, okuyucularımdan da özür dilerim” cümlesini beklemek hakkımız değil miydi?..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT