BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her hayra sabırla ulaşılır...

Her hayra sabırla ulaşılır...

Peygamber efendimiz buyurdu ki: “Malı gitmeyen, parası bitmeyen ve hasta olmayan kimsede hayır yoktur. Zira Allahü teâlâ bir kulunu severse, onu belaya müptela kılar. Bela verdiğinde, ona sabır ihsan eder.”



Bugün sabrın dinimizdeki yeri ve mükafatı üzerinde durmak istiyorum sevgili okuyucularım... Bu dünya zahmet ve sıkıntı yeridir. Bu dünyaya gelen, her türlü musibete maruz kalabilir. Bir kimse, deprem, yangın gibi afetler ile ana-baba, kardeş, evlat veya dostlarından biri veya birkaçını kaybedebilir. Kişi, çeşitli hastalıklara maruz kalabilir, iftiraya uğrayabilir, malını mülkünü kaybedip iflâs edebilir. Bu felâketlere sabretmezse devamlı huzursuz olur, doğru dürüst ibâdet edemez. Neticede, hem dünyası hem de ahıreti zarar görür... SABREDEN MURADINA ERER Dünya ve âhiret hayatını kazanmak isteyenin her türlü musibete, hazır olması ve geldiği zaman sabretmesi lâzımdır. Kim her şeyin Allah’tan geldiğini bilip sabrederse, sıkıntılardan kurtulur. Sabreden murâdına erer. Eyyüb aleyhisselâmın sabrı, dillere destan olmuş; çocuklarını malını mülkünü kaybettiği halde en küçük bir şikayette bulunmamıştı. Allahü teâlâ onu bu sabrından dolayı öv-müştür. Allahü teâlâ sabredenleri sevdiğini ve ecirlerinin hesapsız ödeneceğini bildirmiştir. Sabır, erişmek istenen şeylerin anahtarıdır. Her hayra sabırla ulaşılır. Mukadder olan şey başa gelir, eğer sabredilirse ecri büyük olur. Sabredilmez, bağırılırsa, günâha girilir ve huzursuz olunur. Büyük İslam âlimi İmam-ı Rabbânî hazretleri buyurdu ki: “Her gün insanın karşılaştığı her şey Allahü teâlânın dilemesi ve yaratması ile var olmaktadır. Bunun için, irâdelerimizi O’nun irâdesine uydurmalıyız! Karşılaştığımız her şeyi beklediğimiz şeyler olarak görmeliyiz! Kulluk böyle olur. Kul isek, böyle olmalıyız! Böyle olmamak kulluğu kabul etmemek ve sahibine karşı gelmek olur. Allahü teâlâ, hadîs-i kudsîde buyuruyor ki: (Kazâ ve kaderime râzı olmayan, beğenmeyen ve gönderdiğim belâlara sabretmeyen, benden başka Rab arasın. Yeryüzünde kulum olarak bulunmasın!)“ Allahü teâlânın gönderdiği belâ ve sıkıntılara sabrederek göğüs germek büyük ni’mettir. Sabredemeyen felâkete düçâr olur. Maruz kalınan felâketler tevekkül ile karşılanmazsa insanın ruhi dengesi bozulur. Bir musibet, bir belâ gelince bağırıp çağırmak fayda vermez. Aksine zararlı olur. Bunun tek çaresi Allahın takdirine razı olmaktır. Maruz kalınan musibetlerin ve çekilen zahmetlerin getireceği perişanlıktan kurtulmanın tek çaresi sabretmektir. Sabırlı olmayan muvaffak olamaz. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: “Allahü teâlâ buyurdu ki: Belâ gönderdiğim kimseler sabredip insanlara şikâyet etmezse, onlara îmânla ölmeyi nasip ederim.” “Allahü teâlâ buyurdu ki: Ben kullarımdan herhangi birine, bedeninde, malında veya evlâdında bir musîbet verdiğim vakit, onu güzel bir sabırla karşılarsa, Kıyâmet günü onun için mîzân ve hesap kurmaktan hayâ ederim.” “Herhangi bir mü’mine bir felâket geldiği vakit, Allahü teâlânın buyurduğu gibi ‘Allahtan geldik, Allaha gideceğiz’ dedikten sonra, ‘Allahım, bu felâketten dolayı beni mükâfatlandır ve bundan hayırlısını bana ver’ derse, mutlak sûrette Allahü teâlâ dileğini yerine getirir.” NE MUTLU SABREDENLERE... Bir kimse Resûlullah efendimizin huzûruna gelip: -Ey Allah’ın Resûlü, malım gitti, param gitti, vücûdum hasta oldu, bunun mükâfatı nedir? diye sordu. Peygamber efendimiz buna şöyle cevap verdi: - Malı gitmeyen, parası bitmeyen ve hasta olmayan kimsede hayır yoktur. Zira Allahü teâlâ bir kulunu severse, onu belaya müptela kılar. Bela verdiğinde, ona sabır ihsan eder. Abdullah bin Mübârek hazretleri buyurdu ki: “Musîbet birdir, kişi, feryat eder, ağlar, sızlanırsa, iki olur. Biri musîbet, diğeri sevabın gitmesi. Bu musîbet öncekinden daha büyüktür. Sabretmenin karşılığı ise hesapsızdır. Yani, sabredenlere verilen sevabın miktarını Allahü teâlâdan başkası bilmez.” Nitekim Allahü teâlâ Zümer sûresi onuncu âyetinde buyurdu ki: “Sabredenlere mükâfatları hesapsız verilecektir.” Ne mutlu sabredenlere!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT