BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Amellere riya karışırsa!..

Amellere riya karışırsa!..

Amellerimize riya karışırsa ondan hiçbir hayır göremeyiz. Kıyamet günü hesap vermek üzere getirilen bir âlime; “Ömrünü nasıl geçirdin?” diye sorulur...



Geçen haftaki yazımızda sizlere, korkulması gereken şeylerin ikisinden bahsetmiştik. Bugünkü yazımızda bu konuya devam ediyoruz... Korkulması gereken şeylerin üçüncüsü, yaptığımız hayırların şeytan tarafından iptâl edilmesidir. Ezeli düşmanımız olan Şeytan, bize yalnız günâh işletmekle kalmıyor, elde ettiğimiz sevaplarımızı da bir yolunu bulup yok ediyor. “DESİNLER, DİYE YAPTIN!..” Amellerimize riya karışırsa ondan hiçbir hayır göremeyiz. Kıyamet günü hesap vermek üzere getirilen bir âlime; “Nasıl geçirdin ömrünü?” diye sorulur. O da “İlim öğrettim, talebe yetiştirdim” der. Melekler o zaman derler ki: “Doğrudur. Bunları yaptın ama Allah için yapmadın. ‘Ne iyi insandır, ne büyük âlimdir’ desinler diye yaptın! Onu da dediler. Arzun yerine geldi!” Bir zengin getirilir. Ona da sorulur. O da sadaka verdiğini, insanlara yardım ettiğini söyler. O da dünyadaki hayırlarını Allah için yapmadıysa derler ki: “Doğrudur. Bunları yaptın ama, ‘ne cömert insandır, ne kadar merhametlidir’ desinler diye yaptın. Sen de dilediğine kavuştun...” Bir mücâhide sorulur; O da şöyle cevap verir: “Ben kâfirlerle olan muharebede canımı feda edercesine düşmanla harb ettim, şu kadarını öldürdüm.” Ona da “Bunu ‘ne yiğit adamdır, ne cesurdur’ desinler diye yaptın. Senin de gâyen yerine geldi. İnsanlar, seni takdir ettiler. Allah için savaşsaydın mükâfatını bugün görürdün” derler. Yaptığımız hayırlara, ibadetlere kibir, ucub karışırsa hepsini yakar. “Sonu tövbe ile biten bir günâh, sonu ucubla biten bir ibadetten daha hayırlıdır” demişler. ÖLÜM MELEĞİ GELİNCE!.. 4- Azrâil aleyhisselâmın ruhumuzu ansızın almasından korkmalıyız. Hazırlıksız yakalanırsak büyük sıkıntı çekeriz. Ölümün gecikmesi için zaman talebimiz neticesiz kalır. Sekerat-ı mevt hâlindeki adam ölüm meleğine yalvarır: “Bana bir gün müsaâde eder misin?” O da “hayır” diye cevap verir. “Hiç olmazsa bir saat olsun ne yapacaksam yapayım, tövbe edeyim, vasiyetimi yazayım.” Bu da şöyle cevaplandırılır: “Binlerce saat Rabbimiz sana ömür ihsan etti. Değerlendirseydin ya onları!..” İnsan, her an ölebilir. Ölümün mevsimi, gecesi gündüzü yoktur. Hasta olanı da ölebilir, sıhhatli olanı da. Genç ihtiyar ayırımı da yapılmaz. Ya ölmemeyi garantilemeliyiz veya ölüme daima hazır olmalıyız. Ki, emin olmak, garantilemek mümkün olmadığına göre hazır olmalıyız. ÂHİRET İÇİN YARATILDIK!.. 5- Dünyanın gaye edilmesinden korkmalıyız. Gaye, dünya olursa ahiret unutulur. Biz, dünya için değil, ahiret için yaratılmışız Rabbimizin rızası gayemiz olmalıdır. Dünyanın tamamı bizim olsa bile birkaç gün sonra hepsini bırakıp ayrılacağız. 6- Hane halkının bizi haram kazanmaya zorlamasından korkmalıyız. İnsan, hanımını, çocuklarını sever, onları kırmak istemez. Onların isteklerini gücümüz yettiği nisbette yerine getirmeliyiz. Aşırı talepleri için borçlanmak ve bu borçları ödemekte zorlanmak akıllı adamın yapacağı iş değildir. Hele haramlara bulaşmak hiç uygun değildir. Haram lokmanın vücutta kalıcı tesiri vardır. Duaların kabul olmamasına sebep olur. “HANGİ SAFTA DURAYIM?” Bir gün bir adam Süfyan-ı Sevrî hazretlerine gelir, “cemâatle kılınan namazın hangi safında durmak daha çok sevaptır?” diye sorar. O da şöyle cevap verir: “Sen yediğin lokmana dikkat et, helâlinden olsun, hangi safta durursan fark etmez!..” Çocuklarına veya bir başkasına haram lokma yediren kişi kul hakkına tecavüz etmiş sayılır. Kıyamet günü kendilerine haram lokma yedirenden davacı olurlar. Yüce Rabbimiz bizi hep bu korkular içinde yaşatsın...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT