BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarihte Müslümanların hedefi ne idi?

Tarihte Müslümanların hedefi ne idi?

Allahü teâlâ, insanların îmân etmelerini, kardeşçe yaşamalarını, sevişmelerini, birbirlerine yardımcı olmalarını istemiş ve bunları emretmiştir. İnanan insanların da kardeş olduklarını ilân etmiştir...



Tarihteki Müslümanların hedeflerinin ne olduğunu tesbit etmek için, önce Allahü teâlânın, kullarından ne istediğini, O’nun Peygamberlerinin ve o Peygamberlerin vârislerinin hedeflerinin ne olduğunu tesbit etmek gerekir... Bilindiği üzere, bütün kâinâtı, canlı-cansız her varlığı, en mükemmel bir nizâm ve intizâm üzere yaratan ve onları her ân varlıkta durduran Allahü teâlâ, şu uçsuz-bucaksız olarak gördüğümüz koca “kâinât”ta, sâdece “dünya”nın insanlarla meskûn olmasını irâde etmiş, “ilk insan” olarak “Hazreti Adem”i bu dünyaya göndermiş ve onu aynı zamanda “ilk Peygamber” kılmıştır. [Binâenaleyh insanların atası maymun değildir; başka gezegenlerde insanlık hayâtı yoktur ve insanlık vahşet üzere değil, medeniyet üzere başlamıştır.] Yüce Allah, insanlara muhtâc oldukları her türlü ni’meti de lutfetmiştir. Bu ni’metler sayılamayacak kadar çoktur... Şüphesiz ki Cenâb-ı Hak, yarattığı şu mükemmel âlemle, kendi varlığını belli ettiği gibi, kullarına çok merhamet ve şefkat ettiği, acıdığı için, var olduğunu ayrıca “Peygamber”leri vâsıtasıyla da bildirmiştir. “İlk Peygamber” Âdem aleyhisselâmdan başlayarak, “son Peygamber” olan Sevgili Peygamberimize gelinceye kadar her asırda, dünyânın her tarafındaki insanlar arasından en iyi, en üstün olarak seçtiği bir zâta (bir “Peygamber”e), bir “melek”le [“Cebrâîl” aleyhisselâm’la] haber göndererek, kendi varlığını, isimlerini ve sıfatlarını bildirmiştir. İNSANLARDAN NE İSTİYOR? Allahü teâlâ, insanların îmân etmelerini, kardeşçe yaşamalarını, sevişmelerini, birbirlerine yardımcı olmalarını istemiş ve bunları emretmiştir. İnanan insanların da kardeş olduklarını ilân etmiştir. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde, “Mü’minler ancak kardeştirler...” [Hucurât,10] buyurmuştur. Bundan dolayı mukaddes dînimiz İslâmiyet, bütün Müslümânları tek bir vücut gibi kabûl etmiş, Müslümânların birbirlerinin dertleri ile ilgilenmelerini istemiştir. Sevgili Peygamberimiz bu konuda: “Mü’minlerin birbirlerini sevme ve birbirlerine acıyıp meyletmedeki misâli vücut misâlidir. Vücuttan bir uzuv şikâyetlenince, vücûdun diğer organları uykusuzluğa ve sıtmaya ma’rûz kalmak sûretiyle ona iştirâk ederler” buyurmuştur. Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı kerîminde buyuruyor ki: “Siz, insanlar için, [ya’nî insanların iyiliği için] ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; [ya’nî ümmetlerin en hayırlısı olmak üzere yaratıldınız.] İyiliği, doğruluğu emreder; kötülükten, fenalıktan meneder ve Allah’a inanırsınız...” (Âl-i İmrân, 110 ) Kâinâtın Efendisi Sevgili Peygamberimiz de hadis-i şeriflerinde buyurmuştur ki: “Kavmin efendisi, onlara hizmet edendir.” “İnsanların hayırlısı [en iyisi], insanlara faydalı olandır.” Peygamber Efendimiz yine, “Yanıbaşında komşusu aç olduğu halde tok yaşayan, kâmil mü’min değildir” buyurarak, Müslümânın, komşusuyla ilgilenmesinin önemini açık bir şekilde ortaya koymuştur... Hazret-i Ömer’in (radıyallahü anh) halîfeliği zamanında, dokuz ay süren bir kıtlık olmuştu. Hazreti Ömer, “ihtiyâç sahipleri bize gelsin” diye halka duyuru yapmış; kendisi de, Müslümânlar bolluğa kavuşuncaya kadar, sâdece ekmekle zeytin yağı yiyeceğine, bundan başka katık yemeyeceğine dâir yemîn etmişti. BİZİM İÇİN EN GÜZEL ÖRNEK Bizim için en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimiz, insanların en cömerdi idi. Onun ahlâk ve fazîlet dolu yaşayışını örnek alan Müslümânlar da aynı davranışları sergilemek durumundadırlar. Bizler biliyoruz ki, Cenâb-ı Hak, bütün Peygamberleri vâsıtasıyla, onlara saâdet yollarını göstermiş, iyi ve güzel, kötü ve çirkin her şeyi öğretmiştir. Bu “Peygamber”leriyle, insanların dünyâda ve âhirette râhat etmeleri, huzûr içerisinde, iyi bir şekilde yaşamaları için, emirlerini ve yasaklarını, yanî ne yapmaları ve nelerden sakınmaları lâzım olduğunu açıklamıştır. Bu Peygamberlerin hepsinin hedefi, insanların dünyâda huzûr ve sükûn içerisinde yaşamaları, âhirette de ebedî saâdete kavuşmalarıdır. Peygamberlerin vârisleri olan İslâm âlimleri ve Evliyâ-yı kirâm da, hep gıdâ gibi, bütün insanlara lâzım olan iyi fertler, âileler ve cemiyetler teşkîl etmek için uğraşmışlardır...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103912
    % -2.19
  • 3.9233
    % 1.34
  • 4.6062
    % 0.86
  • 5.1939
    % 1.48
  • 161.198
    % -0.08
 
 
 
 
 
KAPAT