BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Madımak faciası üzerine...

Madımak faciası üzerine...

MADIMAK Oteli nihayet kamulaştırıldı. Sivas valiliği, bundan böyle o mekânı, bir kültür merkezi olarak kullanacakmış. Madımak’ın bir müze olarak düzenlenmesini isteyenler de var. Öyle veya böyle, Madımak’ın yüreğimize boşalttığı köz, uzun yıllar, için için tutuşup duracaktır.



MADIMAK Oteli nihayet kamulaştırıldı. Sivas valiliği, bundan böyle o mekânı, bir kültür merkezi olarak kullanacakmış. Madımak’ın bir müze olarak düzenlenmesini isteyenler de var. Öyle veya böyle, Madımak’ın yüreğimize boşalttığı köz, uzun yıllar, için için tutuşup duracaktır. Aylarca önce, yine bu sütunda, Kültür Bakanımıza hitaben dört açık mektup yazmıştım. Yazılarımın başlığını hatırlayanınız olabilir: Madımak Kel Başa Şimşir Tarak! demiştim. Dün olduğu gibi bugün de kanaatlerimde hiçbir değişiklik olmadı. Madımak Otelinin kamulaştırılarak Kültür merkezi veya müze haline getirilmesiyle, kel başa şimşir tarak alınması arasında hiçbir fark yoktur. Önemli olan, Madımak faciasına sebebiyet veren ve tamamen cehalete, düşmanlığa vahşete dayanan bir zihniyetin ortadan kaldırılmasıdır. Madımak Otelini, Kültür merkezi veya müze yapmak, kolayın ötesinde kolay bir iştir. Beş paralık faydası olmayan bir değişikliktir. Önemli olan, yapılması gereken şudur: Madımak faciasına yol açan cehaleti ortadan kaldırmak! Bu, elbette kolay bir iş değildir. Ama o cehalet ortadan kaldırılmadığı takdirde, zamanla yeni Madımak facialarıyla yüreğimiz kanayacaktır. Namık Kemal’in Vatan Kasidesindeki mısraını hatırlayacaksınız: “Çalış, idraki kaldır, muktedirsen âdemiyetten!” Madımak Oteli, Kültür merkezi veya müze haline getirilebilinir. Hatta bir altın çerçeve içine alınabilir. Orada yakılanların resimleri, zümrüt çerçeveler içinde binanın ön yüzüne asılabilir. Bu davranış, hiçbir şey ifade etmez. Çünkü, tamamen cehalete dayanan Alevi-Sünni gerginliği, hatta düşmanlığı ortadan kaldırılmazsa, yarın aynı bölgede yeni Madımak faciaları meydana gelebilir. Bilmeliyiz ki, en büyük düşmanımız cehalettir. Ve sadece Sivasımızı değil, bütün Türkiyemizi yürekten yaralayan o Madımak yangınının altında da, zifiri bir cehalet debelenip durmaktadır. Bakın şimdi biz, bin yıldan beri Alevî kardeşlerimize şu gerçeği bir türlü anlatamadık. Hz. Ali 661 yılında, Hz. Hüseyin ise 680 yılında şehid edildiler. Biz Türk milleti olarak, daha o yıllarda Müslüman değildik. Müslümanlığı kabul tarihimiz, 914, (bazı kaynaklara göre 950) yılıdır. Yani Hz. Ali, biz Müslüman olmadan 299 yıl önce, Hz. Hüseyin ise 270 yıl önce şehid edildi. Yani onların şehid edilmesiyle bizim milletimizin değil, yüzde, binde, milyonda, trilyonda bir bile suçumuz yoktur. Üstelik biz millet olarak Müslüman olduktan sonra, Hz. Ali’yi de, Ehl-i Beyti de en az Alevîler kadar sevmişizdir. Hal böyle iken, Alevîlerin bize Yezid diye söylenmelerinin, bizim onlara Kefere diye homurdanmamızın saçmalığını düşünebiliyor musunuz? Madımak Oteli için yaklaşık 6 milyon lira istimlak bedeli ödendi. Aziz devletim, 1-2 milyon lira sarf ederek Hz. Ali’yi ve Hacı Bektaş Veli’nin MAKALAT isimli eserini 1-2 milyon adet bastırıp Alevî ve Sünnî camiaya dağıtabilseydi ve o eserlerin okunmasını sağlayabilseydi, o zaman ciddi bir hizmet yapmış olurdu. MADIMAK otelini kamulaştırıp bir kültür merkezi veya müze yapmak, kel başımıza şimşir tarak almak gibidir. Çok yazık! Çok yazık! Çok yazık! Yine, suya delik açmaya çalışıyoruz!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT