BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hindistan’ı da
unutmadık

Hindistan’ı da
unutmadık

İhlas Vakfı, Kurban Bayramında öğrenci yurtlarının et ihtiyacını karşıladıktan sonra artan kurbanları uzak ülkelerde kestirerek unutulmaz bir hizmete imza attı.



> Bayram günü Delhi’de cuma namazı... Hintli kardeşlerimiz Türkiye’den çok şey bekliyor. Türkiye’de Müslüman oranı neredeyse yüzde yüz. Hindistan’da ise % 13-14 filan. Ancak ülkenin bir buçuk milyara yaklaşan nüfusunu dikkate alırsanız Türkiye’nin üç misli Müslüman yaşıyor. Bunların bir kısmı (Özellikle Delhi’dekiler) orta direk, yağlarıyla kavrulabiliyorlar. Ancak kuzeye ilerledikçe fakirlik ve sefalet artıyor. Mahrumiyet kelimesi lügattaki mânâsını buluyor. İrfan Turizm, hazırladığı turlar vesilesiyle Hindistan Müslümanları ile daha evvel sıcak dostluklar kurmuştu. Dolayısı ile İhlas Vakfı kardeşlerimizin durumundan bir şekilde haberdardı. Nitekim İhlas Vakfı Mütevelli Heyeti vekaletini aldıkları kurbanların bir kısmını Hindistan’da kestirerek önemli bir hayra vesile oldu. ZAMANLA YARIŞ Bu iş için Şaban Çakır vazifelendirildi. Arkadaşımız Hindistan’ın değişik bölgelerinde 125 adet büyük baş hayvanı (titiz bir muayeneden geçirdikten sonra) satın aldı. Kasaplar buldu, kestirdi, yüzdürdü, parçalattı ve dağıttı. Vekaletleri titizlikle takip etti, gerçekten ağır bir işi yüzünün akıyla başardı. Bu hizmetin deruhte edilmesinde İrfan Turizm’in Hindli rehberlerinden Ahmet Kureyşi’nin de büyük payı vardı. Kurbanların mümkün mertebe değişik yerlere ulaşmasına çalışıldı. Mazhar-ı Canı Canan ve Abdullah-ı Dehlevi gibi büyük İslam alimlerinin medfun olduğu dergâhın idarecisi Enes Efendi bu niyet karşısında çok duygulandı. Enes Efendinin talebeleri de hizmete talip oldular. Kalküta’dan Mevlana Abdülhay, Bengal’den Mevlana Badurul İslam, Bihar’dan Mevlana Mezahir Hüseyn organizasyonda bilfiil vazife aldı. KUZEYE DAHA KUZEYE Hindistan Müslümanları özellikle kuzeyi işaret ettiler. Mesela Delhi’den 190 km. uzaklıktaki Bijinur’un Nihtor kasabasında kesim yapmak çok yerinde olacaktı. Yaklaşık 6 saat süren bir yolculuğun sonunda ulaşılan Nihtour anlatıldığı kadar vardı. Bu kasaba Türkiye’nin 50 yıl evvelki halini yaşamaktaydı. Yollar perişan, binalar haraptı. Su tulumbalardan çekiliyor, kadınlar başlarında koca koca bidonlarla adeta sürünüyorlardı. Havaliye verilen elektriği şeker fabrikası kullandığı için geceleri ortalık zifiri zindandı. Evlerde gaz lambalarıyla aydınlanıyorlardı. Şehrin nüfusu 150 bin. % 85-90’ı Müslüman. Erkek çocuklarının neredeyse tamamının adı Muhammed. Kimi Mir Muhammed, kimi Nur Muhammed... TÜRKLER GELDİ! Bayram günleri sayılı, vakit dar. Şaban Bey 30 bin Müslüman’ın yaşadığı Umri ve 50 bin Müslümanın yaşadığı Hindru’da kesim yaptırdıktan sonra alel acele Nihtour’da kesime başlıyor. Her ne kadar halk yardım etse de yüzme, parçalama işi akşamı buluyor. Ahmet Kureyşi Cami imamları kanalıyla minarelerden anons yaptırıyor. Paketlenen etler toplanan muhtaçlara (takriben 4 bin kişi) dağıtılıyor. Dikkat çeken bir şey kadınlar kalabalığa girmiyor, daha ziyade çocuklarını yolluyorlar. Civarda bulunan Kari, Cronda gibi 5 kasaba da unutulmuyor, kamyonetlerle fukaralara ve Kur’an kurslarına et yollanıyor. Mahalli basın için bu değeri olan bir haber. Muhabirler döne döne deklanşöre basıyor, röportajlar yapılıyor. Türk vakıf ve derneklerinin sınır ötesinde gerçekleştirdiği bu hizmetler büyük yankı buluyor. Artık uzak ülkelerde Türkiye ve Türkler konuşuluyor. DERT BİR DEĞİL Kİ Bölge milletvekillerinden Abdürreşid Bey çok dertli... Genç kızların 500 dolar bulamadıkları için evde kaldıklarını anlatıyor. 500 dolar bizim için çekirdek parası ama onlar için koca bir hayal. Bu parayı toplayacak da yuvasını kuracaklar. Belki size tuhaf gelecek ama burada başlık parasını kızlar veriyor. Ne yazık ki kökleşmiş bir gelenek olmazsa olmaz... Mektep çocukları, yaşlılar, dullar, yetimler, kendi çabaları ile ayakta durmaya çalışanlar. Kimi dinleseniz dertli, hangisinin elinden tutsak acaba? Anlaşılan şu ki sadece Kurban’da değil başka zamanlar da gelmeliyiz, buralarda yapılacak çok iş var zira.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT