BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İki kitabın anlattıkları

İki kitabın anlattıkları

Hanefi Avcı’nın “Haliç’in Simonları” kitabı da oldukça enteresan; Şamil Tayyar’ın “Çelik Çekirdek”i de. Her ikisinin de maksadı aşan ve yoruma açık tarafları var mutlaka. Da... ikisine bakıp son 100 senenin fotoğrafını görmek mümkün yine de; hem de üç boyutlu. Bazıları şöyle:



Hanefi Avcı’nın “Haliç’in Simonları” kitabı da oldukça enteresan; Şamil Tayyar’ın “Çelik Çekirdek”i de. Her ikisinin de maksadı aşan ve yoruma açık tarafları var mutlaka. Da... ikisine bakıp son 100 senenin fotoğrafını görmek mümkün yine de; hem de üç boyutlu. Bazıları şöyle: * CHP ve TSK “İttihat ve Terakki” kökenli. İhtilal ile beslenen cuntacı yani. İttihat ve Terakki’nin düsturu; “ordu merkezli ihtilal” idi. TSK da aynı yolun yolcusu oldu hep. * Atatürk “İttihat ve Terakki”nin 1909 yılı Kongresi’nde subayların siyasetin dışında kalmasının gerektiği tezini savundu. O yetmedi, Cumhuriyet’i kurduktan sonra askerlerin üniformalarını çıkarmadan siyasetle uğraşmasını yasaklayan kanun çıkardı. Fakat fanteziden öte geçmedi. * “İttihat ve Terakki”nin kadroları Milli Mücadele’nin kadrolarını oluşturdu ve daha sonra bu kadro CHP’yi kurup orada öbeklendi. CHP “İttihat ve Terakki”nin siyasi, TSK da bürokratik kanadını meydana getirdi. Can ciğer kuzu sarması! * 1920’li yıllar Atatürk Dönemi’ydi. 30’lu yıllar ise İnönü Dönemi. İnönü Dönemi öyle bir dönemdi ki, o yıllarda Atatürk iktidar gücünü önemli ölçüde kaybetmekle kalmadı, ismi dahi anılmaz oldu. Ancak, 10 Kasım 1938 günü ölümüyle medyada yer alabildi Atatürk. Para ve pulların üzerinde dahi İsmet İnönü’nün resim ve imzası vardı. * Ne zaman ki, 1940’lı yıllara gelindi ve toplum bazı şeyleri sorgulamaya başladı, CHP yönetimi, Atatürk ilke ve inkılaplarını raftan çıkarıp halkın önüne koydu. Tek maksadı; halkı korkutup baskı altında tutmaktı! * TSK, CHP dönemlerinde hep iktidardı. Sağ parti hükümetleri döneminde ise iktidarların değişmez ortağı oldu. CHP adeta TSK’nın “emir subayı” gibi davrandı. Sağ partiler ise taviz vermek zorunda kaldı. * 27 Mayıs 1960 günü asker darbe yapıp yönetime el koydu. Hemen kendi hukukunu oluşturdu tabii. 1935 yılında çıkarılmış olmasına rağmen kimsenin dikkatini çekmeyen 2771 sayılı Ordu Dahili Hizmet Yasası’nın 34. maddesinde yer alan “Ordunun vazifesi Türk yurdunu ve teşkilatı esasiye kanunu ile tayin edilmiş olan Türkiye cumhuriyetini kollamak ve korumaktır” hükmü, 1961 yılında ayrı bir madde (TSK İç Hizmet Kanunu madde: 35) olarak düzenlenerek darbenin hukuki gerekçesi hâline getirildi. Ayrıca, “milli savunma politikası” yerini “milli güvenlik politikası”na bıraktı. * 1982’de ise Milli Güvenlik Kurulu, bir istişare kurulu olmaktan çıkarılıp talimat veren bir kurul hâline dönüştürüldü. Gerçekleştirilen sayısız darbe ve cuntalara hukuki gerekçesi olsun diye çıkarılan 35. Madde, darbeleri meşru kılan bir kanun olup çıktı. * “Cumhuriyeti koruma ve kollama” göreviyle görevlendirilen TSK artık “dış düşman” yerine “iç düşman” ile savaşır oldu. “Terör” ve “İrtica” tehdidi “iç düşman” sayıldı. * İnönü İngiliz destekli bir liderdi. Bir dönem de Sovyetler Birliği ile flört etti. Daha sonra ise Almanya’ya yöneldi. CHP Avrupa hayranı olurken, sağ partiler ABD ile iş birliğini yeğledi. * Cumhuriyet tarihinin en belirgin sözlerinden biri hiç şüphe yok ki, insanların boynuna kolaylıkla asılıveren “hain” yaftası oldu. “sivil dikta” veya “sivil vesayet” de öyle. İhtilalci gruplara destek veren medya, Menderes Hükümeti’ni yıpratmak için bu dedikoduları sürekli pompaladı. Orada kalmadı tabii. Günümüzde bile çok örneği görülüyor bu yaftalamanın. * Türkiye’de bir araya gelip de “işimizi nasıl daha iyi yaparız” diyen hiç olmadı. 3-5 kişi dahi olsa, bir araya gelen gruplar daima, “devletin gücünü nasıl ele geçiririz” ve “ne yapalım da ülkeyi biz yönetelim” sorusunun cevabını aradı. “Koruma ve Kollama” görevinin bir başka tezahürü belki de!!!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT