BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilgi, muhabbet, birlik

Bilgi, muhabbet, birlik

İsmail Bey Gaspıralı’nın 1906 yılında Bulgaristan’daki Müslümanlara yaptığı bir ihtarı geçen hafta bir vesileyle tarih profesörü Ömer Turan dostumuzdan dinledik...



İsmail Bey Gaspıralı’nın 1906 yılında Bulgaristan’daki Müslümanlara yaptığı bir ihtarı geçen hafta bir vesileyle tarih profesörü Ömer Turan dostumuzdan dinledik... Gaspıralı Rusçuk’ta çıkan Tuna gazetesinden yayımlanan mektubunda diyor ki: “Kırım muhacirleri veya ki bunların evlâdı Tatarlar ile yerli Türkler anlaşamıyorlar imiş. Sevdiğim kardaşlar nedir o ki taksim edemeyip iddia ediyorsunuz? Başlara gelenler az oldu da daha gelsin için mi çabalıyorsunuz? ..... Öyle bir zamana girildi ki birlik, muhabbet ve bilgi iktizadır, bunların cüz’i noksanı küllî ziyanları mucib oluyor ve daha ziyade mucip olacaktır.” Birlik, muhabbet, bilgi... Memleketimizde kaynamakta olan kazana bakarken bu üç düsturun eksikliğini görüyoruz. Önce bilgi mi kayboldu, muhabbet mi? İnsan bilmediğini sevmez derler. Öyleyse önce bilgi. Bizde eksilen ilk şey o. Herkes “bilgisini” konuşturuyor, herkes bilgisinin kibri içinde amma velâkin, tarihte yaşadıklarımız, coğrafyamızın geçmişi, atlattığı bâdireler, hâlihazırdaki realiteleri, gelecekte karşılaşılacağı gün gibi aşikâr meseleler, dünyadaki dengeler... galiba bilinmez oldu, bilmemeyi tercih eder olduk. Bilgiyi boşverdik. Ardından sevgiyi kaybediyoruz. Vatan toprağı üzerindeki insanlar giderek birbirlerine kucak açmaz oluyor. Birbirimize karşı tahammülsüzlük, öfke yükseliyor... Ve birlik ruhunu kaybediyoruz. Bir arada yaşama iradesi kaybolmakta. “Tek” ve “ortak” olan “şey”lerin kıymeti unutulmakta. Bilgi, muhabbet, birlik.... Çok boş kelimeler mi? Neyi paylaşamıyoruz dostlar? Anadolu yarımadasında bin yıldır hal hamur olduktan sonra şimdi neyin kavgasındayız? Şu ülkeye bakın... Haritadaki yerine bakın! Sonra topraksa toprak... Ova, yayla, vadi... Güneşse güneş, yağmursa yağmur, ırmaksa ırmak, gölse göl, denizse deniz... Sayısız ürün çeşidi yetiştirmeye elverişli verimli araziler. Taşı sıksa un edebilecek genç nüfus. Bizim dertlerimiz, konuştuğumuz konular şunlar olmalı: Hayvancılığı nasıl şahlandırabiliriz? Tarımda üretimi nasıl ikiye katlayabiliriz? Yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizi daha iyi değerlendirmenin yolları? Okuma yazma oranını, eğitimin kalitesini nasıl yükseltebiliriz?.. Konuştuğumuz konular bunlar olması gerekirken, gece gündüz nasıl bölünürüz tartışması yapmak akıl kârı mıdır? Yine de, -ekranlardan, gazetelerden yansıyanların aksine- halkımızın büyük çoğunluğunun “tek” ve “ortak” olan “şey”lerin sağladığı kuvvet, emniyet ve saygınlığın farkında olduğunu ümid ediyorum.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT